Masumiyet Müzesi her şeyden önce aşk hakkında bir düşünmedir. Bir hikâye anlatmaktan çok, sevmenin ne anlama geldiğini sorgulatır. Okurken olaylardan çok duygunun kendisine takılıp kaldım. Çünkü bu romanda aşk, mutlu eden bir şey olmaktan ziyade insanın hayatına yerleşen, onu dönüştüren bir hâl olarak var.
Kemal’in sevgisi zamanla azalmıyor; bekledikçe, acı çektikçe büyüyor. Vazgeçememesi beni derinden etkiledi. Bu aşk karşılık beklemeden sürüyor ve tam da bu yüzden ağırlaşıyor. Onun yaşadığı şey bir tercih mi, bir kader mi diye düşünmeden edemedim.
Kemal’e üzüldüm. Çektiği acı gösterişli değil, sessiz ve içten. Yıllar boyunca aynı duyguyla yaşamak, ondan kaçamamak bana çok insani geldi. Bugün içinde bulunduğumuz çağda böyle bir sevgi neredeyse yok; her şeyin hızla tüketildiği bir dünyada, yıllarca süren bu duygu bana çok uzak ama bir o kadar da çarpıcı geldi.
Kitap bittiğinde etkisinden uzun süre çıkamadım. Çünkü Masumiyet Müzesi bana aşkın sadece iki kişi arasında yaşanan bir şey olmadığını; bazen insanın kendi içinde büyüttüğü, vazgeçemediği bir düşünce olduğunu hissettirdi. Bu yüzden bu roman benim için, aşkı anlatmaktan çok onu düşündüren, içimde sessiz ama kalıcı bir iz bırakan bir kitap oldu.
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk