Adı:
Attila
Baskı tarihi:
Ağustos 2010
Sayfa sayısı:
280
ISBN:
9789754377842
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Attilâ Peyami Safa'nın yegâne tarihî romanıdır. 1940'lı yılların başlarında yazılmıştır. Yazar bu esriyle, Attilâ gibi büyük bir Türk cihangirinin devrine ve kişiliğine ilk defa bir Türk gözüyle bakmış, Batı dünyasının "geçtiği yerde ot bitmez" diye karaladığı bir devlet adamı ve kumandanı Türk gözüyle değerlendirmiştir.

Yazar, yabancı kaynaklardan ve özellikle Bizans tarihçilerinin verdiği bilgilerden yola çıkarak eserini yazmıştır. Çelik iradeli, demir disiplinli bu Türk hakanının, şahsî ilişkilerde yumuşak huylu, zengin gönüllü, engin merhametli, kendisine sığınanlara karşı hassas yürekli bir insan olduğunu ortaya koymuştur.

Romanda Türk cihan hâkimiyeti ülküsünün izlerini ve bozulmuş bir dünyaya yeniden nizam verme iradesini de görmekteyiz…

"Attilâ" kimdir? Bunu kimse iyi bilmiyor. Bizzat kendi bile kendisini meçhuller içinde hissetmiştir.
Kimdir Attilâ? Buna, beşinci asır halkının hayal gücüne tercüman olarak şöyle verelim:

O, sessiz yollarıyla, gölge vermeyen şeffaf dallarıyla, alçak çalılarıyla, tavuklarla serçelerden başka bir kuş sesi duyulmayan nihayetsiz bir çölde, çalılarla şeytanlardan doğmuştur.

Kimi tarihçiler "Attilâ bir barbardır!" diyor. Latin efsanelerine göre "Attilâ" kaza ve kaderin yarattığı bir ebedi azap ve harabe Mesihidir. Bir kısım Cermen şarkı ve masallarına göre de hiç dehşet vermeyen, hatta sulhperver, tatlı, misafirperver bir hakandır. Macar ananelerine gelince, burada "Attilâ" Hun'ların ruhu olarak izah edilmiştir. 

Öyle ise "Attilâ" kimdir? Buna kendisinin verdiği cevabı söyleyelim. "Attilâ":
- Ben Allah'ın kamçısıyım! diyor.

Yunanlılara, Romalılara, Cermenlere ayakları ucunda diz çöktürerek hepsine işlediği büyük kudretiyle kiminin suçlarını cezalandıran, kiminin şer ve fesadına mani olan büyük Türk Başbuğu!

"Attilâ" Allah'ın kamçısıdır.
Attila'nın hayatından bahsetmektedir. Odekonun hain planları, Kerkanın kıskançlıkları, Onoryonun Attila'ya olan aşkını anlatmaktadır. Attila'nın savaşlarını izlediği politikayı anlatmaktadır.Peyami Safa bunu bir hikayeyle kurgulamış.
Bir süre önce fuarda fark edip aldığım ve Peyami Safa Okuma Etkinliği kapsamnında okumaya karar verdiğim kitap. Sonda söyleyeceğimi en başta söylüyorum, beğenmedim.

Kitaptan önce Peyami Safa'dan bahsetmek istiyorum biraz. Bu okuduğum 3. kitabı oldu ve hepsinin ortak noktası, aşk. Yalnızız kitabını okuduktan sonra bayılmıştım, bu kitabı almamda da büyük etkisi oldu ama aradığımı bulamadım. Klasik aşk ve entrikadan ileri gidememiş, ki Attila gibi bir hükümdardan bahsediyouz.

