“İnsan görkemli güzelliğini ölene dek bilemiyor; ne dünyanın ne kendisinin…”
Adalet’in hikâyesi bu.
Çocuklukta işlediği ilk “günahın” ağırlığını sırtında taşıyan bir kadının, telafi arzusuyla çıktığı uzun bir iç ve dış yolculuğun romanı.
Adalet yaşadığı coğrafyayı boydan boya kat ederken aslında kendi kalbinin haritasını okumaya başlıyor. Yol uzadıkça mesele yalnızca geçmiş bir kabahati düzeltmek olmuyor; kötülüğün ne olduğunu, vicdanın sınırlarını, bağ kurmanın cesaret istediğini ve insanın en çok kendine yabancılaştığını fark ediyor.
İnsan bazen en büyük mesafeyi bir şehirden diğerine değil, kendi içindeki kırgın çocuğa doğru yapıyor.
Nermin Yıldırım ’ın dili yine kıvrak, duyarlı ve katmanlı. Metin hem politik bir arka plan taşıyor hem de derin bir iç hesaplaşma sunuyor. Ülkeyle yeniden tanışma, kendinle yeniden yüzleşme hâline dönüşüyor. Yol romanı gibi başlıyor, vicdan romanına evriliyor.
Gerçek kötülük nedir? Yapmak mı, susmak mı, görmemek mi?
Dokunmadan biz okurlatı diri tutuyor; ama asıl çarpıcı olan Adalet’in iç sesi. Sahici bağ kuramadan geçen bir hayatın, “geç kalmadan” yeniden başlama ihtimaliyle yüzleşmesi…
“Hayatımıza gerçekten dokunmadan mı yaşıyoruz yoksa korkarak mı?” işte insanın cevaplaması gereken, farketmesi,sorgulaması gereken bir cümle...
“Sizce insan en çok neyi telafi etmeye çalışır; geçmişini mi, kendini mi?”
Farkındalıkla ve sorularla okuyacagınız bir eser. Keyifli okumlar dilerim.
DokunmadanNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 202511,5bin okunma