Senail Özkan

Senail Özkan

YazarÇevirmen
8.1/10
54 Kişi
·
185
Okunma
·
7
Beğeni
·
658
Gösterim
Adı:
Senail Özkan
Unvan:
Mütercim Tercüman, Sosyolog, Yazar
Doğum:
Gümüşhane, Türkiye, 1955
İlk ve orta tahsilini Gümüşhane’de yaptı. 1974 yılında başladığı Hacettepe Üniversitesi Elektronik Mühendisliği bölümünden 1978’de ayrılarak Almanya’ya gitti. 1979-1985 yıllarında Bonn Üniversitesinde Felsefe, Alman Edebiyatı ve Sosyoloji okudu. Üç yıl tekstil ticareti ile uğraştı. Uzun yıllar Köln ve Bonn’da yeminli tercümanlık yaptı. 1998 yılında Türkiye’ye döndü. İstanbul’da oturmakta ve mütercim ve yazar olarak hayatını devam ettirmektedir. Evli ve iki çocuk babasıdır. Mevlana, Hafız, Sadi,Gülşehri, Fuzûlî ve Muhammed İkbal gibi Türk filozoflar hakkında birçok araştırmada bulunmuştur. Annemarie Schimmel ile tanışmış ve ondan etkilenmiş ve tercümeler yapmıştır. Eserleri genel olarak Türk ve Alman felsefesini sentezlemektedir.
Oysa irâdenin tabiatında müthiş bir egoizm vardır ve bu egoizm her yerde bir savaşın fitilini ateşler. Şu uçsuz bucaksız dünyada minik bir varlık olan insan, varoluş egoizmiyle dünyaya sığmayacak kadar doyumsuz ve muhteristir. Hem öylesine muhteristir ki küçük bir menfaati için acımadan başkalarını feda etmeğe hazırdır.
Kapkaranlık bulutların arasından güneşin göz kırpması, tan vakti dağların ağarması, gurub vakti güneşin batışı, karanlık bir odada bir mum ışığı... tüm pesimist tuzaklara rağmen güzeldir, iç açıcıdır, muhteşemdir. Hem öylesine muhteşemdir ki, yirmili yaşlarında göz ışığını kaybeden, ama hayata küsmeyen, tam aksine hayatı ve hürriyeti daha derinden kavrayan ve karanlıktan öç alırcasına iki pırıltılı eser geriye bırakan Mitat Enç'in dediği gibi, "Evrenin tüm karanlığı tek mum ışığını bile köreltemez."
Dante, cehenneminin malzemesini bu dünyadan almamış mıdır? Bu dünyadan almıştır, ama yine de tam bir cehennem meydana getirmiştir. Sıra cennetle onun zevklerini anlatmaya gelince, dünyamızda bu konuda pek malzeme olmadığı için, büyük güçlüklerle karşılaşmıştır... Bütün destanlar ve dramatik şiirler mutluluk uğruna yapılan mücadele, çaba ve dövüş üstünedir; hiç bir zaman sürekli, tam mutluluğu anlatmaz. Kahramanlarını, binlerce tehlike ve güçlüklerden amaca doğru götürür; amaca erişilir erişilmez, acele perdeyi indirir; çünkü yapacak işi kalmamıştır..
Nerede olursan ol, bulunduğun yeri derin kaz!
Aşağılardadır kaynak!
Bırak varsın bağırsın karanlık adamlar:
“Her zaman aşağılardadır
Cehennem!”
Schopenhauer "güzel"in "niçin", "neden", "sebep", "gerekçe", "kozalite" ve "zaman-mekân" boyutlarının ötesinde sırf estetik bir seyir için varolduğunu vurgulamak üzere, bir yerde gördüğü bir tarla çiçeğini konuşturur: Bir gün bir tarla çiçeği buldum, güzelliğine ve tüm parçalarının tamlığına hayran oldum ve şöyle seslendim: "Fakat ne yazık ki bütün bunlar onda ve onun benzeri olan binlercesinde yalnız görünür ve solup gider; hattâ çoğu kez hiç kimse seyretmeksizin ve hiçbir göz tarafından görülmeksizin."
Çiçek cevap verdi: Seni aptal! Görülmek için mi açtığımı sanıyorsun? Kendi zevkim için açılıyorum, başkaları için değil, çünkü hoşuma gidiyor. Aldığım zevk var olmaktan ve açmaktan ibaret.
Nerede olursan ol, bulunduğun yeri derin kaz!
Aşağılardadır kaynak!
Bırak varsın bağırsın karanlık adamlar:
“Her zaman aşağılardadır - Cehennem!”

