Oğuz Atay`ın yaşarken yazdığı tek oyunu olan “oyunlarla yaşayanlar”, içinde bulunduğu toplumun değer yargılarını aşmayı başarmış fakat geldiği noktadaki yalnızlığı kaldıramayacak kadar güçsüz aydının portresini çizer. Batılılaşma sürecini henüz tamamlayamamış ve belki de hiç tamamlayamayacak olan bir toplumda, tutunamayan, yalnızlaşan, anlaşılmama kaygıları güden duyarlı aydın, içine düştüğü boşluktan, yalnızlığından çıkardığı oyunlarla kurtulmaya çalışır.
Oyunlarla Yaşayanlar'da oyun oynamak karakterler için var olma boyutuna ulaşmıştır. Öyle ki onların oynadığı oyunlar yaşamın ta kendisine dönüşür. Yaşamın sıkıştığı noktalarda yaşamı oyuna dönüştürmeyi seçerler. “Yeni dünya" nın, çevresine yabancılaşmış, iletişimsizliğe, tek başınalığa koşullanmış insanı kendini oyun kişilerine bölerek çoğaltmaya çalışır. Oyun her zaman olduğu gibi gerçeğin sınırlarını zorlamanın, onu aşmanın bir yoludur… Kendini oyunla gerçekleştirmek de bir çeşit var olma biçimidir.”
"Günlük" kitabından sonra okunması eseri daha anlaşılır kılıyormuş ama ben okumadım. Okumak isteyen olursa diye belirtmek istedim. Ayrıca Tutunamayanlar ve Tehlikeli Oyunlar kitabına da çok gönderme var.
Oğuz Atay