Senail Özkan

Senail Özkan

YazarÇevirmen
8.3/10
24 Kişi
·
75
Okunma
·
5
Beğeni
·
427
Gösterim
Adı:
Senail Özkan
Unvan:
Mütercim Tercüman, Sosyolog, Yazar
Doğum:
Gümüşhane, Türkiye, 1955
İlk ve orta tahsilini Gümüşhane’de yaptı. 1974 yılında başladığı Hacettepe Üniversitesi Elektronik Mühendisliği bölümünden 1978’de ayrılarak Almanya’ya gitti. 1979-1985 yıllarında Bonn Üniversitesinde Felsefe, Alman Edebiyatı ve Sosyoloji okudu. Üç yıl tekstil ticareti ile uğraştı. Uzun yıllar Köln ve Bonn’da yeminli tercümanlık yaptı. 1998 yılında Türkiye’ye döndü. İstanbul’da oturmakta ve mütercim ve yazar olarak hayatını devam ettirmektedir. Evli ve iki çocuk babasıdır. Mevlana, Hafız, Sadi,Gülşehri, Fuzûlî ve Muhammed İkbal gibi Türk filozoflar hakkında birçok araştırmada bulunmuştur. Annemarie Schimmel ile tanışmış ve ondan etkilenmiş ve tercümeler yapmıştır. Eserleri genel olarak Türk ve Alman felsefesini sentezlemektedir.
Nerede olursan ol, bulunduğun yeri derin kaz!
Aşağılardadır kaynak!
Bırak varsın bağırsın karanlık adamlar:
“Her zaman aşağılardadır - Cehennem!”

Nietzsche
Senail Özkan
Sayfa 48 - Ötüken
Ey şehvet, ey cehennem
Ey haz, ey aşk,
Sen ki doyurulamazsın
Göklerin derinliklerinden
Beni çekip aldın,
Ve aşağılara fırlattın
Yeryüzüne toz toprak içine attın:
Şimdi prangalı mahkûmum burada.
~ Schopenhauer
Hiçlik, yokluk, fânilik her zaman bir son değildir. Ölüm, siyah veya beyaz renklere bürünebilir; Heidegger'in dediği gibi ölüm bazen bir kırılma, bir yıkılış, yok oluş olduğu gibi bazen de ''varlık'ın aşikâr olması'nı (Gebirg des Seins), açığa çıkarmasını, kurtuluşu müjdeleyebilir. İyi bakılırsa hayatın köklerinin ölümün derinliklerinde olduğu kolayca görülecektir.
İyi Alman olmak demek Almanlığı aşmak demektir dedim bir
defasında: fakat bugün bu hakkım teslim edilmek istenmiyor.
Goethe olsa belki bana hak verirdi.
Senail Özkan
Sayfa 33 - Ötüken
Fırtınalı bir gecenin tam ortasında,
Büyük korkularla uyandım,
... ne bir pırıltı, ne zayıf bir ziya
Hiç geçit vermiyordu derin gece.
Önünden çekilmiyordu güneşin sanki,
Öylesine sabit ve kapkaranlık yatıyordu ki,
Sandım bir daha gün doğmayacak:
Bu büyük korku boğazıma sarılacak
Burada [Ecce homo’da] ilk defa Zerdüşt’üm ışıklandırılıyor,
tüm asırların ilk kitabı, geleceğin Incil’i, tüm beşeriyetin kaderini
ihtiva eden insan dehâsının en yüksek patlaması.
Senail Özkan
Sayfa 22 - Ötüken
530 syf.
·16 günde·9/10
Okuduğum ve incelediğim Kitap, İyi Adam Yayınevinin basımını yaptığı versiyondur. Bu basımı seçme sebebim, eserin ilk Türkçe çevirisi olmasıdır. Çevirmen Dr. Bayram Yılmaz, Goethe'ye ait bazı metruk şiirleri esere dahil etmemiştir. Bazı diğer yayınevlerinin çıkardığı versiyonlar daha fazla/az içerik barındırıyor olabilir.

