Kahramanımız 16. yüzyılda ispanya manço eyaletinde yaşayan "kesada"adlı bir soyludur.Fakat bu soylu kişi, pek öyle varlıklı biri değildi.Köy sınırları içinde birkaç parça tarla ile tepenin üstünde yükselen şato, biçimde inşa edilmiş evi, tüm varlığı oluşturuyordu kesada sürekli olarak şövalyelik üzerinde romanlar okuyordu.Bu romanlarla aklını kaçırmıştı kendini devler ülkesinde sanıyordu ve kendini bekleyem bir prensesin onu beklediğini sanıyodu.
Don KişotMiguel de Cervantes · Maviçatı Yayınları · 201627,5bin okunma
Dünyanın en iyi kurgu eseridir.
Don Kişot -asıl adı Alonso- dünya edebiyatında öyküden romana geçişin ilk adımıdır. Cervantes, Don Kişot'la modern romanın kurucusu olmuştur.
Cervantes'in maksadı aslında bu ipe sapa gelmez şövalye romanlarıyla adamakıllı dalga geçmektir.
Hayal ile gerçek dünyanın genellikle iç içe anlatıldığı romanda komik birçok öge bulunmaktadır.
Dili oldukça açık, sade ve anlaşılırdır. Genelde cümleler uzundur.
Roman, yaşlı şövalye Don Kişot'un atı ve uşağı Sancho ile birlikte yaşadığı serüveni anlatır.
Don Kişot, okuduğu romantik çağ şövalyelerinin romanlarından etkilenerek bu kurumun yeniden canlandırılması için yola çıkar. Ancak ideali ile kendi gerçekliği arasında trajikomik bir uçurum vardır.
Cervantes'i anlatan bir sunuş yazısında şu cümlerler yer almaktadır. İnsan hayatında üç kez Don Kişot okumalıdır. Kahkahaların bolca dudaklara fırlayıp duyguları harekete geçireceği gençlikte, mantığın hakim olmaya başladığı orta yaşta ve her şeye felsefe açısından baktığı ihtiyarlıkta.
Don Kişot, diğer okuduğum kitaplara göre farklı bir kitap oldu benim için.
Senyör Kesada şövalye romanlarıyla kafayı bozmuş biridir ve kendi aklında uydurduğu bir sevgilinin rızasını kazanmak için şövalyelik maceralarına atılır. Yanına aldığı zayıf, güçsüz atı ve seyisi Sanço ile maceradan maceraya koşar. Sonunda olaylardan nasibini alır ve aldığı son yenilgiyle aklı başında olarak evine -şatosuna- döner.
Bence yazarın aslında anlatmak istediği, insanın kendisi gibi değil, arzu ve ihtiraslarla dolu olduğu. Hayal ve gerçekle iç içe yaşadığımız. Bunu da aslında bir nevi alaya almış, komik bulduğunu göstermiş bu kitapla.
...
"Sanço'nun hakkı var," diyorlardı, "Ümitsizliğe kapılmayın senyör Kesada. Hiçbir şey kaybolmuş değildir. Yaşamak güzeldir. Memleketi aydınlatan şu pırıl pırıl güneşe bakın; şu çayırların güzelliğine bakın; sevinçle öten şu kuşları dinleyin."
Fakat bu doğru ve güzel sözlerin hepsi havaya gidiyor. Don Kişot mahzun rüyasından bir türlü uyanamıyordu. Her gün onun bir parça daha mezara yaklaştığı ve talihe boyun eğdiğini görüyorlardı.
...
Don KişotMiguel de Cervantes · Maviçatı Yayınları · 201627,5bin okunma
Kesinlikle her okurun okuması gereken bir kitap. Kitabın başları aslında pek güzel değil ama sonlarında özellikle son sayfasında bize birçok şey anlatılıyor. İnsanların değişebileceği kitabın son sayfasında açık ve net bir şekilde anlatılmış ama bu değişim iyi mi, kötü mü tartışılır. Ve kitabın girişinde şövalye romanları ile aklını kaçırmış bir adam karşımıza çıkıyor. Don Kişot... Adamın deli olması engelleri aşmayacak veya cesur olmayacak değil. Adam elinde bir güç bulunmamasına rağmen aşırı cesur. Karakterin böyle bir kişiliğe sahip olması beni kitapta derinden etkiledi. Ama asıl sadece hayallerde va kandırmacalarda gördüğü bir prenses uğruna can vermek istemesi harikaydı. Kitabı sadece severek değil, kitabın verdiği heyecanı ikiye katlayarak okudum. Gerçekten güzeldi...
