Kemal Tahir'in şaheserlerinden biri. 20'lerdeki İttihatçıların son halkasının da tasfiyesini ve kurtlar sofrasında ya da iktidar cengindd diyelim, düşenin başına neler geldiğini harikulâde bir dille, inanılmaz bir akıcılıkla anlatıyor. Bilhassa elinde Erik Jan Zürcher gibi kaliteli kaynaklar dahi yokken böyle bir eser ortaya koyduğu için Kemal Tahir'i takdir etmemek elde değil. Nitekim Celal Bayar dahi takdirle okumuş bu romanı. Bayar ki, 1980'lerde bile Talat için "şefim" diyecek kadar müzmin bir İttihatçı. Romanın tek kusurlu tarafı Kara Kemal'in haddinden fazla filozof kral olarak resmedilmesi. Aslında o da bir gayeye hizmet ediyor, daha doğrusu Kemal Tahir'in döneme dair fikirlerini Kara Kemal vasıtasıyla okumuş oluyoruz. Yine de didaktizmden olabildiği kadar uzak durup mecrayı trajedide tutmaya çalışıyor ve bunda muvaffak da oluyor. Döneme ilgi duymasa bile bilhassa polisiye seven okurun yine de keyifle okuyabileceği bir eser. Dönemi az çok bilen biri için ise bir başucu kitabı, bir melce-i iltica, dönüp tekrar ve tekrar kendini okutma zevki yaratacak muazzam bir metin.