Puan vermedi·187 syf.··
2026 3. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2026 09:36
Nahid Sırrı Örik'ten Kıskanmak yıllardır okuma listemde olan bir kitaptı. Nihayet okuyabildiğim için mutluyum. Kitabı ayrıntılı olarak incelemek istediğim için SPOILER uyarısı koyuyorum. Hikaye, Seniha'nın, abisi Halit ve onun genç eşi Mükerrem ile birlikte yaşadıkları Zonguldak'taki evlerinde başlıyor. Seniha iyi bir karakter değil, ama zaten kitapta iyi bir karakter de yok. Karakterler ya siyahlar ya da gri, doğruları olsa da hataları daha fazla... Seniha yaşı biraz geçkin ve yüz güzelliğinden mahrum bir kadın; bunun da farkında. Oysa abisi Halit tersine gençliğindeyken çok yakışıklı bir adam. Hatta annesinin bir zamanlar ağzından kaçırdığı üzere cinsiyetleri farklı olsaymış denilecek kadar tezat oluşturuyorlar. Fakat Halit hayattaki zevkleri tatmış, türlü sofralarda yemiş ve türlü kadınlarla vakit geçirmiş bir adam olarak yaşı geçer ve güzelliği giderken genç bir kadın olan Mükerremle evlenmiş. Seniha yıllarca ailenin gölgede bırakılan ve feda edilen çocuğu olmuş. Ailesinin abisine daha çok önem verdiğini izlemiş, abisi için kendinden fedakarlık yapması istenmiş, hatta istenmenin ötesinde emrivaki edilmiş bir kadın. Bir de güzel olmadığı için her türlü lafı kendisi ve çirkinliğine yormayı bir takıntı haline getirmiş. Ne yazık ki aşağılık kompleksi olmasına ek olarak da çok kibirli. Kendisine talip çıktığında çeyiz parası harcamamak uğruna kısmeti reddedilen bir karakter Seniha. Çünkü o para abisine lazım ve aile Seniha'nın evlenmesindense Halit'in rahat koşullarda olmasını tercih ediyor. Tüm servetlerini oğullarına feda ediyorlar. Fakat Seniha öyle bir karakter ki duruma sesli bir şekilde karşı çıkmıyor; kurban olmaktan çok memnun, feda edilmekte acı bir zevk buluyor. Seniha kurban rolünü iştahla kabul ediyor, çünkü mağduriyetin de bir gücü var. Acı çektiği için karşısındakini bu durumda suçlu hissettirebiliyor ve bundan haz alıyor. Ama içten içe de kin doluyor, abisinden intikam alma arzusu her şeyin önüne geçiyor ve her şeyi belirleyen planlarını sahneye koymaya başlıyor. Abisinin genç ve güzel eşi Mükerrem'in abisini aldatması ve abisinin gururunun kırılması üzerine bir oyuna girişiyor. Mükerrem, hikayenin güzel ve genç kadını. Seniha Mükerrem'e karşı ne kadar katı ve kötü olursa olsun Mükerrem'in Seniha'ya dair hiçbir kötülüğünü ya da hasetini okumayız. Mükerrem Halitle ilk evlendiklerinde kocasına sevgiyle bağlı kalmaya çalışan bir kadın olmasına rağmen kocasının ilgisizliği kaynaklı bir yerden sonra bu ilgiyi ve sevgiyi dışarıda aramaya başlıyor. Durum Mükerrem'i Zonguldak'ın zengin ailelerinden birinin oğlu olan, kız gibi güzel diye tanımlanan Nüzhet ile bir araya getirir ve olaylar çığrından çıkar. Nüzhet, annesinin dizinin dibinden ayrılmayan, çok güzel ve güzelliğinin farkında olan, ukala ama bir o kadar da cahil ve akılsız bir genç. Hayatta bir amacı olmadığı gibi gönül eğlendirmekten başka bir sevgi bildiği de yok. Güzelliği kaynaklı her kadını elde edebilmesinin verdiği bir kibri mevcut. Ailesi de normalde İstanbul'da yaşayabilecekken orada yitip gidecekleri ve göz önünde olamayacakları için Zonguldak'ta yaşamayı seçen kişiler. Var gidin Nüzhet'in karakterini ailesinden de anlayın. Nüzhet sırf kendisine yüz vermiyor diye Seniha'ya ilgi duyan ve flörtöz davranmaya çalışan biri ayrıca. Yani Mükerrem'i elde edince elbette ki kadından sıkılıp ondan kurtulmaya