Edebiyatın ve sinemanın en önemli anlatım (narrative) kuralları Don Kişot'ta çok önemli bir rol oynar, Cervantes öykü boyunca anlatım perspektifleri ve mesafeleri ile ustaca oynayıp, kurgu içinde kurgu yaparak okuyucuyu kurgusal bir oyun içine sokar. Don Kişot'u dünyaca ünlü yapan ve modern romanın kurucusu yapan şey de budur.
Anlatım mesafesi ve anlatım perspektifi bir eserde anlatıcının yaşanan olaya ve okuyucuya karşı konumlanışı, diğer bir deyişle hikayeyi kimin anlattığı ve kimin gözünden olaya tanık olduğudur.
Don Kişotun kendisi kurmaca bir karakterdir. Ama bu kurmaca karakter, okuduğu kahramanlık romanlarının etkisi ile kendisine kurmaca bir karakter yaratır ( kurmacanın içinde kurmaca)
Romanın girişinde öyküyü anlatan kişi, kendi köyünde Don Kişot adlı birisinin yaşadığını ve okuduğu kahramanlık öyküleri sonucunda, okuduğu öyküye dönüştüğünü belirterek, olaya sanki ilk elden tanık olmuş gibi anlatır ama öykünün devamında birden bire "ünlü tarihçinin anlattığına göre Don Kişot okuduğu romanları..." ifadesini kullanarak birden bire sanki kendisi de olanlara yakından tanık olmamış, başkasının tanıklığından dolayı anlatmış gibi , yaşanan olaya mesafe koyar ve hikayenin anlatıcı kipini değiştirir.
Roman boyunca bu anlatım kipi sürekli değişir. Örneğin Don Kişot okuduğu kahramanlık hikayelerin etkisiyle, gerçek hayatı bir masal gibi yaşarken, zamanla onun hikayelerinin ağızdan ağıza anlatılmasına tanık olur ve ününün yayıldığını zannederek çok hoşuna gider. Ama duydukları, yaşadıklarından çok farklıdır. Don Kişot ise hikayenin öyle yaşanmadığını belirterek, anlatıcı olarak hikayeyi baştan kurgular, arada da okuyucuyla sohbet ederek, hikayenin doğrusu açıklar. Roman boyuncada yazar hikaye arasına girerek yaşananların gerçek olmadığını , başka bir şekilde olduğunu
Don KişotMiguel de Cervantes · Maviçatı Yayınları · 201627,5bin okunma
Deli denilen bir maceracının kendisiyle aynı fikirde olduğu arkadaşı ile çıktıkları yolda karşılaştıkları olayları harika ele almış uzun yıllarda yazılan harika bir eser.Günümüz dünyasında deli olarak tabir ettiiğimiz kitap karakterinin dilinden kurulmuş cümleler ise akıllılar için nasihat niteliğinde.
Don KişotMiguel de Cervantes · Maviçatı Yayınları · 201627,5bin okunma
Alonso'yu (yani Don Kişot'u) TRT'nin ucuz çizgi filmlerindeki aptal tiplemeyle, müptezelden hallice hareketleri ve çıkardığı anlamsız seslerle, ipe sapa gelmez beceriksiz tasvirlerle tanımak zorunda kalmak bizim nesle karşı işlenen en büyük edebiyat/kültür günahlarından birisidir sanırım.
Alonso hayalperest ve saf bir ihtiyardır. Pek dışarı çıkmadığı köyünde gündüz toprağında çalışıp akşamları kitap okumaktadır. Eski zamanlara olan hasretini ve merakını şövalye hikayeleriyle beslemekte, uzun saatler boyunca bu hikayelerin içerisinde hülyalara dalmaktadır. Kendini şövalye sanmasına kadar varacak bu naifliği etrafınca bilinmekte, insanlar Alonso'nun bu kusurunu çıkarları için kulanmaktadır. Günün birinde aklı iyiden iyiye uçar. Kendini dünya üzerindeki son seyyar şövalye sanmaya başlar ve evdeki tencereleri, kazmaları zırh, silah zannedip kuşanır. Zayıflıktan ölmek üzere olan uyuz beygirini soylu bir kısrak gibi görür ve yolculuğuna başlar...
Bahsettiğim çizgi filmlerin de etkisiyle, çocuk aklıyla okunduğunda olmaz maceralara çıkmış yaşlı bir delinin komik yolculuğu sanılır bu roman. Bir entelektüel ise şöyle diyecektir: 'Don Kişot yıllanan kültürdür, Sanço Panza ise çağdaştır, medeniyettir. Don Kişot, çöken bir devri kılıcı ile yaşatabileceğine inanır... Siz yine de Don Kişot olun. Tek hürmet ettiğim adamdır. Çoktan kaybedilmiş bir davanın ancak bu kadar fedakar bir kahramanı olabilirdi. Oysa dünya Sanço Panzalar ile doludur" - Cemil Meriç.
