Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·288 syf.··
Beğendi
·
2025 161. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 11 Eylül 2025 08:54
Attilâ, Peyami Safa 'nın 1941 yılında yayımlanan, tarihî kurgu ve psikolojik derinliği bir araya getiren önemli bir romanıdır. Yazar, bu eserinde Avrupa Hun İmparatorluğu'nun lideri Attila'yı ele alırken, onu sadece bir savaşçı ve fatih olarak değil, aynı zamanda iç çatışmaları olan, insanî zaaflara sahip karmaşık bir karakter olarak işler. Romanın en güçlü yönlerinden biri, Attila'nın ruhsal dünyasına odaklanmasıdır .Peyami Safa , onun gücü, hırsı ve acımasızlığı kadar, vicdan azabını, yalnızlığını ve kendi içindeki "ilkel" ve "medenî" çatışmasını da gözler önüne serer. Attila, Avrupa'ya korku salan bir lider olmasının yanı sıra, insanlığın evrensel sorunlarıyla boğuşan bir figür olarak sunulur. Attilâ, barbarlık olarak nitelendirilen Doğu (Hunlar) ve medeniyetin beşiği olarak görülen Batı (Roma) arasındaki gerilimi merkeze alır. Peyami Safa, bu ikiliği yalnızca siyasî ve kültürel bir ayrım olarak değil, aynı zamanda Attila'nın ruhunda yaşanan bir medeniyet ve vahşet çatışması olarak da işler. Bu, yazarın Türk aydınlarının zihnindeki Batılılaşma tartışmalarına yaptığı bir gönderme olarak da okunabilir. Attilâ, tarihin belirli bir dönemini anlatsa da, savaşın yıkıcılığı, iktidar hırsının getirdiği yalnızlık ve insan doğasının çelişkileri gibi evrensel konuları inceler. Eser, Attila'nın eylemleri üzerinden, insanın kendi içindeki iyilik ve kötülük arasındaki mücadeleyi anlatır. Peyami Safa, bu romanda diğer eserlerinde de sıklıkla kullandığı psikolojik tahlil yeteneğini bir kez daha sergiler. Karakterlerin düşüncelerini, duygularını ve iç dünyalarını derinlemesine analiz eder. Peyami Safa 'nın dili, tarihî bir atmosfer yaratmada oldukça etkilidir; ancak yer yer felsefî ve psikolojik ağırlığı nedeniyle okuyucu için dikkat gerektirebilir. ​Sonuç olarak,Attilâ, sadece bir
Edebiyat
AttilâPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 20231,217 okunma
6/10
·288 syf.··
2024 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Şubat 2024 00:07
Peyami Safa'nın kitabı, dilin kullanımı açısından fevkalade, ama kurgu ve içerik açısından vasat bir uzun öykü. Yine de Attila üzerine Türkçede doğru düzgün bir şey yokken, dil lezzeti açısından bu nefis metin okunmalı
Edebiyat
AttilâPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 20231,217 okunma
Puan vermedi·288 syf.··
2024 26. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Temmuz 2024 01:10
Peyami Safa'nın yazmış olduğu tek tarih romanı. Şunu başta belirtmeliyim ki diğer kitaplarına göre daha fazla eski kelime var tabi bu akıcılığa engel değil. Bizanslı tarihçilerin bilgilerinden esinlenerek Türk’ün gözünden bizlere bu tarihi kurguyu aktarmış. Az da olsa diğer kitaplarındaki gibi psikolojik tahliller mevcut. Kitabımızın konusuna gelecek olursak;Attila'nın Kerka adında karısı var ama Doğu Roma'dan kovulmuş olan imparatorunun kardeşi Onorya'ya aşık. Atilla'nın karısı bunu öğreniyor bir iftira ile Hun diyarından kovduruyor ve bunu gururuna yedirmeyen Onorya türlü oyunlarla Hun diyarına girmeyi başarıyor. Söz konusu kişi Atillâ olunca bol savaş sahneleri bekliyor insan ama burada kadınlar arasında bölüşülemeyen Atillâ mevcut. En son böyle kurguyu muhteşem yüzyılda izlemiştim
Edebiyat
AttilâPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 20231,217 okunma
Tanrı’nın Kırbacı mı, Haremin İntikamı mı?