Eserin içeriğine dönecek olursak, kitap İlk olarak 1819 yılında neşredilmiştir. Goethe eserinde, Doğu kültüründe yer alan tasavvufu ve İslam inancının vahdaniyet açısından ele alınmış şekli üzerine divan tarzında şiirler yazmıştır.

Goethe aslen doğu diyarlarını görmemiştir. Doğuya seyahat eden bazı gezginleri dinlemiş, tasavvufi eserleri okumuş ve bu bilgiler ışığında eserini kaleme almıştır. Bu yazımı sırasında da özellikle; Hafız, Şeyh Sadi Şirazi, Mevlânâ Celaleddin Rumi ve Nizami'ye yer vermiştir. Zuleyha konusuna pek çok şiirinde değinmiş, İslam inancı ve Hz. Muhammed s.a.v'e methiyeler etmiştir.

Eser Batı'da tanınsa da, Doğu kültür ve medeniyetlerinde hak ettiği ilgiyi görememiştir. Ayrıca tavsiye olarak: Alman diline hakim okurlar eseri kendi orjinal dilinde okurlarsa, sanırım harmoniyi daha iyi yakalayabileceklerdir. Keyifli okumalar dilerim.
Okuyucu üzerine
O, ızdırap dolu yoksunluk kokan sayfalarda kaybolmuş, bir o kadar yoksul ve fakirlik dolu hayatlarında edebi yaşam üzerine tefekkür etmiş düşünürleri kendince yorumlayanlar; melankolinin ne olduğuna iştirak edemeyen budala kafalar, ne duygusal bir zemin bilirler, ne de içten bir okuyucudurlar. Azameti bilmezler aile parası ile kitaplar ile odalarını süslerler. Sürünün içine karışmış birey süslenip, arkadaş gezmelerinde veyahut iş ilişkilerinde, gerzek ve aptallığından ödün vermeksizin; her gün aynı halleri tekrar edip, yoğun bir yalnızlık çektiğini var saymaktadır. Hiçbir insan gerçekte yalnız değildir! Bu ölüm vuku bulduğunda herkesin yalnız öleceği gerçeğini değiştirmez. Her okur kokuşmuş bir okuyucudur.

Felsefe ve edebiyat okumak dudak büzüp surat asmak ile hiçbir zaman gerçekleşmemiştir. Dolayısıyla, oksimoron bir toplumu göz önünde bulundurarak; her beğenin paha-biçilmez alıcısı olduğu, o sözün bir gerçekliğinin yıllarca üzerinde düşünüldüğünü, okuyucu o an okumuş olduğu kitapta buna asla vakıf olamaz. Zira söz ettiğim kitle bunu beğenmekte olup, tahsilli ucubelerden süre geliyor. Sözüne ettiğim kitle daha biyolojik olarak gerçekte, salgı bezleri bile çocuk oluşuna işaret ederken, iki filozof ve edebi dünyaya mal olmuş eseri okurken, hemen bir karamsarlık duygu yoğunluğu yaşadığını sanıyor. Dolayısıyla, okurların günümüzde sarıldığı kitaplar, içtenliği bakımından içi boş dahi denilemeyecek düzeydedir. Bugün bir kuruşunuz eksik ise eğer, kitap elde etmenizin imkanı yoktur. Sertifika ile felsefe öğretmenliğine soyunanlar mı, yoksa bilindik sitelerden Aforizmalar ile kişiliğinin sözlerini arayanlar, aynı savlarda yüzen birbirlerine yabancı olmayanlardır.
Popülist kültürün dizayn ettiği okurlar, kitap tahsis ederek; nüsharın en güzeline kavuşuyormuş hissi uyandırarak kendini tatmin etmesinden başka bir şey değildir. Nitekim kütüphane gezmeyerek arkadaş tavsiyesi ile felsefeye nereden başlanır, söz gelimi: bana kitap tavsiye eder misin! Sözleri vuku buluyor. Gerçekte hiçbir şeye vakıf olamayacağımız gibi, okuyacağımız şeylerde kısıtlı oluyor. Söz etmek istediğim bir konu sıfatı dahi taşımıyor. Sırf bu alıntının üzerine değinmek istedim.

