Puan vermedi·320 syf.····Okunma: 18 Şubat 2026 00:45 Mr. Penumbra's 24-Hour Bookstore.... Kitabı yazıldığı dilde de okumak isterdim tabi. Belki bir gün.
Bu kitabı dördüncü kez okuyorum. En sevdiğim kitap mı bilmiyorum ama "benim" dediğim kitaplardan biridir. Öyle laf olsun diye değil. Çok sebebi var uzun uzun yazmayım ama o kadar mutlu oluyorum ki okurken ilk okuyuşumu hatırlıyorum hem, mutluluğum katlanıyor. Şimdi kitabın içeriği ile ilgili olmayan bir şey fark ettim bu sefer, daha önce dikkatimi çekmemiş. Penumbra'nın ilk ismi Ajax ve arkadaşlarım bana da Ajax kafalı derler. Penumbra’nın ilk isminin Ajax olması kesinlikle tesadüf değil; o eskiyle yeniyi, kadimle dijitali birbirine bağlayan bir köprü karakter. Bana demeleri mizahi ,yazılımcılar arasında Ajax kafası , web sayfasını yenilemeden ,refresh yapmadan, arka planda veri alışverişi yapma mantığı, ben biraz hızlı olsun istiyorum ve bu yüzden de dur daha refresh olmadı manasında bu yaftayı yerim. Eğer birisi Olayı Ajax kafasıyla çözelim diyorsa, Kullanıcıyı bekletmeyelim, her şeyi dinamik halledelim demek istiyordur. Bakış açım bu. Napalım. İşte Penumbra'nın ilk isminin bu olmasının eminim bir anlamı vardı. Aslında ben o zamanlar bilgisayar mühendisi olsam da işin içinde olmadığım için çok ayrıntı kaçırmışım. Hem öyle hem de okuma serüvenim evrildi. İkisi birleşince bu kitabı tekrar okumanın ne kadar doğru bir karar olduğu kesinleşti. Daha önce okumalarım bu kadar anlamlı değildi. Hatta dördüncü kez okumama rağmen ilk kez okuduğumdan daha fazla tat ve heyecan verdi diyeceğim. Resmen yeniden keşfettim. Bu çok net. Google için mühendisler cenneti dediği yerde isyan ettim. Mühendislerin bir dolu olduğu yerler cennet olmaya aday cehennemlerdir diyebilirim. Hayatımın hiçbir döneminde iş ortamında bu kadar huzursuz mutsuz olmamıştım misal. Yoruldum, bıktım, şaşkınım ama bitmiyor. Neyse. Vardır bir hayır-hikmet ve ben göremiyorumdur.
Penumbra'nın kitaplığı hayallerimdeki kitaplık değil ama ismi çok havalı.
Bay Penumbra’nın 24 Saat Açık Kitapçısı. Seren'in 24 Saat Açık Kitap Odasını kurmama çok az kaldı inşallah. Babama ceza olarak da asla o odaya kitap dışında bir tek şey koymayacağım halı perde sayılmaz, demek benim kitaplarım bi gitsin salonuna rahat rahat oturacaksın. Otur bakalım rahat rahat. Ben kitapları hep çok sevdim. Şansıma küçükken şimdi böyle söylenen babam da severdi ki ben okumayı o derece sevdim. Öğretmenim çok severdi, bir daha sevdim. Hepsi parametre. Ama herhalde içten de gelmesi gerekiyor bilemiyorum ben çocukların kitap okumak için zorbalanmasını asla doğru bulmuyorum. Hiçbir şeye zorlanmalarını kabul etmiyorum. Doğru örnek çocuğu istikamete sokacak tek şeydir. Şunu çok iyi hatırlıyorum misal, pandemide biz yani ben abim ve yengem üçümüz döngüde Harry Potter okurken Ensar ben kitaplardan nefret edeceğim asla hayatımda hiç kitap okumayacağım diyordu. Tabi yengem üzülüyor o esnada, bırak dedim söylesin, hiç takılma okumana devam et. Sonra o birinci hafta sonunda herkes elindeki kitabı bitirdi ikinci üçüncü kitap şeklinde devam ettik, o sırada çocuk merak duymaya başladı, bizi bile unutturan şey ne, ne okuyorlar, çok soru sormaya başlayınca sen de filmlerine bakabilirsin dedim. Keyfin bilir. Sonra akşamları onlardan bir bir izlemeye başladık, iki hafta içinde Ensar hayatında sadece 7 kitap okumaya karar verdi. Yani yine nefret edecekmiş ama Harry Potter'lar hariç, o şekilde ultimatom veriyordu. Bu dediğimin üzerinden altı yıl geçti, şimdi Ensar'ın kat ettiği yolu söylemeyi tercih etmiyorum ama sadece şunu söyleyebilirim,çok işi var gerçekten ve o işlerinden fırsat bulduğunda kitap okumak için yalvarıyor. Lütfen diyor. Bilmem anlatabiliyor muyum? Çocuk zorbalanmaz ve zorlanmaz. Çocuğa örnek de verilmez. Bas bas bak ben şunu yapıyorum demene gerek yok. O görür zaten. Sadece doğru bildiğini yaşamak gerekiyor. Gerisi istidat ve istek meselesi. Olacak olan olur, yap demekle olmaz. Bu mesele uzun ama şimdilik bu kadar yeterli.