Kitaba gelecek olursak, dili epey ağır, tam kendinizi kaptırmışken karşınıza bilmediğiniz kelimeler dizisi çıkıyor ve hepsini alttan kontrol etmek zorunda kalıyorsunuz. Bu kelime dağarcığı gelişimi açısından yararlı ama akıcılığın önüne çok geçiyor. Yalnızız'da bu şekildeydi ama bu kitapta daha çok fark ettim. Safa'nın kalemi her zaman ki gibi çok sağlam, betimlemeler ve teşbihler çok hoşuma gitti.

Konusu ise kısaca şöyle: Attila'nın Kerka adında bir zevcesi var ama Onorya adındaki Doğu Roma imparatorunun kardeşine aşık. Kız Roma'dan kovulmuş, Attila ile takılıyorlar. Kerka bunu öğreniyor, kıza iftira atıp Hun diyarından kovduruyor. Onorya bu durumu kendine yediremiyor türlü oyunlarla Hun sarayna cariye olarak giriyor. Attila o arada bir iki savaşa çıkıyor tabi. Sonra Attila geri dönüyor, Onorya ona atılan iftirayı falan anlatıyor. Atiila eşini ve Onorya'yı karşısına alıp "ben aranızda tercih yapamıyorum, ikinizle birden evlencem" diyor. Atiila Roma üzerine sefere çıkıyor, seferdeyken eşi ölüyor. Onorya'yı da Attila'nın saldırısı üzerine vatan aşkı sarıyor, mektupla Roma'ya döndüğünü bildiriyor. Tabii bizim Attila durur mu? Hemen oradan bir kız daha buluyor, geliyor bunla evleniyor. Sonra kadın bunu öldüyor. Kitap ciddi ciddi bu, mübalağasız.

Muhteşem Yüzyıl tadında bir şey yazılmış. Ne türk töresi var ne örf ve anene. Onları geçtim bir de olmayacak şeyler var. Türkler de hiçbir zaman kadını hepten yok sayacak bir anlayış var olmadı ki bu kitapta bolca mevcut. Peyami Safa'dan beklenmeyecek amatörlükte bir kitap olmuş. Lafın kısası beğenmedim. Okumayın, vaktinize yazık.

Benzer kitaplar

Konu Attilâ olunca daha çok savaş sahnesi beklerdim Peyami Safa'dan ama Attilâ'nın kadınlar hakkındaki duyguları ve çevresindeki kadınların onu bölüşememesini gördüm bu kitapta.
Fena da olmadı Attila'nın hayatına bir de bu gözle baktık.
Fazla maceradan maceraya koşturmadan ama bir solukta bitirebileceğiniz bir kitap.
İyi okumalar. (;
Attila’nın adını ilk duyduğumda ortaokul birinci sınıfta idim. Avrupa Hunları’nın hakanı olduğunu ve barbar kavimleri sürerek Roma’ya kadar girdiğini biliyordum. Bir de ‘gerdek gecesinde burun kanamasından öldüğünü!’ Sonrasında epeyce bilgi sahibi olduysak da elbette bunların çoğu tevatürlere dayalı şeylerdi.

Attila, ilk defa 1930’larda neşredilmişti. Bundan önceki son baskısı ise 1977’te yine Ötüken tarafından gerçekleştirilmişti. 2010’daki tekrar basımla birlikte aradan tam 33 yıl geçtikten sonra Attila yeni nesil ile tekrar buluşmuş oldu.
Romanın giriş kısmında Safa, eserle ilgili bilgiler veriyor. Eseri yazarken farklı kaynaklara müracaat ettiğini ifade ediyor. Bunlardan bir bölümü Attila’yı kanlı bir diktatör, bir barbar olarak gösterirken bazı kaynaklar ise onun insancıl tarafından dem vurmaktadır. Safa, milliyetçi bir bakış açısına sahip olmasının da tesiriyle Attila’yı sahiplenmiş ve onu “kahraman bir Türk cihangiri; bir Türk başbuğu” olarak tasvir etmiştir.

