Mistik Bir Başlangıçtan, "Bitse de Gitsek" Finaline!
5/10
·293 syf.··
2026 9. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2026 00:00
Baştan söyleyeyim: Bu inceleme, "mutlaka okuyun" dediğim o coşkulu incelemelerden biri olmayacak. Aksine, ben bu kitabı pek sevmedim. Hatta dürüst olmam gerekirse, bittiğinde "Eee, bu muydu?" dedim. Hadi gelin, kitabın adımlarıyla paralel bir şekilde, neden böyle hissettiğimi sizlere de anlatayım. Kitap, Shakespeare’in (kitapta adı hiç geçmiyor ama biz biliyoruz ki o) oğlu Hamnet’in, ikizi Judith’in hastalığına çare aramak için evde koşturmasıyla başlıyor. Buradaki o telaş hissi aslında güzel verilmiş ama sorun şu ki; o telaş bir türlü genel bir tempoya dönüşmüyor. Yazar, hikayeye Agnes (Shakespeare’in karısı) karakterini dahil ettiğinde beklentim çok yükselmişti. Agnes başta öyle bir anlatıldı ki; doğayla iç içe, şifacı, elinde kerkeneziyle (Doğan, Şahin türünden yırtıcı bir kuş) gezen, insanların geleceğini veya içini görebilen o gizemli, vahşi kadın... Tamam dedim, bu kadın hikayeyi alıp götürecek. Ama ne yazık ki Agnes, o müthiş girişten sonra giderek silikleşen, sadece yas tutan bir anne figürüne hapsolup kalan bir karaktere dönüştü. O ilk başta yaratılan "özel kadın" imajı, kitabın ilerleyen kısımlarında içi boş bir balona dönüştü benim için. Kitabın ortalarına doğru, yazar bizi geçmişe götürüp Agnes ile kocasının nasıl tanıştığını, nasıl evlendiklerini anlatıyor. İşte burası benim için kitabın koptuğu yer oldu. Tempo o kadar ağır ki... Bir sayfa boyunca hatta bazen iki sayfa boyunca, bir elmanın kokusundan, bir kumaşın dokusundan ya da o anki hava durumundan bahsediliyor. Betimleme yapmak tabii ki iyidir ama hikayenin akışını durduracak kadar detay boğucu olabiliyor. Sanki yazarımız, "Bakın ne kadar güzel cümleler kurabiliyorum," demek istemiş de hikaye anlatmayı biraz unutmuş gibi. Olay örgüsü ilerlemiyor, sürekli bir durağanlık hakim. Shakespeare’in Londra’ya gidişi, Agnes’ın evde kalışı... Hepsi bir sis perdesinin arkasından anlatılıyor gibi, karakterlerin duyguları bir türlü bana geçmedi. Kitabın ikinci kısmı tamamen Hamnet’in ölümü ve sonrasındaki yas süreci üzerine kurulu. Tabii ki bir çocuğun ölümü trajik, tabii ki bir annenin ve babanın evladını yitirmesi çok zor ve acısı derin. Ama kitap o kadar mesafeli bir dille yazılmış ki, (daha önce, çok sevdiği insanları kaybetmiş ve yaslarını tutmuş birisi olarak) o acıyı bir türlü hissedemedim. Agnes’ın acısı bile bir noktadan sonra tekrara düşmeye başladı. Finalde hikaye meşhur Hamlet oyununa bağlandığında, yazarın beni şaşırtmasını ya da o büyük epik sonu vermesini bekledim. Ama hayır, yine aynı durağanlık, yine aynı donukluk. Agnes’ın Londra’ya gidip oyunu izlediği sahne, kitabın en kilit ânı olması gerekirken benim için sadece "bitse de kapatsam" dediğim bir bölüme dönüştü. Kısaca, neden beğenmediğimi özetlemem gerekirse: Kitap gerçekten çok yavaş. Olaylardan ziyade anlık hislere ve eşyalara odaklandığı için bir noktadan sonra okurken odaklanmak zorlaşıyor. Agnes karakteri başta o kadar abartıldı, o kadar mistik bir hava katıldı ki, sonrasında sıradanlaşması ve beklentimi karşılamaması beni hayal kırıklığına uğrattı. Yazarla aramda hep bir mesafe hissettim. Olayların içine giremedim, hep dışarıdan izleyen biri gibi kaldım. Açıkçası, sırf popüler diye, her yerde reklamı yapılıyor diye bu kitaba ayıracağınız zamana yazık olabilir. Eğer tarihi kurgu hayranıysanız ya da "hikayeden ziyade kelimelerin dansını severim" diyorsanız belki bir şans verebilirsiniz, orası size kalmış. Ama sürükleyici, karakterle bağ kurabildiğiniz ve bittiğinde sizi sarsan bir kitap arıyorsanız, bence “bu kitap” o kitap değil. Emin olun, bu kitabı okumadığınızda dünya edebiyatından çok büyük bir parça kaybetmiş olmayacaksınız. Bazen popüler olan, sadece popüler olduğu için elden ele geziyor, hepsi bu. Daha az "abartılmış" kitaplarda görüşmek üzere! Herkese bol kitaplı günler ve keyifli okumalar diliyorum.
