@edmondddantess ile birlikte okuduğumuz Marlo Morgan 'ın Bir Çift Yürek kitabının söyleşisini siz değerli okurların ilgisine sunuyoruz.
Galeyan : Hocam öncelikle kitabı nasıl buldunuz? Bir güzelleme kitabı mıydı yoksa gerçekten bir Ruhun farkındalık kapısını aralayacak güce sahip miydi?
@edmondddantess : Ruhun farkındalık kapısını aralayacak güçte bir kitap demek iddialı olur fakat hayata farklı pencerelerden bakmamızı da sağlayacak etki oluşturabilir. Bununla birlikte çok fazla güzelleme kitabı olarak da görmüyorum. En basit ve kaba tabirle belki modern insan eleştirisi diyebiliriz. Genel olarak beklentilerimi karşılayan bir eserle karşılaştım ben, aşağı yukarı böyle bir kitap okuyacağımı biliyordum. Hayal kırıklığı yaşadığım bir nokta da var, belki oraya sonra değiniriz.
Galeyan : Açıkçası benim açımdan da beklentilerimi karşılayacak şekilde idi, benzer düşüncelerdeyiz, sade bir eleştiri tavrı, yormadan anlatması beni cezbetti. Ritim bize bağlı hocam ya sohbet bu, buyrun ben de merak ettim hayal kırıklığı yaşadığınız hususu?
@edmondddantess : Önce "sade bir eleştiri tavrı, yormadan anlatması" sözlerinizi detaylandırmak istiyorum. Evet çok sade ve akıcı bir anlatım söz konusuydu, yapısı itibarıyla edebi kaygı duyulmadan yazılmış bir kitap gibiydi; çünkü burada öne çıkan hikayenin kendisiydi. Yazarın başından geçen deneyimi bizler de yaşamış olsak hiçbir edebi kaygı duymadan sadece bu hikayeyi anlatmak ister, daha fazla kişiye duyurmak isterdik. Bu noktada hayal kırıklığıma değinmek yerinde olacaktır. Kitaba başlarken okuyacağımız hikayenin yaşanmış bir hikaye olduğunu düşünüyordum. Hatta yazarın kitabı sunuş şekli de böyleydi. Fakat sonradan hikayenin kurgu olduğunu öğrendim. Kitabın öznesi durumundaki Aborjinlerden bazı tepkiler almış yazar o dönemde. Ve ilerleyen zamanda özür dileyerek kitabın kurgu olduğunu belirtmiş. Yine de araştırmakta fayda var, bu tür bilgilere ulaştım ben ama biliyorsunuz günümüzde her bilgiyi teyit etme ihtiyacı duyuyoruz
Galeyan : Açıkçası ben de okuduktan sonra öğrendim ve işin tuhafı Çölden önce Çölden sonra başlıklı NTV'de yayınlanan röportajını da okuduktan sonra öğrenince, sanırım büyüsünü kaybetti biraz bende. Röportajda olayların bizzat gerçek yaşandığını ifade edip sonradan kurgu olduğunu açıklamak zorunda kalması bir burukluk oluşturdu. “Gerçi bu Aborjinler'in hiç aşık olmamasından anlamalıydık bir bit yeniği olduğunu ”
@edmondddantess : Hikayenin içerisinde aslında sorgulayacağımız, "yok artık, o kadar da değil" diyeceğimiz çok şey var aslında. Aşk başlığını da bunlardan biri olarak değerlendirebiliriz.
Galeyan : İçimde tutamayacağım aborjinlerden adeta üstün ırk olarak bahsedilmesi biraz güzelleme geldi bana açıkçası, kendi olup kendi kalabilen her millet nihayetinde kendini yitirenlerden oluşan modern toplumdan üstün. :)
@edmondddantess : Kesinlikle hocam, bu konuda hak veriyorum size. Ki kitapta aborjinler için gerçek insan, diğerleri için mutant insan kavramlarının kullanılması da dikkat çekiciydi. Ne anlatıyor deseler kısaca şöyle tanımlayabiliriz değil mi: Amerikalı bir kadının, Avustralya'nın iç kesimlerinde yaşayan yerli bir halk olan aborjinlerle birlikte aylar süren çöl yürüyüşü esnasında yaşadıkları, kazandığı deneyimler, bu ilkel görünen halk ile biz modern insanlar arasındaki olağanüstü farklar, hayatı sorgulaması, kendince bir aydınlanma yaşaması vs. Bu yürüyüş esnasındaki deneyimleri üzerinden modern toplum eleştirisi dile getiriliyor. Yazarla birlikte bu yürüyüşe biz okurlar da dahil olduk. Siz yazarla benzer şeyler düşündünüz mü?
