·448 syf.····Okunma: 16 Şubat 2026 20:06 Dostlarımm;
Reşat Nuri Güntekin’in kaleminden çıkan bu roman, bir aşk hikâyesinden çok daha fazlasıdır.
Bu, bir genç kızın gururla ayakta kalma hikâyesidir.
Bu, kırıldığı yerden büyüyen bir kalbin romanıdır.
Feride…
İçinde hiç büyümeyen o küçük haylaz kız çocuğu.
Yaramazlığıyla gülümseten, gözlerindeki pırıltıyla herkesi şaşırtan.
Ama en çok da, kırıldığında sessizleşen.
O, sevmeyi hafife almadı.
Aşkı oyun sanmadı.
Ama aşk ona bir imtihan gibi geldi.
Kamran’ı sevdi.
Çocuklukla başlayan, gençliğe taşınan, kalbe yerleşen bir sevda bu.
Ne tam söylenebilen, ne de tamamen susulabilen.
En yakınımdayken yüz yıllık hasret nasıl olur, Feride’de gördük.
Aynı şehirde olup birbirine uzak kalmanın ne demek olduğunu…
Gururun, sevgiden nasıl daha ağır bastığını…
Feride kaçtı.
Ama Kamran’dan değil sadece.
İncindiği yerden kaçtı.
Hayal kırıklığından kaçtı.
Kendi kalbinin kırılma sesinden kaçtı.
Anadolu yollarında yürürken aslında kendini aradı.
Her gittiği kasaba biraz sığınak oldu ona.
Her okulda başka bir çocukta kendini teselli etti.
Yalnızlığını, öğretmenliğiyle örtmeye çalıştı.
Ama insan nereye giderse gitsin, kalbini yanında taşır.
Feride’nin içinde hep o küçük kız vardı.
Yaramaz, cesur, biraz kırgın ama tertemiz.
İnsanların gönüllerini kiraya çıkardığı bir çağda, bir gönlün bir gönüle yeteceğine inanan bir kız.
Ben, yine de ısrarla senin bahçende büyümek isteyen bir papatya olacağım, der gibiydi.
Susuz kalsa da büyümeye çalışan.
Sevilmese de sevmekten vazgeçmeyen.
Kamran’ın sevgisi ise yüksek sesli değildi.
Onunki geç kalmış bir fark edişti.
Yanlış anlamalarla, susuşlarla, gururla örülmüş bir bekleyişti.
Aşk bazen hemen kavrayamaz insanı; bazen yıllar sonra adını koyar.
Romanın sonuna geldiğimizde büyük bir gürültü yoktur.
Bağıran bir kavuşma yoktur.
Ama kalplerin yerini bulduğu bir sükûnet vardır.
Feride değişmez.
Sadece yaralarını saklamayı öğrenir.
Kamran değişir.
Sevmenin sorumluluğunu öğrenir.
Ve biz anlarız ki bazı aşklar kopmaz; sadece zamana bırakılır.
Neden Başucu Kitabım?
Çünkü Feride bana şunu öğretti:
Güçlü olmak, ağlamamak değildir.
Kırılıp yine de temiz kalabilmektir.
Çünkü aşk her zaman kavuşmak değildir.
Bazen beklemektir.
Bazen susmaktır.
Bazen bir gün yeniden aynı yere bakabilmektir.
Ve ben her okuyuşumda aynı yerden yaralanıyorum.
Aynı yerden iyileşiyorum.
Çalıkuşu benim için bir roman değil artık.
Bir hatırlayış.
Bir inat.
Bir gönlün bir gönle yetebileceğine dair sarsılmaz bir inanç.