Peyami Safa, gerçekten çok kuvvetli bir kaleme sahip. Tek tarihi romanında da bunu gösterebiliyor. Dil, dönemin Türkçesine uygun, yeni nesil için zorlayıcı olabileceği düşünülerek kitabın sonuna ( ne kadar acı aslında ) bir sözlük konulmuş. Roman oldukça akıcı ve merak uyandırıcı bir tarzda gidiyor. Attila’ya suikast tertip etmek maksadıyla Hun ülkesine giden Roma heyetinin gözüyle başlayan olaylar daha sonra Attila’nın ve çevresindeki kadınların penceresinden anlatılıyor.

Bence çocukluk yıllarından başlatmayıp, en zirvede olduğu dönemi anlatması doğru bir yaklaşım olmuş. Safa’nın bazı eserlerinde başarıyla portresi çizilen ‘fettan, güzel ve muhteris kadın’ tiplemesi burada Onoria’da kendini bulmuş. Onoria, Attila’nın aşklarından birisi ve güzelliğiyle meşhur bir Roma prensesi. Yalnız aralarındaki aşk son derece samimi ve yalın iki insanın tutkusunu barındırıyor. Öyle ki, Onoria, Attila’nın aşkı için her türlü riski göze alıyor ve yeniden onun sarayına dönmeyi başarıyor.

Romanın son bölümlerinde peyda olan İldiko karakteri de yine ‘fettan, güzel kadın’ prototipine buna uygun ama kendi etkisinden çok Attila’nın o an ki ruh hali ve zaafı onu tesirli hale getiriyor sanki. Nitekim roman boyunca ölümüne sebep olacak evliliğin Onoria ile olmasını beklerken bir anda İldiko çıkıyor ortaya ve hayatı gibi ölümü hatta ölüm sebebi de tartışmalı olan Attila’yı zehirli bir iğne ile öldürüyor. Böylece Katolik Roma için “Tanrının Kırbacı” olan Attila sorunu bertaraf edilmiş oluyor.

Peyami Safa, büyük atalarımızdan birisi olarak gördüğü Attila’yı tarihçilerin izini sürerek anlatmaya çalışmış ve onu klasik bir barbar gibi göstermeye çalışan Roma kaynakları kadar daha objektif olan ve Hun Medeniyetinden söz eden Germen kaynaklarını da taramıştır. Macarların ve Türklerin müşterek tarihi şahsiyetlerinden olan Attila ile ilgili başarılı bir roman olduğu kanısındayım.
Yalnız çok bariz bir hata var –ki Safa bunu nasıl gözden kaçırmış bilemiyorum- bir Hun geleneğini anlatırken roman kahramanlarını konuşturuyor ve henüz 5. asırda olunmasına rağmen yaklaşık 6 asır sonra gelecek olan Moğol İmparatorluğu ve Cengiz Han’dan örnek veriliyor.