Galeyan : Ama sonunda dedi ki yazar böyle bir yürüyüş olmadı.:) şaka bir yana, elbette hocam ve bende bıraktığı etki özellikle durulandıkça ruhumuzun duyacağı ve göreceği idi. Hocam kitapta kök, kültür üzerinden iki cümle dikkatimi çekti. "Onları köklerine bağlayan kültürle her türlü ilintiyi yitirmiş durumdadırlar." S.10 ve "Gerçek kültürel köklerini yitiren ve yaşamda bir amacı olmayan insanların elinden ancak ölümle kumar oynamak gelir." S.55 bu iki cümle üzerinden sizin değerlendirmeleriniz nelerdir?
@edmondddantess : Önemli ve değerli bir konu bu esasında. Her toplumu diğerlerinden ayıran, farklı kılan kültürel kodları değil midir? Eserde de oldukça özgün, atalarının yaşadığı hayatı yüzyıllardır sürdürmeye, kültürel değerlerini korumaya çalışan bir halk görüyoruz. Kitapta incelenen o küçük topluluğun her bireyinde bir görev bilinci vardı. Herkesin görevi ayrı ve herkes yeteneğine göre bir işle meşgul oluyorlardı. Hayatlarının belki de en büyük amacı bu yeteneklerini geliştirmek, topluma faydalı olmaktı. Maalesef modern insanların birçoğunda amaçsız bir yaşam görüyoruz. Onlar kendi köklerinden beslenerek yüzyıllardır aynı hayatı sürdürmeye, doğayla iç içe ve barışık bir şekilde yaşamaya, inandıkları birliğin gereklerini samimiyetle ve mutlulukla yerine getirmeye devam ediyorlardı.
Galeyan : Kesinlikle, diğeriyle arasındaki fark her kültürün özgünlüğünden geliyor, bu görev bilinci ayrımı ilginçti, ruhunu ve bedenini yeteneğini keşfettiği alanda derinleşerek geliştirmek topluma ve kendisine insanın en büyük faydası sanırım. Kitapta bununla ilgili "Her insan tektir, her birimize özle nitelikler verilmiştir ve bunlar güçlendirilerek ömür boyu sürem yeteneklere dönüştürülebilir." s.155 diyordu yazar. Çok genel bir soru sormak istiyorum hocam burada. Her insanı tek ve biricik olarak mı görmeliyiz, gerçekten öyle midir?
@edmondddantess : Benim için de öyledir, her insan kendi başına değerlidir ve özeldir. Hayat her insanı hiç ummadık, bambaşka yerlere götürebilir fakat bu durum o insanın başlangıçta biricik olduğu gerçeğini değiştirmez. Yaşadıklarıyla ve yaptıklarıyla insan kendini değerini artırabileceği gibi yerlere düşürebilir de. Ben genel olarak hayatı değerlendirirken insanı merkezi koyarım
Galeyan : "Yeryüzünde kendine amaç olarak sadece eğlenmeyi seçen insanlar vardır." s.11 diyor yazar, o insanlar da biricik midir:)?
@edmondddantess : Sanırım biricik olarak değerlendiremeyiz yaşantımıza nasıl bir yön verdiğimiz, kişisel hedef ve amaçlarımızın niteliği insanın değerini de etkiliyor sizin bu söylediğinize bakarsak.
Galeyan : Hocam yazarın tanımlaması üzerinden gittim ben:) açıkçası her insanın kendi başına özel ve değerli olması hususunda, söylediğiniz gibi "yaptıklarıyla kendi değerini düşürerek yok eden" lerin herkesleştiğini, tek ve özel kalanların kendinin farkında olarak kendini tanıma yoluna düşenler olduğu kanaatindeyim. Evet her insan bir ve tek olarak doğar. Özel kalıp kalmayacağına kendi karar verir diyebiliriz.
@edmondddantess : Kesinlikle. Eylemlerimiz, duygu ve düşüncelerimiz hayattaki konumumuzu da belirleyecektir.
Galeyan : Kadere suç atma kolaycılığına kaçmayalım diyorsunuz :)?
@edmondddantess : Tabii ki hocam, birçok şey insanın kendi elindedir.Şartlar ve imkanlar mutlaka avantaj veya dezavantaj sağlayabilir ama her insan kendi değerini yine kendi belirler.
Galeyan : Haklısınız, o zaman bir başka detayı açalım. "Arzulanan şey mutluluğun heyecanıdır, nesnenin kendisi değil." S 87, buradaki düşüncelerinizi de merak ediyorum, arzulanan şey nesnenin hikayesi olamaz mı?
