"Ama ben bir ayıyım"
Mine Karakaya , Çocuk kitaplarını incelediği online bir atölyede bu kitabı önermişti. Güzel bir politik eser demişti diye hatırlıyorum hatta çok emin olamasam bile, ki gerçekten hem tatlı hem politik kıymetli bir kitap. İngilizcesini okudum ve okurken çok keyif aldım. Kış uykusuna yatan Ayımızın, kendini doğayı katleden ve bulunduğu yeri fabrikaya çeviren insanlarla karşılaşmasıyla başlayan bu fablımsı hiciv aslında hepimizin tanık olduğu birçok problemi çok samimi anlatıyor. Kişinin başkaları tarafınfan tanımlanması ve ona roller verilmesi, kapitalizmin insanı önemsemeyen tutumu, politikacıların ve açgözlü iş adamlarının halkı (insanları) umursamaması hatta halkın da bu sistemde kendi sesini üretemeyip ona verilen rollere uyması gibi birçok konuyu bu hikayeyle çok başarılı bir şekilde anlatmış oldu yazar. Bu açıdan çok sevdiğimi söyleyebilirim. Ayımızın çaresizce ayı olduğunu ispatlamaya çalışmasını, karşıdakilerin trajıkomik bir şekilde onun ayı olmadığını ona empoze etmeye çalışmaları ve bir açıdan onu manipüle etmeleri, Ayının da sonra uzun bir süre buna inanıp çalışması. Ama doğasına döndüğünde ve ihtiyaçlarını önemsediğinde tekrar huzura kavuşması...gibi aslında bize uzak olmayan psikososyal gerçekleri dile getirmesini çok beğendim. Kitabın sonunda ayımızın doğasına dönmesine mutlu oldum. Bizde aslında doğamızı anladığımızda ve doğayla beraber olduğumuzda mutlu olacağız ve kendimize geleceğiz.
Kitaplarla ve sağlıcakla kalmamız dileğiyle.
Benzer Kitap Önerileri:
- Prenses A Uyanıyor
- Boşluk
- Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca
- Laboratuvardan Büyük Kaçış (henüz okuyamadım ama atölyede incelediğimiz için büyük bir rahatlıkla önerebilirim)