Nietzsche
Senail Özkan
Sayfa 48 - Ötüken
530 syf.
·16 günde·9/10
Okuduğum ve incelediğim Kitap, İyi Adam Yayınevinin basımını yaptığı versiyondur. Bu basımı seçme sebebim, eserin ilk Türkçe çevirisi olmasıdır. Çevirmen Dr. Bayram Yılmaz, Goethe'ye ait bazı metruk şiirleri esere dahil etmemiştir. Bazı diğer yayınevlerinin çıkardığı versiyonlar daha fazla/az içerik barındırıyor olabilir.

Eserin içeriğine dönecek olursak, kitap İlk olarak 1819 yılında neşredilmiştir. Goethe eserinde, Doğu kültüründe yer alan tasavvufu ve İslam inancının vahdaniyet açısından ele alınmış şekli üzerine divan tarzında şiirler yazmıştır.

Goethe aslen doğu diyarlarını görmemiştir. Doğuya seyahat eden bazı gezginleri dinlemiş, tasavvufi eserleri okumuş ve bu bilgiler ışığında eserini kaleme almıştır. Bu yazımı sırasında da özellikle; Hafız, Şeyh Sadi Şirazi, Mevlânâ Celaleddin Rumi ve Nizami'ye yer vermiştir. Zuleyha konusuna pek çok şiirinde değinmiş, İslam inancı ve Hz. Muhammed s.a.v'e methiyeler etmiştir.

Eser Batı'da tanınsa da, Doğu kültür ve medeniyetlerinde hak ettiği ilgiyi görememiştir. Ayrıca tavsiye olarak: Alman diline hakim okurlar eseri kendi orjinal dilinde okurlarsa, sanırım harmoniyi daha iyi yakalayabileceklerdir. Keyifli okumalar dilerim.
530 syf.
·11 günde·Puan vermedi
“Doğu ve Batı arasında
Gider mânâlar peşinde;
Kısacası iki dünya ikliminde
Dolaşmak yaraşır en iyi bize."

Goethe gibi dev bir batılı yazarın islam dini hakkında çok ilginç sözlerinin olduğu islami motiflerle süslenmiş güzel bir eser okudum. Manevi şiirlerin yoğunlukta olduğu kitabın 170 sayfası mütercimin takdimi ile başlıyor. Okunması faydalı bilgiler içeriyor.

Hafız, Sadi, Mevlana gibi birçok İslam mistiğini okumuş ve araştırmış olan Goethe, İslamın gizemli aşk anlayışını çok beğenmiş. Eserinde Züleyha ve Hâtem arasındaki şiirsel diyalogda bu İslam etkisi çok net anlaşılıyor. Leyla ile Mecnun gibi aşk hikayelerinin de yer aldığı eserin tek sorunu abartılı yapılan çevirisi. Mütercim maalesef kendi tarzını kitaba yansıtmış ve kullandığı ağdalı dil okurken zorluyor. Haliyle kitap da ağır ilerliyor.