Okunması gerektiği şekliyle "Don Kihote" tüm zamanların en çok basılan, en çok bilinen, en çok dile çevrilen ve bilimum en ile başlayan tüm istatistiklerinde (en çok okunan değil) ilk beşte olmasından mütevellit popüler kültürde sıklıkla yer alan ve küçükken uyduruk bir çizgi film ile hikayesi öğrenildikten sonra bir daha ilgi
Kitapların tam etki ettiği belkide tek insan diye biliriz okuduğu çok sayıdaki kitaplardan sonra kendini kahraman olarak ilan ediyor ve yel degirmenlerine savaş aciyor
Yilin 3. Kitabi sicagi sicagina bitmisken hemen yorumlamak istedim. Gecenlerde bir yarismada Don Kisot'un sevgilisinin adi(Dulsinya) nedir diye sorduklarinda bilemedim ve yeniden okuma vakti geldi diye dusundum. Kitabin 1610 yilinda yazildigini ve ilk roman ornegi oldugu da ek bilgi.Cervantes acaba bu kitabi yazdiginda insanlik tarihinin aklini yuzyillarca yil kurcalayacagini biliyormuydu. Oyle saniyorum ki bu aklinin ucundan bile gecmemistir.
Her sayfasında macera “olay” olan bu kitabı okurken gülmekten kendimi alamadım; derin mesaj içeren cümleler karşısında da düşünüp durdum. Don Kişot’a gülen romandaki tipler de benim gibi şaşırıp düşünmeye başladılar: Bu adam gerçekten zırdeli mi; yoksa bilge biri mi diye? Herkesin okumasi gerektigini dusunuyorum. Inanin ki kendinizden bile cok cok sey bulacaksiniz. Sonuc olarak ta herkeste az bucuk Don Kisot, Cokca da Sanco Panza vardir. Herkese keyifli okumalar
Romanların kahramanlarına özenip, onlar gibi olmaya kalkmanın delilik olduğunu aslinda romanların yazanın ve okutanın eğlencesi için yazildigini anlatırken okuyucuyu da düşündüren romanların atası - babası diyeceğimiz bir roman..
Keyifli okumalar
Miguel de Cervantes Saavedra (29 Eylül 1547 — 23 Nisan 1616), İspanyol romancı, şair ve oyun yazarıdır.
Don Kişot'un yaratıcısı. Genç yaşta başladığı edebiyat hayatında denemeleri ve tiyatro eserleri ile kısa sürede tanınan bir yazar olmuştur. Ayrıcaİspanyol edebiyatında roman geleneğinin başlatıcısı olarak kabul edilir.
15 Eylül 1569'da Madrid'de bir yaralama iddiasıyla Miguel de Cervantes adlı biri hakkında tutuklama kararı çıkarıldı. Verilen cezaya göre sol eli kesilecek ve 10 yıl sürgünde kalacaktı. Bir ad benzerliği söz konusu değilse bu olay Cervantes'in İtalya'ya gidişinin nedeni olabilir. 1570'te II. SelimKıbrıs'ı ele geçirince Papa V. Pius Osmanlılara karşı birlik çağrısında bulundu. Çağrıya yalnızca İspanya ve Venedik karşılık verdi. CervantesRoma'daki İspanyol birliğine katıldı. 7 Ekim 1571'de Osmanlı donanmasıyla Lepanto (İnebahtı) Körfezinde yapılan İnebahtı Deniz Savaşı'na katılanMarquesa adlı kadırgada bulunan Cervantes, iki kez göğsünden yaralandı, bir top güllesiyle sol elini kaybetti. Daha sonra Osmanlılar tarafından tutsak edilen Cervantes, 1575-1580 yılları arasında Cezayir'de esir olarak yaşamıştır. Osmanlı esaretinde bulunduğu süre zarfında 4 kez kaçma teşebbüsünde bulunduğu tahmin edilmektedir. . Hiç birinde başarı kazanamamasına rağmen bu teşebbüsler sonucunda ceza da almamıştır. Ancak orada da dolandırıcılıkla itham edilip hapse atılmıştır. Burada yazmaya daha sıkı sarılmıştır.1580 yılında biten ve Kaptan-ı Derya Kılıç Ali Paşa tarafından Mimar Sinan'a yaptırılan Kılıç Ali Paşa camiisinin yapımında da esir işci olarak bir süre çalışmıştır
Yaşamının sonlarına doğru ünlü eseri Don Quijote (Don Kişot)'u hapishanede kaleme almıştır ve bu eseri sayesinde tüm dünyada tanınmıştır. Eserde yazarın kendi hayatıyla alay ettiği ve kahramanla aralarında çokça benzerlikler olduğu görülür. Don Kişot dünyanın en çok okunan eserlerinden biridir ve 38 dile çevrilmiştir. Bu eser hâlâ dünyanın en bilinen romanları arasındadır.