Puan vermedi·131 syf.····Okunma: 14 Şubat 2026 14:50 Bu kitap bu sene hadis dersleri aldığımız saygıdeğer hocamız Enbiya YILDIRIM çevirisi. Ebu Gudde'nin yayın haklarını aldıklarını söylemişti daha önce derslerde. Kendisini tanımaktan büyük onur duydum. Çünkü şu gün daha iyi anladım ki, onun hassasiyeti göstermelik asla değilmiş. Her derse riayeti, mecbur olmamasına rağmen ders dışı dersler yapması. O ders dışı derslerden sorumlu tutmamasına rağmen daha fazla sürede ders verdi ve bizim için şu fakültenin en büyük şansı oldu. Hadis çevirisi evet ama onun bakış açısı en büyük katma değer oldu bize.
Sürekli bir yerlerde olduğunu bildiğim için hocam biz sizi hiç mi göremeyeceğiz dedim bir kez,o gün gülerek dedi ki Ankara herkese sahip, ben insanların ayağına gitmeyi seviyorum. Burada Enbiya Yıldırım olmaz başkası illaki olur. Hocam benimki ders aldığım hocamı görme arzusu, Allah sizden razı olsun dedim kapattım. Sonra bir gün öğle arası yürüyüş esnasında bir karşı caddede marketin önünde mandalina alan bir adam gördüm. Yok canım olamaz dedim. Yanına gittim hocam dedim ben 4.sınıftan Seren. Sen misin subhanallah dedi. Dün konuştuk dedi. Evet hocam dedim, dediğiniz gibi Ankarada bulunuyormuş:) Ben konuşmadım yine o on dakikada bile bir sürü hayat dersi aldım, telefonumu aldı öz çekim yaptı. Bu ibretliktir arkadaşlarına gösterirsin dedi, ihlasla isteyen kazanır.
Bize derslerde hep dediği şuydu; okumuyoruz. Çok haklı. O zamanlar zoruma gitse de ses etmezdim. İyi ki etmemişim. Şu kitabı bitirince dedim ki evet seren sen okumuyormuşsun.
Allah razı olsun hocamızdan.
Zamanın kıymeti benim için öyle soyut bir kavram değil, bizzat her günün içinde verdiğim o tatlı mücadele. Bir yandan ekranın karşısında bazen beyin patlatırken öbür yanda ruhumu dinlendirmek için öğle araları kadim bir kitaba dalıyorum.
Biri beynimin analitik tarafını, diğeri kalbimi besliyor. Ebu Gudde okurken Vay be! demem de bundan, adamlar hayatı öyle bir optimize etmişler ki, ben bugün hem işimi yapıp hem de 24. kitabımı bitirebiliyorsam, o vakit bereketi'nden biraz da benim payıma düşmüş demektir. Yani öyle ciddiyetten kasılmaya gerek yok; bir yıl hem hem üniversite okuyacak hem sorgu yazacak hem de 100 kitap okuyacak kadar geniş, bu dediklerim şurada okuduğum hocaların belki onda biri değildir, yeter ki o bereketi kaçırmayalım, daha iyisi de olur. Yoruluyorum ama bu yorgunluk bile, boşa geçen bir günün pişmanlığından çok daha keyifli. Çünkü bunun dışında yapılacaklar belli. Tat alan alır. Kesinlikle tüm kalbimle saygı duyuyorum ama ben alamıyorum o tip şeylerden tat. Uykum firaridir mesela benim. Ne yapayım tavanı mı izleyeyim duvarları mı? Denedim iyi bir iş çıkmıyor öyle. Uyuyamazsam okurum. Uyumaya zorlamam. Bir sorgu 8 dk sürecekse 8 sayfa okurum, zararım yok kârım çok. Bir buçuk saat öğle arası. Yemek on beş dk sürüyor gerisi benim, bir cüz okunabiliyor başka şey yoksa. Ben artık dışarı yemeğe çıkmayı dahi vakit israfı görüyorum. Yeni gelenlerle tanışmıyorum ama kimseye karşı kötü bir hissim de oluşmuyor. Sadece gerçekten zamanım çok kıymetli ve ben onu paylaşmak istemiyorum. Şu an bile bir şeylerden feragat ediyorum. Ha umrumda değil pazara gitmek ama insanlar öyle görmüyor. Ben evimde oturup çayımı kahvemi kitabımı görmeyi seviyorum. Karşımda iki mor kitap duruyor şu an. Biri benim bir senedir yol arkadaşım canım ciğerim Kur'an'ım. Diğeri de abimin bana aldığı Kuran'ı Kerim meal/defter. Rahlem de böyle çiçekli mordur. Bunun verdiği hazzı da ben anlatamam. Hatmimi mealle götürmek istiyorum mesela. Bu şey gibi bence, iftarda yiyeceğim deyip yemeği yemeğe yakıştırır ya insanlar , öyle yemiş gibi lezzet hisseder. Benimki o hesap. Daha okumadan bu ahenk beni mutlu ediyor. Aynen bu kadar basit benim hâlim ve gerçekten mutluyum elhamdülillah. Bir isteğim var. Rabbim bu mübarek günlerde onu da nasip ederse vallahi zamanım daha da kıymetlenecek. Günde kaç saat yılda Allah bilir kaç gün. Hayırlısı olsun inşallah.