7/10
·288 syf.··
2026 7. kitabı
Attila, merak ettiğim büyük komutanlardan biriydi. Ancak kitap beklentilerimin altında kaldı. Ben Attila’nın aşk hayatını ya da haremini değil; askerî ve siyasî başarılarını okumayı bekliyordum. “Tanrı’nın Kırbacı” olarak anılan ve Roma İmparatorluğu’na diz çöktüren bir komutan, romanda kadınlara güvenmeyen ama güzel kadınlara karşı zaafı olan sıradan bir erkek gibi anlatılmıştı. Kraliçe Kerka’ya başının üstünde, Prenses Onorya’ya ise kalbinde bir taht veriyordu. Sayfalar boyunca Onorya’ya duyduğu aşktan söz edilirken, yolunu kesen sarışın bir güzel olan İldiko’dan etkilenip onu kısa sürede kraliçe yapması bu duruma iyi bir örnekti. Kitapta gerçekten ilgimi çeken iki bölüm vardı: Paris kuşatması sırasında adı geçen Azize Jöneviyev (Genevieve)’in kadınları dua etmek için kiliseye çağırdığı sahne ve İtalya seferi sonrası Papa ile Attila arasında geçen konuşma. Genel olarak bana Muhteşem Yüzyıl’ı hatırlattı; Kanuni’nin askerî ve siyasî başarıları yerine daha çok harem hayatını izlediğimiz dönemler gibi… Yine de tarihî kaynaklardan yararlanılarak yazılmış olması ve Attila hakkında belli bir çerçeve sunması kitabın artı yönlerindendi.
Edebiyat & Roman
AttilâPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 20231,217 okunma
1/10
·288 syf.··
2023 6. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 29 Kasım 2023 15:51
her ne kadar kurgu da olsa tarihi bir figürü ele alan bir eserin tarihi altyapısının olması gerekir. bu kitapta hiç yok. kim bu Attila? yazar bu soruyu sorup araştırma zahmetine girmemiş. öyle ki kitabın son bölümünde davetliler attila'nın düğününde oturmuş sohbet ederken moğollardan ve Cengiz Han'dan söz ediyorlar. derin bir araştırma da gerekmez, Attila'dan neredeyse 800 yıl sonra gerçekleşen bi hadiseyi zaman makinesiyle mi öğrendi bu davetliler? biz okuyucuların neden haberi olmadı bundan? bütün bunları bir kenara bırakalım, Peyami Safa diğer eserlerinde yaptığı gibi burada da bolca kadını aşağılamış. şaşırmadık. şöyle olmuş: yazar bir yerlerden Attila'nın bir kadın tarafından öldürülmüş olma ihtimalini duymuş ve en iyi bildiği kadın "cinsini" aşağılama işini gerçekleştirmek için bu eseri kaleme almış. harika.
Edebiyat
AttilâPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 20231,217 okunma
Puan vermedi·288 syf.··
2024 6. kitabı
Herkese merhaba. Çooook uzun zaman sonra Peyami Safa’dan tekrar bir şeyler okumak istedim, kitap seçimi yaparken Türklük damarım ağır bastı ve Attila’yı okumaya karar verdim. Hun Türkleri’nin hakanı Attila dünyayı nasıl kasıp kavurmuş merak ediyorsanız, bu şanlı tarihi bir de Peyami Safa kalemiyle okumalısınız. Edebiyat nedir diye sorarsanız, Peyami Safa diliyle konuşma sanatı derim açık ara. Her bir cümle bir matematik denklemi gibi ince ince işlenmiş. Bazı cümleleri dönüp dönüp tekrar okuma gereği duyuyorsunuz, o kadar fevkalede anlatımlar ki, bitmesin istiyorsunuz. İskender Pala sevenler bu kitaba bayılacaktır, aynı destansı anlatımı bu kitapta da bulabilirsiniz. Kitapta, Attila’nın dünyanın gözünde nerede olduğunu, Roma ülkelerinin Attila hakkındaki fikirlerini öğreneceksiniz. Düşmanlarının bile hakkında konuşmaya korkar olduğu bu yiğit nasıl bir sona sahip dersiniz? Entrikalar, suikastlar, zaferler, aşk, ihanet, intikam ne ararsanız var bu kitapta. Peyami Safa bu duyguları o kadar güzel harmanlamış ki kimseye kızamıyorsunuz aslında. Yalnızca kendinizi akışa bırakıp olayları film izler gibi izliyorsunuz. Ben bayıldım, tarihi roman seven herkese de naçizane tavsiyemdir. Keyifli okumalar kitap dostları. Güzel bir hafta dilerim. Kitapla kalın!
AttilâPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 20231,217 okunma
Peyami Safa - Attilâ Romanı Hakkında
7/10
·284 syf.··
2026 15. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2026 16:36
Peyami Safa’nın en önemli tarihî romanlarından biri olan Attilâ, 1931 yılında kaleme alınmıştır. Eser, Attilâ’yı bir Türk müellifin bakış açısından ele alan ilk romanlardan biri olması bakımından Türk edebiyatında mühim bir yere sahiptir. Safa, bu romanda Hun hükümdarını yalnızca askerî bir şahsiyet olarak değil, aynı zamanda insanî yönleriyle de tasvir etmeye çalışmıştır. Romanın dili son derece sade ve akıcıdır. Uzun ve yorucu betimlemelere, anlaşılması güç kelimelere yer verilmez. Bu yönüyle eser, rahat okunabilen ve okura zevk veren bir anlatı sunar. Ancak edebî başarısına rağmen eserde ciddi tarihî hatalar mevcuttur. Bunların başında, Attilâ’nın kardeşi Bleda’yı öldürdüğü iddiası ile Attilâ’nın eşi İldiko tarafından öldürüldüğü rivayeti gelmektedir. Günümüz tarihçiliğinde, özellikle Ali Ahmetbeyoğlu ve Ahmet Taşağıl gibi Eski Türk tarihi uzmanlarının son yıllarda ortaya koyduğu belgeler ışığında, hem Bleda’nın hem de Attilâ’nın eceliyle öldüğü kabul edilmektedir. Dolayısıyla romanda yer alan bu dramatik ölümler tarihî gerçeklikle örtüşmemektedir. Eserde dikkat çeken bir diğer husus, Attilâ’nın askerî faaliyetlerinden ziyade aşk ilişkilerinin ön plana çıkarılmasıdır. Roman, Attilâ’nın hayatını baştan sona ele alan bütüncül bir biyografi sunmaz; daha çok gücünün zirvesinde bulunduğu son dönemlere odaklanır. Bu süreçte hükümdarın kadınlarla ilişkileri geniş biçimde işlenir ve bu anlatım yer yer tarihsel çerçevenin dışına taşar. Bu bağlamda en belirgin hatalardan biri, Prenses Honoria meselesidir. Romanda Attilâ ile Honoria’nın fiilen görüştüğü, sarayda birlikte yaşadığı ve romantik bir ilişki kurduğu anlatılmaktadır. Oysa tarihî kaynaklara göre Attilâ, Honoria’yı hiçbir zaman görmemiştir; yalnızca Batı Roma’dan siyasi bir evlilik talebi söz konusu olmuştur. Bu
Tarih
AttilâPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 20231,217 okunma
Çok olmamış!
8/10
·284 syf.··
2025 124. kitabı
·
36 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2025 16:55
Ustaya saygımdan 8 puan.. "Bastığı yerlerde ot bitmeyen" diye bilinen Attila'nın nasıl bir aşk adamı olduğunu anlatıyor. Attila, karısı ve "kapatması" üçgeninde yaşananlar biraz sıradan geldi.. Avrupa'yı ve Asya'yı korkudan titreten adam kadınlar arasında Behlül gibi.. Attila'yı olduğu gibi değilde olması gerektiği yada hayalindeki gibi anlatan usta farklı bir deneme yapmış.. Mahşer ve Yalnızız gibi başyapıtlar arasında çok ta sorun çıkartmayan yabani bir ot gibi duruyor. Yeşil, güzel, canlı..:)
Alıntı
AttilaPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 20191,217 okunma
10/10
·284 syf.··
Beğendi
·
2025 13. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2025 23:01
Attila, Türk Yazar Peyami Safa'nın 284 sayfadan oluşan yegâne tarihî romanıdır. Peyami Safa bu romanıyla, Attilâ'yı yazarken Çelik iradeli, demir disiplinli bu Türk hakanının yalnızca bir devlet adamı ve kumandan olarak değil, şahsî ilişkilerde yumuşak huylu, engin merhametli ve kendisine sığınanlara karşı ne kadar hassas yürekli bir insan olduğunu da göstererek, onu efsanelerin örtüsünden sıyırıp gerçek bir tarihî şahsiyet olarak karşımıza çıkarmıştır. Peyami Safa, Attilâ'nın şahsında, Türk cihan hâkimiyeti ülküsünün izlerini ve bozulmuş bir dünyaya yeniden nizam verme iradesini ortaya koymuştur.
