Gönderi

Masumiyet Bitti
7/10
·224 syf.··
2026 9. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2026 12:37
Masumiyetin, saf dostluğun kitabı “Doppler”den sonra devam kitabı “Bildiğimiz Dünyanın Sonu”nu -hiç ara vermeden- okudum. Aslında 3 cilt olarak tasarlanan bu kitabın 3. cildi bu. Arada bir de “Volvo Kamyonlar” var. Ben bu iki kitabı 10 sene önce temin ettiğimde “Volvo Kamyonlar” henüz dilimize çevrilmemişti. Yapı Kredi Yayınları, “Bildiğimiz Dünyanın Sonu”nu -ne sebeple olduğunu bilmesem de- serinin devam kitabı olarak tanıtmıştı. Fakat “Doppler”den sonra “Volvo Kamyonlar”ı atlayıp bu romanı okumakla da hikâyeden kopmuş olmuyoruz. “Bildiğimiz Dünyanın Sonu”nda Doppler, üç yıl aradan sonra ormanlardan kente geri döner. Kendisini özleyen bir ailesinin varlığını hatırlaması, onun geri dönüş motivasyonunu oluşturur. Ama kendisini bekleyen bir sürpriz var: Karısı Solveig, artık başka bir adamla birliktedir. Duruma oldukça sinirlenen ancak akılcı bir planla yeni adamı geri yollamayı düşünen Doppler, önce evlerinin karşısında bulunan ağaçta, bir çadırda yaşamaya başlar. Sonra şoke edici olaylar başlar: Doppler, akla gelebilecek en mide bulandırıcı yöntemle Egil Hegel’i evden uzaklaştırır. Bu olay, Doppler masumiyetiyle ölçülemeyecek kadar ahlak dışı ve yüz kızartıcıdır. Okur, ilk ciddi sarsılışı Egil’in evden kovulmasıyla yaşar. Kitabın tam bu noktasında, yazarın bu yöntem tercihini mahremiyete sert bir saldırı olarak görüp kitabı okumayı bırakan çokça okur olduğunu biliyorum. İlk kitaptaki masumiyet timsali dostluğun sembolü olan Doppler’in şehre döner dönmez ilkel bir insan gibi davranması, her şeyden önce okurda soğuk bir duş etkisi yapıyor. Yazarın bunu son derece bilinçli bir yöntemle yaptığının farkındayım: Ormanın tertemizliği karşısında şehir yaşamının insanı basitleştiren/kötüleştiren/ilkelleştiren kaotik yönüne atılmış bir tokat bu. Bununla beraber, Norveç toplumunun normlarına sahip olmadığımız ve Loe evrensel ahlak sınırlarını son derece zorladığı için kitabı okumak giderek zorlaşıyor. Evine kavuşan Doppler, eşinden ve çocuklarından aradığı ilgiyi göremez. Bunun sebebi yine kendisidir. Sabahtan akşama sadece televizyon izleyen, herhangi bir işte çalışmayan, sorumluluk almayan bir baba figürü; sadece Norveç’te değil, hiçbir toplumda istenmez. Doppler, bu ilgiyi üzerine çekmek için eski işine geri döndüğü yalanını da atacak, yalanı kısa sürede ortaya çıkacak ve kendisi adına geri dönülemez bir yolculuk başlayacaktır. Önce evden kovulur, ardından karşı komşusu Sara’da yaşamaya başlar. İlginç yemek yapma yeteneği sayesinde Sara’nın Danimarka’da yaşayan kızının yanına gidip iş bulur. Hatta oldukça para da kazanır. Bu durum, parayla hiçbir işi olmayan, hatta bir şey alıp satmanın tam karşısında yer alan, “takas ekonomisi”nin okullarda öğretilmesini savunan Doppler’in kapitalist düzen karşısında teslim olduğunun da bir işareti gibidir. Sara’nın kızının Doppler’in bir özelliği sayesinde onu son derece kirli bir sektöre yönlendirmesi, Doppler’in çöküşünü de hızlandıracaktır. Erlend Loe, “Doppler” gibi bir kitaptan “Bildiğimiz Dünyanın Sonu”na neden böyle keskin bir geçiş yaptı? Her şeyin bir “meta”ya dönüştüğü dünyayı, yine o dünyanın argümanlarıyla eleştirmek için. Doğa Adamı Doppler’in, insanları sevmeyen ve bunu açıkça söyleyen bu garip adamın şehre döner dönmez en ilkel bir varlığa dönüşeceğini ve aslında yine şehre karşı doğanın kazandığını ters bir bakış açısıyla göstermek için. Doppler’in yaşadığı hayatı pek çok kişinin -o noktada olmasa da- yaşamasına rağmen, onlar bunu gizlerken Doppler’in “dürüstlüğü”nün altını çizmek için. Ve en nihayetinde Bongo (yavru geyik) ile arkadaşlığı sayesinde kalbimizi ısıtan Doppler’in bu yeni yaşamını okur olarak ne kadar hazmedebileceğimizi göstermek için. Bir samimiyet testi gibi. Romanın insanı sürekli rahatsız eden yönlerinden ötürü okumak kadar onu anlatmak da zor. Her şeyin üstünde, kitabın bambaşka bir yönüne değinerek bitireyim: Loe’nun üslubu. İronik, mizahi, kolay okunmaya imkân tanıyan ancak kendi içinde bir derinliği bulunan, zekâ göstergesi bu dili bize haber veren çevirmen Dilek Başak’ın da hakkını teslim edeyim.
Edebiyat
Bildiğimiz Dünyanın SonuErlend Loe · Yapı Kredi Yayınları · 20242,049 okunma
·
67 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.