azıları ona çılgın dedi, bazıları ise onulmaz bir hayalperest... Oysa Don Kişot, ruhun maddiyatla körleştiği bir dünyada, hakikati sadece kalbinin gözüyle görmeyi seçenlerin ilk öğretmeniydi.
O, yel değirmenlerini dev sanırken aslında içimizdeki korkularla savaşıyordu. Zırhı paslı, atı yorgun olsa da; onuru, adaleti ve nezaketi tozlu raflardan indirip hayatın tam ortasına yerleştirdi. Bugün bizler de kendi modern yel değirmenlerimizle savaşırken; onun o “erdemli deliliğine” ve fırtınanın dineceğine olan sarsılmaz inancına her zamankinden daha çok ihtiyaç duyuyoruz.
“Bütün bu atlattığımız fırtınalar, yakında havanın sakinleşeceğine ve olayların bizim için hayırlı olacağına işaret ediyor.”
Yolunuzun her daim aydınlığa çıkması, kalbinizdeki umudun hiç sönmemesi dileğiyle... Don KişotOğuzhan Çakır