Edebiyat
AttilaPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 20191,217 okunma
1/10
·284 syf.··
2021 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2021 22:30
Merhaba; Bu kitap ile birlikte Peyami Safa eserlerinin sonuna gelmiş oldum. Attila Safa'nın tek tarihi romanıdır. Ve benim en az sevdipim eseri oldu. Normalde taeihi roman severim ama bu eseri okurken çok sıkıldım ve hatta hiç sevmedim. Birincisi tasvirlerdeki o aşırı abartılar, örneklemeler benzetmeler beni aşırı yordu. İkincisi bu kitabında diğerlerine nazaran çok fazla eski kelime vardı bu akıcılığı engelleyen bir unsur. Kitabın içerisinde büyük Hun imparatoru Attilla'nın zaferleri ve sarayındaki entrikaları okuyorsunuz genel olarak. Ve kitap tamamen 90'larda izlediğimiz Cüneyt Arkın filmleri gibiydi. Ortaokul veya lise döneminde okusam belki severdim ama insan okuma anlamında biraz yol kat edince beklentileri de farklılaşıyor. Herkese keyifli okumalar dilerim. Youtube kanalım için; youtube.com/channel/UCfOYAd...
Edebiyat
AttilaPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 20191,217 okunma

Yazar Hakkında

Peyami SafaYazar · 125 kitap
Peyami Safa, Türk hikâye ve romancısıdır. Server Bedi takma ismini de kullanan yazar romanlarının yanı sıra, düşünsel yapıtları, polemikleri, köşe yazarlığı ve gazeteciliği ile de tanınır. Servet-i Fünun dönemi şairlerinden İsmail Safa'nın oğludur. Sivas'a sürgüne gönderilen babasının orada ölmesi üzerine 1901 yılında iki yaşında yetim kalmış, bu yüzden "Yetim-i Safa" adıyla anılmıştır. Babasız büyümenin acılarının yanı sıra, sekiz dokuz yaşlarında yakalandığı bir kemik hastalığı dolayısıyla 17 yaşına kadar, bu hastalığın fiziksel ve ruhsal bunalımlarını yaşamıştır. Doktorlar kolunun kesilmesinde karar kılmış, fakat Safa bunu kabul etmemiştir. Daha sonraları bu günlerdeki tecrübelerini "9. Hariciye Koğuşu" adlı romanında okurlarıyla paylaşır. Hastalık ve savaşın yol açtığı maddi sıkıntılar dolayısıyla öğrenimini sürdürememiş, 13 yaşında hayatını kazanmak ve annesine bakmak için Vefa İdadisi'ndeki öğrenimini yarıda bırakmıştır. Karton Matbaası'nda bir süre çalışan Peyami Safa, Posta - Telgraf Nezareti'ne girmiş, I. Dünya Savaşı'nın başlamasına kadar orada çalışmıştır (1914). Daha sonra Boğaziçi'ndeki Rehber-i İttihat Mektebi'nde öğretmenlik yapmaya başlamıştır. Dört yıl çalıştığı bu okulda, hem öğretmiş, hem de kendi çabasıyla Fransızca'sını ilerletmiştir. Buradaki izlenim ve deneyimlerini "Biz İnsanlar" adlı eserinde kullanmıştır 1918 yılında ağabeyi İlhami Safa'nın isteğine uyarak öğretmenlikten ayrılmış ve birlikte çıkardıkları "20. Asır" adlı akşam gazetesinde "Asrın Hikâyeleri" başlığı altında yazdığı öykülerle gazetecilik yaşamına başlamıştır. İmzasız olarak yazdığı bu hikâyelerin tutulması üzerine Server Bedi takma adını kullanmaya başlayan Peyami Safa, daha sonra 1921'de Son Telgraf gazetesinde yazmış, oradan da Tasvir-i Efkâr'a geçmiştir. Daha sonra Cumhuriyet gazetesine geçmiş, 1940 yılına kadar bu gazetede fıkra ve makalelerinin yanı sıra, roman da tefrika etmiştir. 