Özetle, Attila ile ilgili tarihi bilgi ve söylentileri ışığında okunası bir eser çıkmış ortaya. Elbette bir Yalnızız değil ama yine de istese bile kötü yazamayacak olan Peyami Safa’ya ait.
Avrupa'ya kadar giden, tas ustunde tas birakmayan Tanrinin kilici, Hunlarin yolbascisi; Attila ile ilgili cok tavsiye ettigim bir romandir. Kitap dunyamizin degerli ismi Peyami Safa yazmistir. Akici ve alip goturucu anlatisi vardir. Okuyun derim!
Çok övündüğümüz Hunlar Romanın paralı askerliğini yapmaktan öte geçememişler.Evet Attila Roma saraylarında yetişmiş ve büyük bir lider olarak göçebe Hunları birleştirmiş,büyük bir ordu kurmuş.İstese Romayı haritadan silebilecekken eğitim eksikliği nedeniyle kandırılmış ve parayı tercih edip Roma'nın paralı askerleri olup çıkmış.Medeniyet güce hakim olmuş da diyebiliriz.
Hun Hakanı Attila 'ya ait efsane, tarih,aşk ve ölüm. harplerin daima ön saflarında giden ve yüz bin ok arasında ölmeyen hakan bir kadının batırdığı zehirli dikiş iğnesile ölüyor.ama tarihi kaynaklarda hakanın ölümü mechul kalmıştır.akıcı ve sürükleyici bir dille yazılmış.tavsiye ederim
Attila’nın adını ilk duyduğumda ortaokul birinci sınıfta idim. Avrupa Hunları’nın hakanı olduğunu ve barbar kavimleri sürerek Roma’ya kadar girdiğini biliyordum. Bir de ‘gerdek gecesinde burun kanamasından öldüğünü!’ Sonrasında epeyce bilgi sahibi olduysak da elbette bunların çoğu tevatürlere dayalı şeylerdi.
Attila, ilk defa 1930’larda neşredilmişti. Bundan önceki son baskısı ise 1977’te yine Ötüken tarafından gerçekleştirilmişti. 2010’daki tekrar basımla birlikte aradan tam 33 yıl geçtikten sonra Attila yeni nesil ile tekrar buluşmuş oldu.
Romanın giriş kısmında Safa, eserle ilgili bilgiler veriyor. Eseri yazarken farklı kaynaklara müracaat ettiğini ifade ediyor. Bunlardan bir bölümü Attila’yı kanlı bir diktatör, bir barbar olarak gösterirken bazı kaynaklar ise onun insancıl tarafından dem vurmaktadır. Safa, milliyetçi bir bakış açısına sahip olmasının da tesiriyle Attila’yı sahiplenmiş ve onu “kahraman bir Türk cihangiri; bir Türk başbuğu” olarak tasvir etmiştir.
Peyami Safa, gerçekten çok kuvvetli bir kaleme sahip. Tek tarihi romanında da bunu gösterebiliyor. Dil, dönemin Türkçesine uygun, yeni nesil için zorlayıcı olabileceği düşünülerek kitabın sonuna ( ne kadar acı aslında ) bir sözlük konulmuş. Roman oldukça akıcı ve merak uyandırıcı bir tarzda gidiyor. Attila’ya suikast tertip etmek maksadıyla Hun ülkesine giden Roma heyetinin gözüyle başlayan olaylar daha sonra Attila’nın ve çevresindeki kadınların penceresinden anlatılıyor.
Bence çocukluk yıllarından başlatmayıp, en zirvede olduğu dönemi anlatması doğru bir yaklaşım olmuş. Safa’nın bazı eserlerinde başarıyla portresi çizilen ‘fettan, güzel ve muhteris kadın’ tiplemesi burada Onoria’da kendini bulmuş. Onoria, Attila’nın aşklarından birisi ve güzelliğiyle meşhur bir Roma prensesi. Yalnız aralarındaki aşk son derece samimi ve yalın iki insanın tutkusunu barındırıyor. Öyle ki, Onoria, Attila’nın aşkı için her türlü riski göze alıyor ve yeniden onun sarayına dönmeyi başarıyor.
Romanın son bölümlerinde peyda olan İldiko karakteri de yine ‘fettan, güzel kadın’ prototipine buna uygun ama kendi etkisinden çok Attila’nın o an ki ruh hali ve zaafı onu tesirli hale getiriyor sanki. Nitekim roman boyunca ölümüne sebep olacak evliliğin Onoria ile olmasını beklerken bir anda İldiko çıkıyor ortaya ve hayatı gibi ölümü hatta ölüm sebebi de tartışmalı olan Attila’yı zehirli bir iğne ile öldürüyor. Böylece Katolik Roma için “Tanrının Kırbacı” olan Attila sorunu bertaraf edilmiş oluyor.
