Bu kitabı okumak ve sindirmek benim için epey uzun sürdü; çünkü kabul etmek istemediğim ne kadar özelliğim varsa, hepsini bir bir yüzüme vurdu. Kitap benim için üç temel kısımdan oluşuyor: Çöküş, uyanış ve ayağa kalkış. Bu kısımlar kitapta öyle kısa geçilmiyor; her bir evre uzun uzun, sindire sindire anlatılıyor. Bu da okuyucunun hikâye ile bütünleşmesini, karakterin duygusunu bizzat yaşamasını sağlıyor.
Açıkçası Mina’nın hayatı üzerinden bizim hayatlarımızı gözler önüne seren bu kitabın hiçbir aşamasından sıkılmadım. Çöküşü okurken de ayağa kalkarken de her cümlede aynı heyecanı hissettim. Kitabı yarım bırakan ya da beğenmeyen insanların olduğunu duydum ama buna şaşırmadım. Tıpkı Ma’nın da dediği gibi; elbet gerçekleri kabul etmek istemeyenler olacaktır. Benim de kitabı bırakmak istediğim zamanlar oldu fakat sonuna kadar okudum ve asla pişman değilim.
Kitapta Mina’nın yaşadıklarını, hayatındaki terslikleri ve kendini eksik hissetme sancılarını okuyoruz. Sonrasında hayatına giren bir kadınla tanıştığında, bu döngüden kurtulma isteğini ve bu yolda attığı adımları takip ediyoruz. "Ma, Mina’nın hayatını değiştiriyor" demeyeceğim; çünkü asıl Mina, Ma’nın rehberliğiyle fark ettiği o gücü kullanarak kendi hayatını dönüştürüyor. Mina bunu gerçekten başarıyor. Ma’nın ona verdiği öğütleri okurken, aynı şeylerin bize de söylendiğini anlayınca ister istemez tepkisiz kalamıyorsunuz. Bu kitap hayatınıza işliyor ve size kendinizi fark ettiriyor. Kesinlikle okumanızı önerdiğim bir eser.
İyi günler, esenle kalın. SeyirPiraye