Doğu-Batı Divanındaki şiirler; İster Batılı olsun, ister Doğulu, herkesin okuyarak hazzedeceği ya da hazzederek okuyacağı tam bir kültür esintisi.
530 syf.
Tarih boyunca Batı’nın İslam algısını okuduğumuz kitaplardan öğreniyoruz; tanımadan yorum yaptıklarına şahit oluyoruz. Kilisenin tutumunu da düşünerek bir Hıristiyan olarak Goethe’nin Kur’ân-ı Kerîm’le olan ilişkisi ise oldukça dikkat çekicidir. Doğulu şairlerin şiirlerini, Kur’ân’ı ve Hz. Peygamber’in hayatını anlatan eserleri okumuştur. Ayrıca Hz. Peygamber hakkında da derin incelemeler yapmış ve bunun neticesinde Hz. Peygamber’e bir sempati beslemiştir. Doğu-Batı Divanı’nda çeşitli ayetlerden alıntılar da yapmıştır.
Doğu-Batı Divanı adlı eser, Senail Özkan’ın çevirisiyle dilimize kazandırılmış ve Ötüken Neşriyat tarafından basılmıştır. Kitabın girişinde (ilk 169 sayfasında) Goethe’nin din anlayışını, dünya görüşünü, felsefesini, tefekkürünü, Doğu’ya ve İslam’a bakışını, özellikle de klasik İslam düşüncesi, şiiri ve kültürüyle alakasını okuyucusuna takdim edilmektedir. Doğu Batı Divanı’ndaki şiirlerin hangi ilhamla, hangi kaynaklardan beslenerek kaleme alındığı da araştırılmış ve ortaya güzel bir eser çıkarılmış.
452 syf.
·Beğendi·10/10
Nietzsche'nin felsefesini ve düşüncelerini anlatırken onun dilini ve üslubunu rehber edinerek samimiyetle aktaran bir yazıma sahip. Nietzsche ile yeni tanışan ve onunla birlikte bir yıldız doğurmak isteyen biri için ideal ve yalın bir eser.
415 syf.
·9 günde·8/10
Schopenhauer'ın daha çok mistik yönünü ele alan; evreni ve varlığı algılayış biçimini lirik bir üslûp ile anlatan bir eser. Eserin üslûbunda kopukluklar mevcut. Ne tam bir roman tadı var ne de tam bir deneme. Bu anlamda bir tezat varmış gibi görünse de aksine eserin bu yönü de son derece keyif verici olmuş. Schopenhauer'ın felsefesi çok fazla terime boğmadan yeri geldiğinde selefleriyle karşılaştırarak yeri geldiğinde ise büyük filozof ile sohbet havası verilerek anlatılmaya çalışılmış. Eserin yazarı Senail Bey'in tasavvufa olan hayranlığına hemen her sayfada rastlıyorsunuz. Gerek Yunus gerek Mevlana gerek Hallac'ın birçok cümlesi ve fikri ile Schopenhauer'ın felsefesi bağdaştırılmaya çalışılmış. Tasavvufa olan bu temayülüne rağmen yazar objektifliği birçok yerde muhafaz etmiş. Büyük filozofun; dürüst, samimi, insancıl ve dobra üslûbunun hakkını daima teslim etmiş.

Felsefeden keyif alan, düşünmeyi seven, sorgulamanın tadına varan her bireyin kütüphanesinde bulunması gereken bir eser. Hayata dair birçok konuda Schopenhauer ve muhtelif filozofların yanında mutasavvıfların düşünceleri de eserin geneline yayılmış. Özellikle son kısımda yer alan ahlâk felsefe konusu öylesine güzel anlatılmış öylesine güzel işlenmiş ki zihninizde birçok pencere aralanıyor ve birçok düşünceye gark oluyorsunuz.

Hülasâ; eser ne baştan aşağı bir felsefe kitabı, ne felsefe satıhta kalmış; ne baştan ayağa bir roman ne de üslûp satıhta kalmış. Her şey çok güzel yoğrulmuş ve işlenmiş. Keyif veren, düşündüren her kitap gibi güzel ve akıcı.
415 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Senail Özkanın kaleminden tavsiye ettiğim bir kitap. Birçok ünlü felsefecilerin etkilendiği ve Nietzsche gibi değerli bir filozofun hocalığını yapmış olan Arthur Schopenhauer'un felsefi anlayışını dile alan güzel bir kitap.