Peyami Safa, büyük atalarımızdan birisi olarak gördüğü Attila’yı tarihçilerin izini sürerek anlatmaya çalışmış ve onu klasik bir barbar gibi göstermeye çalışan Roma kaynakları kadar daha objektif olan ve Hun Medeniyetinden söz eden Germen kaynaklarını da taramıştır. Macarların ve Türklerin müşterek tarihi şahsiyetlerinden olan Attila ile ilgili başarılı bir roman olduğu kanısındayım.
Yalnız çok bariz bir hata var –ki Safa bunu nasıl gözden kaçırmış bilemiyorum- bir Hun geleneğini anlatırken roman kahramanlarını konuşturuyor ve henüz 5. asırda olunmasına rağmen yaklaşık 6 asır sonra gelecek olan Moğol İmparatorluğu ve Cengiz Han’dan örnek veriliyor.
Özetle, Attila ile ilgili tarihi bilgi ve söylentileri ışığında okunası bir eser çıkmış ortaya. Elbette bir Yalnızız değil ama yine de istese bile kötü yazamayacak olan Peyami Safa’ya ait.
Attila kitabını, bir tarihi roman okuyacağım niyetiyle okumama rağmen tam olarak bir tarihi roman olarak inceleyemem. Bunun en önemli nedeni Peyami Safa'nın bu kitapta da diğer kitaplarına nazaran az da olsa psikolojik tahlile başvurması. Kitabın adı Attila olunca kahramanlık hikayeleri ve savaşlar okuyacağımı düşünmüştüm ama Attila'nın kadınlarla olan münasebetlerini ve duygularını, fikirlerini okumuş oldum fena da olmadı. Yine de P. Safa'dan daha çok savaş sahnesi veya yönetim fikirleri okumayı dilerdim. Bunun dışında sıkıcı olmayan çok da maceradan maceraya koşturmayan, akıcı ve yalın bir dille yazılmış. Gerekli görüldüğü yerlerde de kaynakça belirtilmiş.
Kitap kendini okutturuyordu güzeldi. Fakat dili biraz zorlayıcıydı. Her ne kadar sayfanın altında kelimelerin anlamları bulunsada aşağıya bakmak beni hikayeden koparıyordu. Yoğun olduğum için kitabı 3-4 günde okudum buda beni kitaptan biraz kopardı o yüzden pek zevk alamadım. Tabi eser yine güzeldi hoşuma gitti ama bayıldığımı söyleyemem. Bazı yerleri hemen geçmiş bazı yerleri ise boş yere uzatmıştı. Tabi okumak isterseniz tavsiye ederim boş zamanınızda okumak için güzel bir kitap
Peyami Safa, acımasız Attila'nın aşk hayatına ve o sert adamın kalbinin yumuşaklığına nüfus ediyor. Etkileyici bir roman.
Beni tarihi roman okumaya sevk eden, Tanrının Kırbacı'nın aşk hayatına değinen güzel ve sürükleyici bir roman.
"..Yaşamaları mukadder olana hiç bir ok tesadüf etmez, ölüme mahkum olanlarsa istirahat ederken bile ölebilirler.."
Korkma! Ben Şark'ı tanırım, çünkü oradan geliyorum; Garb'ı da tanırım, çünkü oraya gideceğim. Dostumu ve düşmanımı da tanırım ve ikisine karşı da siperim var: kalbim ve kılıcım!
Peyami Safa
Sayfa 63 - Ötüken Neşriyat 8.Baskı Ocak 2015
-İnsan istediği rüyayı görür mü?
-Elbette.. İnsan gözleri açık durur, uyumaz ve düşünürse istediği şeyi gözünde görür. Benim dün gece uyumamış olduğumu tahmin etmedin mi?
Tanrı Attilâ'ya yardım ediyor.Hava bizi fena karşıladı.
İçime korku düşüyor Vijilas!
Peyami Safa
Sayfa 13 - Ötüken
Attilla; sevdiği bir kadını unutmaya muvaffak olmakla, bütün bir kavmi mağlup etmek arasında hiçbir şeref ve zafer farkı bulmazdı, her ikisinde de iradenin uğradığı müşkilatın aynı kudrette olduğunu hissederdi.
《Ben bir insanım, güneşin bir pırıltısına bile sabit olarak bakamayan gözlerim, en büyük yaratığın şaşaası karşısında nasıl kamaşmaz? 》

