Orhan Kemal ~ 72. Koğuş
Orhan Kemal’in kalemiyle tanıştım ve çok sevdim!
72. Koğuş, bir cezaevindeki en yoksul ve en dışlanmış mahkûmların kaldığı koğuşta geçiyor.
Bu koğuşta kalan insanlar toplumun en alt tabakasından: açlık, sefalet ve çaresizlik içindedirler. Bu koğuşta neler yapıyorlar; İzmaritine zar atıyorlar; Yani bir duman çekmek için… Bedenlerini kasa gibi kullanıyorlar; bozuk paraları yutup midelerinde saklıyorlar. Çünkü cezaevinde para yasak. Para demek yemek, sigara, küçük ayrıcalıklar demek.
Isınmak için kıyafetlerini yakıyorlar. Ampülü bile satacak dereceye geliyorlar.
Çöpten besleniyorlar. Kışları ölüm kol geziyor.
Kitabı okurken yüreğim burkuldu. Sefilliğin insanı ne boyutlara getirdiğini, açlık karşısında insan psikolojisinin nasıl dönüştüğünü gözler önüne seriyor. Romanı bitirdikten sonra içimde bir ağırlık kaldı. Çünkü Orhan Kemal burada sadece mahkûmları değil, insanın açlık karşısındaki gerçek yüzünü anlatmış. 72. Koğuş aslında bir cezaevi odasından çok daha fazlası.
Orası güçlünün zayıfı ezdiği, paranın karakteri belirlediği, açlığın ahlaktan daha baskın olduğu, umudun sürekli kırıldığı küçük bir toplum modelidir.
Koğuşta para kimin elindeyse söz hakkı onda.
Orhan Kemal burada şunu sorgulatıyor:
İnsan kötü müdür, yoksa şartlar mı insanı kötü yapar?
Son 20 sayfa beni yerden yere vurdu sanki.
En çok da bir karakterin demir parmaklıklarda sevdiğinin yolunu gözlerken vefat etmesi çok etkiledi.
Yazarın yazım dilini de sevdim. Kitap çoğunlukla diyalog hâlinde ilerlediği için çok kolay okunuyor. İşiniz olmasa bir oturuşta bitirebilirsiniz. Orhan Kemal’in diğer kitaplarını da merak ediyorum. Bundan sonraki okuyacağım kitabı ‘Cemile’ olacak. 72. KoğuşOrhan Kemal