"Schopenhauer tam bir paradokslar filozofudur. Ateisttir, mistik ve pesimisttir; hayatı ve felsefesi paradokslarla doludur. Ancak o tezatlar ve tereddütlerden yılmayan bir filozoftur. Sözünü sakınmadan söyler; doğruluk, cesaret ve samimiyet onun karakteridir. O, insana ürperti ve korku veren; ve âdeta bir soyut kavramlar dağı halini alan felsefenin dağ dağ problemleri arasında bir akrobat cesaretiyle ve bilgece dolaşır."
452 syf.
Okunması hic kolay olmasa da Sosyoloji ve Felsefe bölümü öğrencilerinin dikkatini çekeceği bir kitaptır. Dili ve üslubu Nietzsche'ye yaraşır bir sekilde olmuş.
415 syf.
·12 günde·Beğendi·10/10
Öncelikle Yazar ile başlayıp sonra Kitapla ilgili düşüncelerimi lanse etmek isterim. Yazar kitap için ciddi bir çalışma gerçekleştirmiş, çeşitli kaynaklardan alıntılar, örnekler ve çeşitli filozof ve düşünce adamlarının görüşlerinden yararlanmış ve kitabı sevimli ve anlaşılır hale getirmiştir.
Gerçekten düşünce Ufuk’unuzun sınırlarını aşacağınız sizi kültürlü ve bilgilenmiş hissettirecek yüksek düzeyli bir çalışma diyebilirim...
247 syf.
·17 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kitabın baş kısmı biraz sıkıcı olduğundan okumak zor geldi. bu kısımda yazar kendini güzelce övmüş onun yerine ikbal gençlik yıllarına detaylı inilebilirdi... Amma son kısımları gerçekten güzeldi. Tavsiye ederim

Acizane benim fikrim ️
236 syf.
Annemarie Schimmel için bir yabancı demek çok doğru değil; zira o kültürel açıdan ciddi bir Osmanlı Hanımefendisi durumundadır; bilenler bilir. Sanırım Mevlana'nın şu sözleri Sayın Schimmel'in ruh halini anlatmak için bire bir olacaktır! Gönlüme girince sen, Kapıyı arkadan kilitledim…

Kitap, ağır okunan bir eser. Belli başlı konulara vakıf olmayı gerektiriyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Senail Özkan
Unvan:
Mütercim Tercüman, Sosyolog, Yazar
Doğum:
Gümüşhane, Türkiye, 1955
İlk ve orta tahsilini Gümüşhane’de yaptı. 1974 yılında başladığı Hacettepe Üniversitesi Elektronik Mühendisliği bölümünden 1978’de ayrılarak Almanya’ya gitti. 1979-1985 yıllarında Bonn Üniversitesinde Felsefe, Alman Edebiyatı ve Sosyoloji okudu. Üç yıl tekstil ticareti ile uğraştı. Uzun yıllar Köln ve Bonn’da yeminli tercümanlık yaptı. 1998 yılında Türkiye’ye döndü. İstanbul’da oturmakta ve mütercim ve yazar olarak hayatını devam ettirmektedir. Evli ve iki çocuk babasıdır. Mevlana, Hafız, Sadi,Gülşehri, Fuzûlî ve Muhammed İkbal gibi Türk filozoflar hakkında birçok araştırmada bulunmuştur. Annemarie Schimmel ile tanışmış ve ondan etkilenmiş ve tercümeler yapmıştır. Eserleri genel olarak Türk ve Alman felsefesini sentezlemektedir.

Yazar istatistikleri

  • 7 okur beğendi.
  • 185 okur okudu.
  • 12 okur okuyor.
  • 429 okur okuyacak.
  • 8 okur yarım bıraktı.