Puan vermedi·152 syf.····Okunma: 17 Şubat 2026 02:12 Kitabın Havuz Başı hikâyesiyle birlikte, Sait Faik’in dünyasına bu kez daha güçlü bir bağ kuracağımı düşünerek sayfaları çevirdim. Daha önce okuduğum Lüzumsuz Adam’daki bazı öykülerle kendimce daha yoğun bir temas kurmuştum. Bu yüzden doğal olarak burada da benzer bir etki aradım. Fakat bu kez öykülerin tamamı bende aynı yankıyı uyandırmadı.
Ben genelde hikâyelerde netlik arayan bir okurum. Ucu açık sonları severim; fakat o açıklığın bilinçli bir boşluk taşımasını isterim. Sait Faik ise çoğu zaman hikâyeyi tamamlamak yerine, hayatın bir anını olduğu gibi bırakmayı seçiyor. Bu da okur için farklı bir deneyimleme fırsatı sunuyor. Özellikle Havuz Başı, Mektup ve Bir Sonbahar Akşamı adlı öykülerde beklemek, yalnızlık ve içe dönüş temaları bende karşılık buldu. Fakat diğer bazı metinlerde okurun kendisinin anlam yüklemesi gerekiyor. Çünkü burada büyük bir olay örgüsü, dramatik zirve ya da belirgin bir mesaj aramak çoğu zaman karşılıksız kalabiliyor.
Sait Faik'in yazım diline hakim değilseniz başlarda “Bu neydi şimdi? Eee ne oldu?” gibi bir his oluşabiliyor. Bazı hikâyeler sizi başka bir yere götürecekmiş gibi başlıyor fakat hikayenin sonunda değişen bir şey olmuyor. Çatışmalar çözülmüyor, büyük kırılmalar yaşanmıyor. Bu bilinçli bir tercih. Sait Faik, hikâye anlatmaktan çok hayatın içinden bir kesiti gösteriyor. O kesit size değerse metin büyüyor; değmezse sıradan bir an olarak kalabiliyor.
Dili temiz, gösterişsiz ve samimi. Halktan olanı anlatırken yapaylığa düşmüyor. İstanbul’un parklarını, mahallelerini, sokaklarını sade bir anlatımla resmediyor. Zamanla bu dile alışıyorsunuz; fakat dramatik yoğunluk bekleyen okur için bu sadelik bazen yetersiz gelebilir.
Sonuç olarak: Benim için Havuz Başı, Lüzumsuz Adam’ın bıraktığı etkiyi tam olarak yakalayamadı. Daha az yankı uyandırdı diyebilirim. Ancak bu, başka bir okur için aynı olacak anlamına gelmez. Sait Faik’in öykülerinin modern okurda nasıl bir yer bulacağını önceden kestirmek zor. O bir anı bırakır; o an size değerse büyür, değmezse sessizce geçer.