1960'lı yıllara kadar başta Milliyet olmak üzere birçok gazete ve dergide yazan Peyami Safa 27 Mayıs'tan sonra Son Havadis gazetesinde yazmaya başlamıştır (1961). Aynı yıl Erzurum'da yedek subaylığını yapmakta olan oğlu Merve'nin ölümü üzerine büyük bir sarsıntı geçiren Peyami Safa, iki üç ay sonra İstanbul'da vefat etmiştir. Edebî hayatı İlk romanlarında sola yakın görüşler taşıyan Peyami Safa, bir hastanın psikolojisini anlattığı otobiyografik romanı Dokuzuncu Hariciye Koğuşu'nu (1931) Nazım Hikmet'e ithaf etmişti. Bu roman hariç, 1922-1939 yılları arasında yazdığı Mahşer (1924), Şimşek (1928), Fatih-Harbiye (1931) ve Biz İnsanlar (1939) adlı romanlarında Doğu-Batı sorunsalını karakterlerde somutlaştırarak işledi. Safa, bu romanlarında, ruh hallerini çözümlemede, kurguda, dilinin kıvraklığında, anlatım tekniklerindeki denemelerde başarılı bulunurken romanlarında düşünceyi öne çıkarması dolayısıyla eleştiriler aldı. II. Dünya Savaşı sırasında Nasyonal Sosyalistlere yakınlaşmasıyla dikkat çeken Safa'nın gerçekçi roman çizgisi Matmazel Noraliya'nın Koltuğu (1949) ile mistisizme yöneldi. İlk uzun hikâyesi "Gençliğimiz"i 1922 yılında neşreden Peyami Safa, para kazanmak amacıyla yazdığı kitaplarında, ilk defa ağabeyi İlhami Safa'nın takma ad olarak kullandığı, annesi Server Bedia Hanım'ın adından uyarladığı Server Bedi müstear adını kullanmış, bu takma adla yüzlerce eser vermiştir. Bunlar arasında en sevilenler Cingöz Recai macera romanları ile Cumbadan Rumbaya adlı romanı olmuştur. Peyami Safa, Türk kültür yaşamında yayımlandığı yıllarda hayli etkili olmuş Hafta, Kültür Haftası (1936, 21 sayı) ve Türk Düşüncesi (1953-1960, 63 sayı) dergilerini çıkarmıştır. Asıl ününü romancı olarak yapan Peyami Safa, bazı uzun öyküleri ile de dikkati çekmiş, yazar Batılı kaynakların bir "Zalim" olarak tanıttıkları hun hükümdarı Attila'yı aklamak amacıyla aynı adda bir de tarihsel roman yazmıştır. Tüm bu üretkenliğine rağmen yeterince tanınmamış ve tanıtılmamıştır. Hakkında yapılan çalışmalar Prof. Dr. Mehmet Tekin, Doç Dr. Mehmet Önal ve Dr. Nan a Lee Peyami Safa hakkında birer doktora tezi vermişlerdir. Beşir Ayvazoğlu'nun yazar (Peyami Safa) hakkında Ötüken Yayınları'ndan çıkmış, biyografik bir eseri bulunmaktadır. Zülfikar Uğur Yıkan, 2004 yılında Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde "Peyami Safa'nın Server Bedi İmzalı Romanları" konulu Yüksek Lisans tezini hazırlamıştır. Yazar-çevirmen Sabri Kaliç 2011 yılında Peyami Safa'nın "Dokuzuncu Hariciye Koğuşu" romanını "Exterior Diseases - Ward: 9" adıyla İngilizceye çevirmiştir. Ayrıca internet üzerinde Peyami Safa hakkındaki bilgilere ulaşabilceğiniz " peyamisafa.biz " şeklinde bir internet adresi mevcuttur.