Adını Unutan Adam, Mehmet Eroğlu'nun yine insanın iç dünyasına odaklandığı, hafıza ve kimlik meselelerini merkezine alan romanlarından biri. Daha önce yazarın Fay Kırığı üçlemesini ve İyi Adamın 10 Günü serisini severek okumuş biri olarak bu kitaba da merakla başladım. Ancak dürüst olmak gerekirse, o iki serinin bende bıraktığı etki daha güçlüydü.
Roman, adını hatırlamayan bir adamın geçmişiyle kurmaya çalıştığı bağ üzerinden ilerliyor. Hafıza kaybı yalnızca bireysel bir sorun olarak değil, aynı zamanda bir kuşağın yaşadıklarıyla hesaplaşması şeklinde ele alınıyor. Anlatı zaman zaman geçmişe dönerek karakterlerin gençlik yıllarına, ideallerine ve hayal kırıklıklarına uzanıyor. Bu yönüyle kitap, bireysel bir hikâyenin ötesine geçip toplumsal bir arka plan da sunuyor.
Sürükleyici bir anlatımı vardı fakat detayları kaçırmamak için dikkatli okumak gerekiyordu. Eroğlu’nun dili her zamanki gibi sade ama düşünsel yoğunluğu yüksek. Karakterlerin iç çözümlemeleri yer yer derinleşiyor; bu da romanın temposunu bilinçli olarak yavaşlatıyor. Bu yönüyle olaydan çok karakterlerin zihinsel ve duygusal dünyasına odaklanan bir metin ortaya çıkmış.
Genel olarak Adını Unutan Adam, Eroğlu’nun edebiyat anlayışını sürdüren kimlik, bellek ve geçmişle hesaplaşma temalarını merkeze alan bir roman. Benim için bazı eserleri kadar güçlü bir etki bırakmasa da, anlattığı dönemi ve karakterlerin iç dünyasını ele alış biçimiyle üzerinde düşünmeye değer bir kitap olduğunu söyleyebilirim..