Şeria ve Moskofiye'ye bakan pencere üçgeninin arasında o eski paşayı hatırladım.
''- Herşey bitti mi Paşam?'' diye sordum. Gözlerinden kırları artan sakalına bir iki damla yaş düştü.
Sirkeci'deki ve Harbiye Mektebi'nin havuz başındaki, biraz gururlu ise de, yine sade ve sevimli olan Cemal Paşa'nın içime alıştırdığım hayali sönerek, onun yerine, artık yeniden tanıyacağım, çizgileri kırışık, başka bir adam geldi.
ıslak imzalı bir ölümdü gözlerin
ki gömleğimin cebinde unutulmuş
açık gözlerimi kapatan ellerine
ne zaman konmuş böyle vakitsiz
şu kanadına ağıtlar yakılmış kuşlar
.....
artık bundan sonra şu gönlümün bir vazife i aslisi kalmıştı: onu uzaktan da olsa görmek görmesem bile onu hayal etmek...beni hayata bağlayan tek rabıta bu idi..
Ne rezalet Yarabbî, ne rezalet! Bütün vücudum zangır zangır titriyordu. Biraz önce onlara güzel bir oyun oynamaya karar verdiğim halde şimdi beni sezmelerinden ödüm kopuyordu. Sahici bir kuşla yer değiştirip bu dalların üstünden gökyüzüne kanatlanmayı, yukarıdaki ay illerinde kaybolup giderek bu dünyadaki insanların yüzlerini artık görmemeyi ne kadar istiyordum