Bir sosyal ortamda, bu sınıf olabilir, arkadaşların toplantısı olabilir, güzel bir kız gördüğüm zaman, onun güzelliğininin hemen farkına varır, hemen romantikleşir, heyecanlanırdım. Onun alımlı yürüyüşü, gözlerini kırpışı, süzgün bakışı, saçlarının ensesine dökülüşü, kulak memelerinin ve dudaklarının çekiciliği bir kor gibi beynime bir anda damgasını vürurdu. İlçim cızz ederdi.
-Ya Hocam, sanırım ne dediğinizi iyi anlıyorum, ama daha iyi anlamak için yine de sormak istiyorum: Neden içiniz cızz ederdi?
-Şu manzaraya bakarken duyduğum ezikliği, o kıza bakarken de duyardım; ben bu kıza layık değilim, diye bir duygu içindeydim. Ve tüm toplantı boyunca, o kıza bir daha hiç bakmazdım. Ama bakmadığım halde, o güzel kızdan başka hiçbir şeyi düşünemez olurdum orada, aklımda hep o olurdu.
-Yani, birisi dışarıdan gözetlese, o kıza ilgi duyduğunuzu hiç anlayamazdı?
-Hayır, anlayamazdı. Birçok kişininkinden farklı bir düzenim var benim; hangi kıza hiç bakmıyor, veya konuşmuyorsam, ona çok ilgi duyduğumu anlayabilirsin.
-Tabii oradan ayrılırken gergin ve yorgun ayrılırdınız.
-Evet, güzel kadın görmek, bana aci verirdi. Çölde susuz kalmış birinin billur gibi bir bardak suya imrenmesi gibi bakardım; daha doğrusu aklımın gözüyle bakardım, gerçek gözümle bakışım belki üç saniye ya sürerdi, ya sürmezdi.
-Ve bu manzarayı görünce, öyle bir eziklik ve acizlik duygusu içine giriyorsunuz, öyle mi?
-Evet, kullandığınız kelimeler tam yerini buldu: eziklik ve acizlik duygusu.
SavaşçıDoğan Cüceloğlu