çalışıyor. Olaylar bir yerden sonra çığrından çıkıyor, Seniha abisinin acı çekmesini izlemek maksatlı yaptığı gizli saklı planları ile gerçekten de bir aile trajedisine yol açıyor. Halit hapse, Nüzhet mezara, Mükerrem ise annesinin yanına İstanbul'a dönüyor. Halit'in hapse girmesinde Seniha'nın yanlış ifadeleri etkili olsa da Seniha'nın içindeki o ateş sönmüyor. Abisinin çektiği acıyı daha net biçimde görmek istiyor. Abisinin hapisten çıktığında kendisine muhtaç olmasını istiyor, bunu yaşama isteğiyle günlerini geçiriyor. Fakat hayat Seniha'ya bir kazık atıyor ve Seniha bir başına hayatını idame ettirirken abisi hapisten çıkınca arkadaşlarının yardımı ile hemen iş bulup kardeşini dahi görmeden Zonguldak'tan ayrılıyor. Üstüne bir de Mükerrem'in abisine yardım etme isteğini görünce Seniha'nın tüm bekleyişleri yerle bir oluyor ve en sonunda bu acıyı dindirecek olan şeyin abisinin ölümü olduğuna karar veriyor. Seniha tüm bunları yaparken arada bir abisine karşı içinde bir sevgi belirecek gibi oluyorsa da hiçbir zaman bu durum su yüzüne çıkamıyor. Hatta kitapta net olarak anlatılmasa da üstü kapalı bir şey daha var ki o da Seniha'nın abisine karşı farklı bir his beslemesi. Bu da o nefreti iyice körüklüyor. Fakat durum sadece sezdirilmekle bırakılıyor. Kitapta dört ana karakterimiz dışında mekan olarak seçilen Zonguldak da önemli. İstanbul'un ihtişamı ile Zonguldak'ın taşra sıkışmışlığı arasında da bir gerilim kuruluyor. Zonguldak, o dönemde maden ocakları kaynaklı gelişmeye başlamış, İstanbul ve Ankara'dan mühendisler ve maden sahiplerinin yaşamaya başlamış olduğu bir şehir olarak karşımıza çıkıyor. Sayfa 12'de Mükerrem'in Zonguldak hakkındaki hissiyatlarına dair şunu okuyoruz: "İstanbul varken Zonguldak'ta yaşamayı o, bilhassa böyle havalarda pek acı buluyordu. Bu acılığı da en çok oradan gelen gazetelere her göz gezdirişinde duyar, balolar, konserler, ecnebi truplarının uğraması, Darülbedayi'nin programıyla büyük sinemalarda değişen filmler, hatta havanın güzelliğine, fenalığına dair haberler ruhundaki hasret ve hicranı büyütür, kendisini talihine karşı âdeta isyana götürürdü..." Sayfa 40'ta bahsedildiği üzere Zonguldak küçük, eğlencesiz, sıkıcı bir yer olarak tanımlanıyor. Fakat oraya farklı şehirlerden gelmiş mühendisler ve zengin maden sahipleri Zonguldak'ta büyük şehirlerdeki gibi ortamlar kurmaya çalışıyorlar. E-kitap olarak sayfa 33'te şöyle bir cümle duyuyoruz Nüzhet'in ağzından: "Elbette efendim. Beyoğlu'nun Löbon'u varsa Zonguldak'ın da Tahsin'i var." Sayfa 179'da da Maksim Gazinosu için şöyle bir yer geçiyor: “Ah yavrum, İstanbul'da zengin kaldı mı? Maksim'le Garden sinek avlıyor! Para varsa varsa yine o dışarlıklı hacı babalarda var!” Kitapta geçen diğer yerlerden de bahsetmek istiyorum. Kitaplardaki eski İstanbul'a dair yerleri takip etmek çok hoşuma gidiyor. Halit ve Seniha Göztepe/Erenköy'de bulunan bir köşkte büyümüşler. Osman Cemal Kaygılı Köşe Bucak İstanbul kitabında Göztepe ve Erenköy'ü köşklerle dolu yazlık yerler olarak anlatıyor. İki kardeş birlikte yaşamaya başladıklarında da Şişli'de, Bulgar mezarlığı yakınlarında kırlar ortasında bir ev tutuyorlar. Şişli'de, kırlar ortasında... Ne tuhaf geliyor böyle okuyunca. Kıskanmak hızlı okunsa da karakterleri ile insanı dumura uğratan bir kitap. Okuyacak olanlara iyi okumalar dilerim.
Edebiyat
KıskanmakNahid Sırrı Örik · Oğlak Yayıncılık · 20213,355 okunma
·
62 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.