Tür: Dünya klasikleri, edebiyat, roman
Sayfa sayısı: 488
Miguel de Cervantes’in hapishanede kaleme aldığı bu eser, Dünya edebiyatının başyapıtları arasında yer alır. O zamanlarda çok tutulan şövalye romanlarını gülünç göstermek ve gözden düşürmek için yazılmıştır.
Senyör Kesada, adındaki soylu ve varlıklı bir bey, şövalye romanlarına merak salar. Bütün parasını bu romanlara vererek, odasının her tarafını kitaplarla doldurur ve tüm zamanını onları okumakla geçirir. En sonunda kafayı sıyırır ve kendini şövalye zannetmeye başlar. Günlerce düşünüp cılız, zayıf atına "Rosinenta" kendisine de "Mançalı Şövalye Don Kişot" adını verir.
Ev halkı ondaki değişikliği farkedip, bütün kitaplarını yakar ve ona romanlardaki büyücünün yaktığını söylerler. Kötülük işlemede usta olarak düşündüğü, büyücü olayına inanır. Onun emeklerinin boşa gittiğini, ilhamını şövalye ruhlarından aldığını söyler. Bu nedenle gördüğü nesnelerin farklılaşmasının ve başına gelen kötü felaketlerin büyüden olduğunu düşünür.
Don Kişot bu macera için iki tarlasını satmış. Sanço Panzo adındaki bir köylüyü de kendisine bir ada bağışlayacağını söyleyerek yanına seyis yapmıştır. Böylece atı, seyisi, seyisin eşeği, gezici şövalye Don kişot ve aklında sevgilisi Dulsinea ile zalimleri yakalamaya koyulup, yollara düşer.
Don Kişot deliliğinin boyutlarını farkedemeyecek kadar aklını kaybetmiştir. Şöyle ki; yolda yel değirmenlerini, dev canavarlar olarak görüp, onlarla savaşmış ve kendini yaralamıştır. Hanları şato, hizmetçileri soylu kont zanneden, yol boyunca yapmadığı delilik kalmayan bir adamdan bahsediyorum. Her macerada da bol bol dayak yemişlerdir. Tabi zavallı seyiste bu dayaklardan nasibini almıştır.
Kahramanımız yolculuğunda arslanlarla bile dövüşmeye kalkmış. Arslanla göz göze geldiğinde, arslan korkarak