Uzun yıllardır okunmayı bekleyen bu güzel roman sonunda okundu. Üzerimizde tesir bırakan insanları diğerlerinden ayıran nedir? Uzun uzun anlatmayacağım çünkü Türk edebiyatının okudukça anlaşıldığını düşünüyor ve aksinin heves kaçırdığını savunuyorum.
Bu romanın toplumun cinsiyet rollerinin bireyler üzerindeki etkisine ışık tuttuğunu düşüyorum. Sessiz, yalnız, okumayı ve sanatı seven "kız gibi" olan Raif Efendi Sanayi Nefise mektebine gider ancak sanatının iç dünyasını yansıttığını görür, yalnızlığa alışmış Raif bundan rahatsızlık duyar. Ardından hikayesi babasının isteğiyle Berlin'de devam eder, burada az insanla tanışır ancak yalnız birini tanır; o kişi Maria Puder olur. Yalnızlığını paylaşacak, konuşmaya değer görecek o kişiyi bulmuştur ve biz de bu tatlı sevdayı okuruz. Yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılırsa yalnızlık olmaz ve paylaştıktan sonra da o yalnızlığı tek başına sırtlanamazsın diyor sanki yazar.
İçimize akıttığımız düşüncelerin bizi nasıl zehirlediğini görmek isterseniz, çok keyifli bir roman bekliyor sizi. Kısacık, birkaç saat içinde okuyabileceğiniz muhteşem bir roman. Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali