Dün gece romanı ağlaya ağlaya bitirdim desem yeridir..
Zehra karakteri ilk başta bana fazlasıyla katı geldi. Disiplinli, mesafeli ve duygularını bastırmış biri. Babasına karşı duyduğu öfke neredeyse kimliğinin bir parçası olmuş. Ama babasının günlüğünü okumaya başladığı andan itibaren hikâye sadece onun değil, benim de içimde bir şeyleri sarsmaya başladı. Ve aslında iyi niyetin nelere sebep olacağını tokat gibi yüzüme çarptı.
Roman boyunca fark ettim ki bazen acımamak güçlü olmak sanılıyor. Oysa asıl güç, anlamaya çalışmakta olabilir. Zehra'nın yaşadığı yüzleşme bana "geç kalınmış empati"nin ne kadar ağır bir yük olduğunu hissettirdi.
Kitabı bitirdigimde içimde hafif bir burukluk kaldı.
Çünkü bazı şeyleri anlamak için bazen çok geç olabiliyor.