Bilişim ve EB ya da GB dedikleri kadim bilgi sadece kitaplarda bulunur. Bunu söylüyorum çünkü herkes Al ile bir şeyler yapabildiğine inanıyor. Asla özgünlük taşımayan google it işler. Zaten bildiğimiz şeyleri bir araya getiren bir yapıdan bahsediyorum. Bilmek demek beyinde taşımak anlamında değil asla, öyle bir şey zaten mümkün değil ama onu biz üretmişiz yani bir insan. İnsan o bilgiyi kadim olarak üretmiş, YZ bunu sadece geri getiriyor, işte bu insanı ileri götürmez. İleriyi göremeyenler gördüm sanıyor. Ben burada Al kullanılmasın bilmem ne kafasında değilim. Sadece bununla bir şeyler yaptım zannetmek çok çok hatalı, ve YZ'nin ne kadar çok hata yaptığını bilmek belki düşünmeye sevk eder. Neden? Çünkü insan hatalı bilgi de üretebilen bir canlı. Yani her ne olursa olsun doğrulanmaya muhtaç bilgiler vardır bir de bilimsel gerçekler. Bu budur. Kitapta buna bu şekilde olmasa da değiniliyor, Kadim bilginin sadece kitaplarda olabileceğine vurgu var. Bilgisayarlar müthiş tabiki ya bunu kim inkar edebilir zaten? AMA insan muhteşem bir yaratık. Bunu atlamayalım. Kendimizi yok etmeyelim. Benim paylaştığımı bilebilir ama paylaşmadığım dünya üzerinde sadece benimdir. Bunu Al mal bilemez. Tahminlerle tam bilemez. Kitapta çok ileri google teknolojileri kullanılıyor evet faydalanılıyor, ama asıl kilit nokta eski bir kitabın satır aralarında, bu hep böyle, bir film bir kitap değil insanın olduğu yerde kilit insandır, cizhazlar ya da teknolojiler değil. Robotlaşmayalım, hele zihnimizi asla robotik kullanmayalım. Kullanımı çok yanlış olan bir yapıdan bahsediyorum ben, kolaylaştırıcı bir bilimden değil. Herkes parasını ödeyip google gibi kullanıyor. İnanılmaz bir tüketim ve bu yanlış. Benim problemim bu. Ve bu çocuklara inerse ben çok üzüleceğim. Elimden de bir şey gelmeyecek yine.
Burada googlecılar ve geleneksel bilgiciler olarak Penumbra'nın ekibi var ama görüyoruz ki o ekibin içinde de yazılımcılar var ve onlar tercihen GB dediğim kadim bilgiye yani kitaplara yöneliyor; sonuç itibariyle şifre çözüldü mü çözülmedi mi? Sığ bir düşünceyle şifre yoktu denilebilir ama ban kalırsa müthiş bir şifre çözümlemesi yapıldı. Ben şahsen ikna oldum. Ben de böyle düşünüyorum, ölümsüzlüğün ve ölümden istediğin an geri gelmenin bu dünyada tek bir yöntemi var o da zaten mukaddes kitabımızda mevcut. Ben tabii inanç penceresinden bakacağım. Herkese de tavsiye ederim, sonucu Allah belirler, Ebu Cehil Kur'an-ı Kerim'i, yüksek ihtimalle döneminin entelektüeli olmasını da düşünürsek çoğu sahabiden iyi anladı ve direkt olarak tepki verdi; reddetti, anlamak yetmiyor, o hakikati kalbe indirmek ve tercih etmek gerekiyor. Bu bir tercih meselesi. Elması kömürden ayıran da budur zaten. Hangi kitap olursa olsun inanç gözlüğünü takarak okumak zorundayız. Alacağımızı süzmenin en makul yolu budur. Çünkü fayda sağlayamayacağımız bir kitap yok, yeter ki doğru faydalanmayı bilelim. Ben şahsen tefekkürle okudum bu kitabı da. Her zaman ikna halime ikna katmaya çalışırım. Herkesin yolda kalmak için başka yöntemleri olabilir tabii. O gün tavsiye etmişimdir, 2026 yılında bu çağda başka bir gözlükle bir daha tavsiye ederim.