Incelemeye Goethe'nin Johann Wolfgang Von Goethe bir şiiri ile başlamak istiyorum;
"İyilik ve lûtfun nereye gittiğini,
Niçin araştırıyorsun durmadan!
Sen pastanı suya bırak da bak,
Kime nasip olur tadına bakmak!"
Bizde "Sen iyilik yap denize at, balık bilmezse Hâlik bilir" diye bir söz vardır:)
Size de tanıdık gelmiştir:)
Siz o ilhama değil onu verdirene bakın diyeyim ben de ..
Goethe müthiş bir şair, bir Filozof, gerçek tarafsız bir araştırmacı.
Kitap isminden de belli olduğu üzere, Goethe'nin Islam ve Islam peygamberi Hazreti Muhammed'i anlattığı bilgiler ve şiirler ile doluydu.
Araştırırken Peygamberimize hayranlığı, şiirlerine yansımış adeta. Ondan o kadar çok ilham almış ki, şiirleri de yukarıda yazdığım deyim kadar benzerdi..
Hatta peygamberimize bir kaside bile yazmış.
Yazara gelince, o da Goethe'yi ve onun bakış açısını,hayal dünyasını çok iyi değerlendirebildiği için, bunu biz okurlara anlaşılır bir şekilde anlatmış. Goethe'yi ve onun hayat felsefesini bambaşka bir pencereden okudum sayesinde.
Ve ben bu yönü ile, onu çok takdir ettim.
Keşke Almanya'da, Goethe'nin Islam dinine ve peygamberine objektif bir anlayış kazandırma gayreti devam edebilseydi, şimdilerde tırmanan Islam düşmanlığı (Islamafobi) diye bir şey olmazdı.
Bu kitabın da atıfta bulunduğu çok onemli bir noktaydı gerçekten.
Kitabın çevirisini yapan Senail Özkan buna şöyle değinmiş;
"Almanya'da Türk asıllı olarak dünyaya gelen insanlar aslında zor bir durumdadırlar: Onlar, kendi ülkelerinde tam Türk olarak kabul görmediklerini bilirler, ama diğer taraftan Almanya'da da tam Alman olarak kabul edilmezler. Böylece bilhassa genç bay ve bayan Türkler bölünmüş bir kimlik sancısı çekerler. Onlar Türk olarak kendilerini diğer Almanlardan pek farklı görmezler, bilakis her şeyden evvel Müslüman olarak görürler.
Bununla birlikte onlar Alman tefekkür tarihinde İslam izlerini keşfedebilir, daha doğrusu Müslüman olarak Alman kültürüyle manevi bir diyalog kurabilir ve Alman kültürünün temsilcisi olabilirler. Böylece de onlara İslam ve Alman kimliklerini barıştırma imkânı verilmiş olurdu..."
Çevirmenin Senail Özkan bu kıymetli tespitine ben de Almanya'da yaşayan ve aynı duygulardan geçen biri olarak gönülden katılıyorum..
Benim deyimimle de, aslında bize biraz daha fazla fırsatlar verilse, Almanlar ve Türkler, Hıristiyanlar ve Müslümanlar arasında bir gönül köprüsü kurabiliriz.
Bunu inşaa etme gayretimiz çok, bu gayretlerimize saygı duyanların da sayısı artışta. Siyasiler hariç!
Halk olarak birbirimizin dinine saygı gösteriyoruz.
Tabii Goethe'nin namaz kılanları gördüğünde yaşadığı o derin saygısı ve bunu kendisi için bir lütuf olarak görmesi kadar olamasa da.
Son olarak kitapta sadece Peygamberimizin değil, Goethe'nin Hafız'ın, Sadi'nin ve birçok Islam yazarlarının hayranı olduğunu ve şiirlerinde özellikle Hafız'dan çok ilham aldığını belirtmeliyim.
Kitapta, tabii bazı hoş olmayan satırlar olsa da, oralara hiç girmeden, bütüne bakıp değerlendiriyorum.
Son söz; Bizde de günümüzde "falanca Hoca'yım" diye ünlenen, ama Islam'a hiçbir katkısı olmayan şahsiyetlerin Goethe'yi Johann Wolfgang Von Goethe okuyup biraz feyz almasını diliyorum:)
Büyük bir ilgi ile okudum, tavsiye ediyorum.
Yazara Katharina Mommsen ve çevirmen Senail Özkan Senail Özkan'a selam olsun.
Keyifli okumalar diliyorum ..