1000Kitap
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,5bin okunma
··
2 +1'leme
·
19,5bin Gösterim
14 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Film mi kitap mı diye sorsalar kesinlikle film derim. Kitabı ben de beğenmedim duygular bana geçmedi ama filmde aldım o duyguyu. Yazar Maggie o'farrell Anne’in, babası Richard Hathaway'in vasiyetnamesinde ondan "Agnes" olarak bahsettigi için “Agnes” ismini kullanmayı tercih etmiş mesela kitapta bu ben de oturmamıştı. İzleyince tamam şimdi oldu dedim. Bu arada dram filmi olduğundan üst düzey bir şey beklemeyin biraz yavaş ilerlese de konu itibarıyla beni içine çekti. İncelemeniz için emeğinize sağlık okumak isteyenler ya da kararsız kalanlar için fikir olacaktır. :)
osᴍᴀɴ şᴀʜɪ̇ɴ
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim Kübra Hanım!🙏🏼 Filmini izlemedim ama dediğiniz gibiyse belki ilerleyen zamanlarda izlerim. Tekrardan teşekkürler.🙏🏼
Ellerinize sağlık incelemeniz gerçek bir eleştiri...👏👏 Şuan ikilemde kaldım bir kısım beğenmiş bir kısım beğenmemiş... Hemen okumalı mıyım bilemedim..
osᴍᴀɴ şᴀʜɪ̇ɴ
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim hocam🙏🏼 Okumazsanız çok bir şey kaybedeceğinizi düşünmüyorum. Ama okuyup kendi kararınızı vermeniz en doğrusu sanırım.
Kaleminize sağlık, okuduğumda ben de aynı kanaate varmıştım. ✨🙏
osᴍᴀɴ şᴀʜɪ̇ɴ
Gönderi Sahibi
Aklın yolu bir demek ki🙏🏼🙏🏼🙏🏼
Okuma listemdeydi hemmen çıkartıyorum.. Filmini izleyeyim madem😅
osᴍᴀɴ şᴀʜɪ̇ɴ
Gönderi Sahibi
Umarım, filmin seyir zevki yüksektir!🙏🏼
Hislerime tercüman olan bir açıklama yapmışsınız . 🙏 şişirilmiş bir kitap
osᴍᴀɴ şᴀʜɪ̇ɴ
Gönderi Sahibi
🙏🏼🙏🏼🙏🏼
Reklam
Ağzınıza sağlık, sizinle aynı görüşü paylaşıyorum,yani fazlası var eksiği yok..👏
osᴍᴀɴ şᴀʜɪ̇ɴ
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim hocam🙏🏼
Kaleminize sağlık. Artık kendimde sorun arıyorum, herkes beğenirken ben niye beğenmedim, diye...
osᴍᴀɴ şᴀʜɪ̇ɴ
Gönderi Sahibi
Herkes beğeniyor diye şartlanıp, kendinizi, beğenmek zorunda hissetmediğiniz içindir hocam.