·284 syf.····Okunma: 09 Şubat 2026 16:36 Peyami Safa’nın en önemli tarihî romanlarından biri olan Attilâ, 1931 yılında kaleme alınmıştır. Eser, Attilâ’yı bir Türk müellifin bakış açısından ele alan ilk romanlardan biri olması bakımından Türk edebiyatında mühim bir yere sahiptir. Safa, bu romanda Hun hükümdarını yalnızca askerî bir şahsiyet olarak değil, aynı zamanda insanî yönleriyle de tasvir etmeye çalışmıştır.
Romanın dili son derece sade ve akıcıdır. Uzun ve yorucu betimlemelere, anlaşılması güç kelimelere yer verilmez. Bu yönüyle eser, rahat okunabilen ve okura zevk veren bir anlatı sunar. Ancak edebî başarısına rağmen eserde ciddi tarihî hatalar mevcuttur.
Bunların başında, Attilâ’nın kardeşi Bleda’yı öldürdüğü iddiası ile Attilâ’nın eşi İldiko tarafından öldürüldüğü rivayeti gelmektedir. Günümüz tarihçiliğinde, özellikle Ali Ahmetbeyoğlu ve Ahmet Taşağıl gibi Eski Türk tarihi uzmanlarının son yıllarda ortaya koyduğu belgeler ışığında, hem Bleda’nın hem de Attilâ’nın eceliyle öldüğü kabul edilmektedir. Dolayısıyla romanda yer alan bu dramatik ölümler tarihî gerçeklikle örtüşmemektedir.
Eserde dikkat çeken bir diğer husus, Attilâ’nın askerî faaliyetlerinden ziyade aşk ilişkilerinin ön plana çıkarılmasıdır. Roman, Attilâ’nın hayatını baştan sona ele alan bütüncül bir biyografi sunmaz; daha çok gücünün zirvesinde bulunduğu son dönemlere odaklanır. Bu süreçte hükümdarın kadınlarla ilişkileri geniş biçimde işlenir ve bu anlatım yer yer tarihsel çerçevenin dışına taşar.
Bu bağlamda en belirgin hatalardan biri, Prenses Honoria meselesidir. Romanda Attilâ ile Honoria’nın fiilen görüştüğü, sarayda birlikte yaşadığı ve romantik bir ilişki kurduğu anlatılmaktadır. Oysa tarihî kaynaklara göre Attilâ, Honoria’yı hiçbir zaman görmemiştir; yalnızca Batı Roma’dan siyasi bir evlilik talebi söz konusu olmuştur. Bu ilişkinin romanda kurgusal bir aşk hikâyesine dönüştürülmesi, tarihî hakikatin açık bir biçimde tahrif edilmesidir.
Sonuç olarak Attilâ, edebî bakımdan güçlü, dili sade ve akıcı bir roman olmakla birlikte, tarihî doğruluk açısından ciddi sorunlar barındırmaktadır. Peyami Safa, Attilâ’yı insanî yönleriyle canlandırmak istemiş; ancak bunu yaparken dramatik etki uğruna tarihî gerçekleri ikinci plana itmiştir. Bu sebeple eser, bir tarih kitabı olarak değil, tarih temalı bir edebî kurgu olarak değerlendirilmelidir. Okur, romanı okurken anlatılanların büyük ölçüde sanatkârane bir tasvir olduğunu, tarihî hakikatle birebir örtüşmediğini bilerek yaklaşmalıdır.