Gönderi

Kendi Gölgesine Yazılan Bir Çöküş
7/10
·95 syf.··
2026 5. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2026 21:23
Kör Baykuş'u okurken bir hikaye takip ettiğimi hiç hissetmedim. Daha çok bir zihnin yavaş yavaş çözülüşü var gibiydi. Olaylar net değil. Zaman akmıyor. Her şey rüya ile gerçek arasında asılı duruyor. Bu yüzden kitap okunmaktan çok “yaşanıyor”. Özellikle karanlık bir ruh halindeyken insanın içine ağır ağır sızan bir metin. Romanın merkezinde ölüm var. Ama ölüm burada sadece son değil. Hayatın sahte yüzlerini söken tek gerçek gibi anlatılıyor. Karakter için yaşamak çoğu zaman bir aldatmaca. Ölüm ise sessiz, kaçınılmaz ve dürüst bir varlık. Metnin karamsarlığı yüzeysel bir melankoli değil; varoluşun temeline yerleşmiş bir umutsuzluk. Bu karanlık atmosferi Sadık Hidayet ’in hayatından bağımsız düşünmek zor. Yabancılaşma, yalnızlık ve sürekli bir iç sıkıntısı… Bunların hepsi karakterin sesinde hissediliyor. Tanrı’ya, topluma ve insan ilişkilerine duyulan güvensizlik yalnızca kurgu gibi gelmiyor. Sanki yazarın kendi iç dünyasının bir yankısı. Anlatım biçimi ise başlı başına rahatsız edici. Olaylar mantıklı bir sırayla ilerlemiyor. Aynı imgeler tekrar tekrar dönüyor: servi ağacı, genç kadın, kambur ihtiyar, çürüyen beden kokusu, gölgeler… Bu tekrarlar bilinçli. Çünkü anlatım ilerlemiyor; aynı düşüncelerin içinde dönüp duruyor. Okur da onunla birlikte sıkışıyor. Kitabın en çarpıcı tarafı yalnızlık duygusu. Bu kitap insanlara konuşmuyor. Yazdıklarını kendi gölgesine anlatıyor. Bu, metnin en ürpertici noktası. Çünkü burada dil bile bir iletişim aracı değil; sadece içsel bir yankı. Kör Baykuş umut veren bir roman değil. Okuru rahatlatmıyor. Aksine rahatsız ediyor, içine çekiyor ve uzun süre bırakmıyor. Ama tam da bu yüzden güçlü. Çünkü bize bir hikaye anlatmıyor, insan zihninin karanlık tarafını gösteriyor. Ve bunu yaparken rüya ile gerçek arasındaki çizgiyi tamamen siliyor.
Kör BaykuşSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 202636,6bin okunma
·
22 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.