Uzun yıllardır okunmayı bekleyen bu güzel roman sonunda okundu. Üzerimizde tesir bırakan insanları diğerlerinden ayıran nedir? Uzun uzun anlatmayacağım çünkü Türk edebiyatının okudukça anlaşıldığını düşünüyor ve aksinin heves kaçırdığını savunuyorum.
Bu romanın toplumun cinsiyet rollerinin bireyler üzerindeki etkisine ışık tuttuğunu düşüyorum. Sessiz, yalnız, okumayı ve sanatı seven "kız gibi" olan Raif Efendi Sanayi Nefise mektebine gider ancak sanatının iç dünyasını yansıttığını görür, yalnızlığa alışmış Raif bundan rahatsızlık duyar. Ardından hikayesi babasının isteğiyle Berlin'de devam eder, burada az insanla tanışır ancak yalnız birini tanır; o kişi Maria Puder olur. Yalnızlığını paylaşacak, konuşmaya değer görecek o kişiyi bulmuştur ve biz de bu tatlı sevdayı okuruz. Yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılırsa yalnızlık olmaz ve paylaştıktan sonra da o yalnızlığı tek başına sırtlanamazsın diyor sanki yazar.
İçimize akıttığımız düşüncelerin bizi nasıl zehirlediğini görmek isterseniz, çok keyifli bir roman bekliyor sizi. Kısacık, birkaç saat içinde okuyabileceğiniz muhteşem bir roman.
Merhaba, bu yılın yarım bıraktığım ilk kitabıyla geldim. Konusundan, dilinden bağımsız yarım bıraktım. Yazım dili, duyguları hissettirme şekli, olay akışı gerçekten güzeldi ama yakın zamanlarda birini kaybettiyseniz ya da kaybettiğinizi kabullenemediğiniz biri varsa size uygun bir kitap olmayabilir. Okurken paramparça oldum ben, ilk defa bir kitaba bu kadar çok ağlamış olabilirim. Göz alerjim tuttu hatta, 2 gündür işe bile gidemedim.
Talia ve Barut'un uyumu çocukluklarından bile anlaşılıyor. Çok tatlı geldiler. Kızıl saçlı ve çilli olduğu için uğradığı zorbalıkları da bu kadar iyi anlamak istemezdim. Bu konuda da hassasiyetiniz varsa dikkatli olmanızda fayda var. 100 sayfa bile okumadan yarım bıraktım ama tekrar dönmek istiyorum.