Agatha Christie 'den okuduğum ilk eser On Küçük Zenci'ydi. Ancak üzerinden neredeyse 5-6 yıl geçtiği için yazarın dilini unuttuğumu söyleyebilirim; bu yüzden Yedilerin Gizemi benim için gerçek bir başlangıç oldu.
Aslında bu kitaptan önce Köşkteki Esrar 'ın okunması gerektiğine dair öneriler görmüştüm. Fakat ben onu erteleyip doğrudan bu kitaba başladım. Bu durum olayları anlamama engel olmadı; sadece karakterler kendi aralarında 'dört sene önceki olay' gibi atıflarda bulunduğunda ufak bir merak uyandırdı o kadar..
Şimdi kitap hakkındaki düşüncelerime gelelim. Agatha Christie hayranlarının, onca kitabı usanmadan nasıl okuduklarına hayret eder onları takdir ederdim. Ancak bu yazarın kitaplarıyla doğru düzgün tanışmadığım için bu olaya anlam veremiyordum. Bugün, hatta şu an kitabı okuyup bitirdikten sonra taze hislerimle şunu diyebilirim ki o hayranlara hak veriyorum. Gerçekten o heyecanı yaşamak için o kitapları okumaya değermiş.
Kitaba başlarken zaten birinin öleceğini biliyordum ancak nasıl öleceğini, kimin neden ve nasıl öldüreceğini elbette bilmiyordum. Doğrusu kitabın başında ve ortalarında heyecan düzeyim 5-6/10 seyrediyordu. Hatta bazı yerlerde sıkıldığım bile olmuştu. Ancak kitabın son 30 sayfası... Gerçekten heyecanın üst düzey olduğu sayfalardı benim için. Özellikle katilin kim olduğunun ortaya çıkması, kitap boyunca yaşanan olayların arka yüzü ve pek ummadığım bir aşkın başlaması...
Arkadaşlarıma bu kitabı tavsiye edip mutlaka okuyun diyeceğim. Bu incelemeyi okuyan herkese; hem bu kitabı tavsiye ediyorum hem de teşekkür ediyorum..