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Attila
Baskı tarihi:
Ağustos 2010
Sayfa sayısı:
280
ISBN:
9789754377842
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Attilâ Peyami Safa'nın yegâne tarihî romanıdır. 1940'lı yılların başlarında yazılmıştır. Yazar bu esriyle, Attilâ gibi büyük bir Türk cihangirinin devrine ve kişiliğine ilk defa bir Türk gözüyle bakmış, Batı dünyasının "geçtiği yerde ot bitmez" diye karaladığı bir devlet adamı ve kumandanı Türk gözüyle değerlendirmiştir.

Yazar, yabancı kaynaklardan ve özellikle Bizans tarihçilerinin verdiği bilgilerden yola çıkarak eserini yazmıştır. Çelik iradeli, demir disiplinli bu Türk hakanının, şahsî ilişkilerde yumuşak huylu, zengin gönüllü, engin merhametli, kendisine sığınanlara karşı hassas yürekli bir insan olduğunu ortaya koymuştur.

Romanda Türk cihan hâkimiyeti ülküsünün izlerini ve bozulmuş bir dünyaya yeniden nizam verme iradesini de görmekteyiz…

"Attilâ" kimdir? Bunu kimse iyi bilmiyor. Bizzat kendi bile kendisini meçhuller içinde hissetmiştir.
Kimdir Attilâ? Buna, beşinci asır halkının hayal gücüne tercüman olarak şöyle verelim:

O, sessiz yollarıyla, gölge vermeyen şeffaf dallarıyla, alçak çalılarıyla, tavuklarla serçelerden başka bir kuş sesi duyulmayan nihayetsiz bir çölde, çalılarla şeytanlardan doğmuştur.

Kimi tarihçiler "Attilâ bir barbardır!" diyor. Latin efsanelerine göre "Attilâ" kaza ve kaderin yarattığı bir ebedi azap ve harabe Mesihidir. Bir kısım Cermen şarkı ve masallarına göre de hiç dehşet vermeyen, hatta sulhperver, tatlı, misafirperver bir hakandır. Macar ananelerine gelince, burada "Attilâ" Hun'ların ruhu olarak izah edilmiştir. 

Öyle ise "Attilâ" kimdir? Buna kendisinin verdiği cevabı söyleyelim. "Attilâ":
- Ben Allah'ın kamçısıyım! diyor.

Yunanlılara, Romalılara, Cermenlere ayakları ucunda diz çöktürerek hepsine işlediği büyük kudretiyle kiminin suçlarını cezalandıran, kiminin şer ve fesadına mani olan büyük Türk Başbuğu!

"Attilâ" Allah'ın kamçısıdır.

Kitabı okuyanlar 135 okur

  • Sekerlerden
  • Filizyargan
  • Gökhan IŞIK
  • Rabia Yıldız
  • Batu Han
  • Oktay Dinç
  • Bilgehan Soner
  • Melisa Celep
  • Kutlu AKHAN
  • ŞAHSINA MÜNHASIR

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.1
14-17 Yaş
%5.4
18-24 Yaş
%27
25-34 Yaş
%32.4
35-44 Yaş
%14.9
45-54 Yaş
%10.8
55-64 Yaş
%4.1
65+ Yaş
%1.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%30.2
Erkek
%69.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%21.2 (11)
9
%17.3 (9)
8
%25 (13)
7
%17.3 (9)
6
%11.5 (6)
5
%3.8 (2)
4
%0
3
%0
2
%1.9 (1)
1
%1.9 (1)