Leyla Erbil, Cüce 'ye Zenime Hanım'ı tanıtmakla başlıyor ve onun aydın bir kadın yazar olduğunu söylüyor. Sonra kendini aradan çıkarıyor ve tüm sorumluluğu Zenime Hanım'a bırakıyor.
Babasının görevi dolayısıyla yurtdışında doğan Zenime Hanım, evlenip boşanmış ve uzun zamandır görmediği bir oğlu vardır. Zenime Hanım dünyaya bakış açısı ile birlikte dönemin sosyal ve kültürel yapısı ile ilgili bilgiler veriyor. Toplumcu ve sol gelenekten gelen Zanime Hanım, sol gruplara yataklık ettiği için bir süre cezaevinde yatmıştır.
"Hiçlik" adını verdiği bir roman yazmış ve edebiyatın metalaştırılıp şeyleştirilmesini kabul etmemiştir. Ödülü, çok okunmayı hiç önemsemeyen biri ve bu yüzden yazdıklarını anlayabilecek yetide biri tarafından görülmek ona yetiyor. Bu kişini komşusu Leyla Erbil olduğuna karar veriyor. Ancak Leyla Erbil, yazıların düzensizliği ve anlaşılmazlığı üzerine Zanime Hanım'ı pek önemsemiyor. Ama Zanime Hanım hayatını kaybedince yazdıklarını düzenleyip, yayın hazırlıyor.
Yazarın notu ile başlayan bu kitap daha bu notla çok katmanlı bir yapıya bürünüyor. Kadın imgesinin her hali karşımıza çıkıyor. Mesela kısa notlar şekilde anlatılan Hatçabla'yla oğlu Yusuf'un hikayesi, yoksul ve sıradan bir kadının hikayesi. Evlere temizliğe giden ve kocasından dayak yiyen ama tüm bunlara rağmen kocasını sevmeye devam eden, toplumun neredeyse çoğunluğunu oluşturanların hikayesi. Sonu da tahmin edebileceğiniz gibi, ölüm!
Kitap, edebi olarak bilinç akışı yöntemiyle üst kurmaca tekniği olarak yazılmış. Metinler arası göndermeler yaptığı için biraz zor ama aynı zamanda dilin bu kadar usta kullanılması açısından büyüleyici bana göre. İyi ki Türkçe biliyorum ve Leyla Erbil okuyabiliyorum dedirten bir kitap. Ama uyarmakta fayda var üst kurmaca metinleri sevmeyenler muhtemelen hiç sevmeyeceklerdir. Yine de okuyun, kısacık bir ustalık eseri...