Benim için klasik bir Zweig novellasıydı ama bu seferki kahramanımız olan Madame de Prie, 15. Louis dönemi Fransası'nda kralı bile parmağında oynatmış gerçek bir figür.Kadını besleyen tek şey saraydaki o kirli entrikalar, balolar ve vazgeçilmezlik sanrısı.Gözden düşüp taşraya sürüldüğünde bunların hepsinden uzak kalıyor ve madam'ın çöküşü başlıyor.
Madam, eski şöhretini geri kazanmak için ölümü bile göze alıp her adımını planladığı bir intihar şovuna girişiyor. Sanıyor ki gizemli ölümüyle Paris ayağa kalkacak, Kral pişmanlıktan kahrolacak ve herkes onu konuşacak. Bana kalırsa hikayenin en can alıcı kısmı burasıydı müthiş şaşaalı bir ölüm planlıyor kusursuz bir intihar şovu ama beklediği etkiyi alamıyor.O kadar ince dokuduğu planı bir iki dedikoduyla geçiştiriliyor; dünya onsuz da gayet güzel dönmeye devam ediyor. Bir insanın "devleşme" hayaliyle can vermesi ama sadece bir "dipnot" olarak kalması, narsisizmin en uç noktası en perişan sonu diyebiliriz.
Ancak anlamlandıramadığım biçimde kitapta sanki bir şeyler eksik gibi karakterin sığlığından mı fazla uç zihninden midir bilemiyorum ama bağ kurmakta fazlasıyla zorlandım kısımlar oldu.Tam ağır kitapların arasına sıkıştırılıcak kahve yanı kitabı(nerdeyse her zweig eseri gibi) denk gelirse okuyun.