Kafa tasının üzerine çivi çakıyormuşcasına; şu sözlere ver bırakıyorum...

(O, felsefeyi inanılmaz bir sevgi, ihtiras ve samimiyetle yapmıştır. Tefekkür konusunda olabildiğince rasyonel ve radikaldir, ama bununla birlikte duygusal ve samimidir. Hayatının sonuna doğru bir arkadaşına şöyle der:

''Bir felsefe, sayfalar arasında gözyaşı dökülmüyorsa iç çekip ağlanmıyorsa, dişlerini sıkma, öfkelenme yoksa genel olarak karşılıklı öldürücü vurulmanın korkunç gümbürtüsü duyulmuyorsa o felsefe, felsefe değildir.'' ~ Schopenhauer)

Sözü edilen arkadaşı ve yakın dostu Julius Frauenstädt olabileceğini düşünmüyor değilim.
452 syf.
·Beğendi·10/10
Nietzsche'nin felsefesini ve düşüncelerini anlatırken onun dilini ve üslubunu rehber edinerek samimiyetle aktaran bir yazıma sahip. Nietzsche ile yeni tanışan ve onunla birlikte bir yıldız doğurmak isteyen biri için ideal ve yalın bir eser.
415 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Senail Özkanın kaleminden tavsiye ettiğim bir kitap. Birçok ünlü felsefecilerin etkilendiği ve Nietzsche gibi değerli bir filozofun hocalığını yapmış olan Arthur Schopenhauer'un felsefi anlayışını dile alan güzel bir kitap.

"Schopenhauer tam bir paradokslar filozofudur. Ateisttir, mistik ve pesimisttir; hayatı ve felsefesi paradokslarla doludur. Ancak o tezatlar ve tereddütlerden yılmayan bir filozoftur. Sözünü sakınmadan söyler; doğruluk, cesaret ve samimiyet onun karakteridir. O, insana ürperti ve korku veren; ve âdeta bir soyut kavramlar dağı halini alan felsefenin dağ dağ problemleri arasında bir akrobat cesaretiyle ve bilgece dolaşır."
452 syf.
Okunması hic kolay olmasa da Sosyoloji ve Felsefe bölümü öğrencilerinin dikkatini çekeceği bir kitaptır. Dili ve üslubu Nietzsche'ye yaraşır bir sekilde olmuş.
236 syf.
Annemarie Schimmel için bir yabancı demek çok doğru değil; zira o kültürel açıdan ciddi bir Osmanlı Hanımefendisi durumundadır; bilenler bilir. Sanırım Mevlana'nın şu sözleri Sayın Schimmel'in ruh halini anlatmak için bire bir olacaktır! Gönlüme girince sen, Kapıyı arkadan kilitledim…

Kitap, ağır okunan bir eser. Belli başlı konulara vakıf olmayı gerektiriyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Senail Özkan
Unvan:
Mütercim Tercüman, Sosyolog, Yazar
Doğum:
Gümüşhane, Türkiye, 1955
İlk ve orta tahsilini Gümüşhane’de yaptı. 1974 yılında başladığı Hacettepe Üniversitesi Elektronik Mühendisliği bölümünden 1978’de ayrılarak Almanya’ya gitti. 1979-1985 yıllarında Bonn Üniversitesinde Felsefe, Alman Edebiyatı ve Sosyoloji okudu. Üç yıl tekstil ticareti ile uğraştı. Uzun yıllar Köln ve Bonn’da yeminli tercümanlık yaptı. 1998 yılında Türkiye’ye döndü. İstanbul’da oturmakta ve mütercim ve yazar olarak hayatını devam ettirmektedir. Evli ve iki çocuk babasıdır. Mevlana, Hafız, Sadi,Gülşehri, Fuzûlî ve Muhammed İkbal gibi Türk filozoflar hakkında birçok araştırmada bulunmuştur. Annemarie Schimmel ile tanışmış ve ondan etkilenmiş ve tercümeler yapmıştır. Eserleri genel olarak Türk ve Alman felsefesini sentezlemektedir.

Yazar istatistikleri

  • 5 okur beğendi.
  • 75 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 132 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.