@edmondddantess : Ben bu cümleyle çok net paralel düşünüyorum. Aşk ilişkilerinde de bana göre durum çoğu zaman böyledir. Bazen insanlar karşısındakini sevdiğini düşünür fakat asıl sevdiği o karşısındakinin kendisine yaşattığı heyecanlar, arzular ve o farklı hissettiren duygulardır.Galeyan : Peki bu karşıdaki kişiden bağımsız hale getirme riski oluşturur mu?
@edmondddantess : Oluşturabilir, kıvılcımı çakan karşımızdaki kişi olsa da yaşadığımız duygular ondan bağımsız bize aittir.
Galeyan : Hocam yazar, "Kendimi bağışlamayı, yargılamamayı öğrenmem gerekiyordu." S.88 diyor, kendimizi bağışlamanın yolu ve önemi hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
@edmondddantess : Kendimizi bağışlamanın bir yolu yöntemi var mıdır bilmiyorum, en azından bunun cevabı bende yok; biz kendinizde gördüğümüz hataları, yanlışları daha çok bastırma yoluna gideriz, üstünü örter görmemezlikten geliriz veya unutmaya çalışırız. Kendini bağışlamaya çalışan çok çok az oluyordur sanırım. Fakat gerek başkasını gerek kendimizi affedebilmenin, barışabilmenin çok kıymetli olduğuna inanıyorum ben. İçimizde sürekli kanayan bir yarayla yaşamaya çalışmak pek kolay bir şey olmasa gerek.Galeyan : Kesinlikle kıymetli, özellikle 'kendiyle kavga' metaforunun çokça kullanıldığı bu dönemde. Sürekli kendisiyle kavga hali huzursuz bir yaşamda kendimizi heba etmemiz demek neredeyse. Kanayan yarayla kavga etmek yerine barışabilmek kanamasını durdurmasa da bizi kendimizden kaçırmaz. Ama bir şey daha takılıyor ister istemez aklıma. Kendisiyle kavga metaforu neden bu kadar herkesin dilinde, kendiyle barışmak neden bu kadar zor?
@edmondddantess : Hocam bu çok uzun bir konu ve aslında kitabın ruhuyla, ana temasıyla da oldukça alakalı. Modern insanın çoğunluğunun mutsuz olduğunu görüyoruz. Çoğu insan yaşadığı hayattan memnun değil. İsteklerimizi, arzularımızı ihtiyaçlarımızla karıştırıyoruz. Çılgınca bir tüketim çağında yaşıyoruz. Hep bir yarış içerisinde, statü peşinde, başarılara doymayan, birine ulaştıkça diğerine koşan, ama bu sürat içerisinde birçok şeyde anlamı kaçıran hayatlar yaşıyoruz. Bu insan nasıl mutlu olabilsin? Kaçırdıklarıyla bir gün yüz yüze geldiğinde kendini affedebilmesi, kendisiyle barışabilmesi kolay olur mu?
Galeyan : Çok haklısınız, kolay olması mümkün değil, sürat içerisinde kaybettiği anlamlar gittikçe de hızla çoğalıyor, çoğaldıkça affedebilmesi zorlaşıyor. Yavaş ve an içinde yaşamanın kıymeti bizi bir çok şeyin anlamını keşfetmemizi sağlıyor, kitapta; doğanın bedenin zihnin keşfi gibi. Hocam genel bir değerlendirmeyle bitirelim o zaman.
@edmondddantess : Elbette. Girişte konuştuğumuz hayal kırıklığına rağmen beğenerek okuduğum bir kitap oldu. Birçok noktada ben de hayatımı, ve genel olarak bugünkü insanlığın yaşam şeklini sorguladım.
Galeyan : Bugünkü insanlığın ruhsuzluğundan ayrılmak için okuduklarımız bir nevi:) Ben de aşksızlığa rağmen sayenizde severek beğenerek okudum hocam , teşekkürler..:)
@edmondddantess : Ben de teşekkür ederim hocam, sizinle birlikte kitap okumak benim için keyifliydi
Bayıldım 👏 Bu güzel incelemeyi bizlerle paylaştığınız için teşekkürler ☺️ Keyifle okudum benimde yıllar önce okuduğum bir kitaptı çok severek okumuştum ama sonradan herşeyin bir kurgudan ibaret olduğu gerçeği biraz burukluk yaratmadı değil ☺️ şimdi sayenizde yeniden hatırlamış oldum.Kaleminize sağlık Galeyan @edmondddantess☺️👏
Bu sohbetlerden harika bir kitap olur :) Basılmasa bile PDF olarak düzenlenebilir, kitabın adı bile belli "Bir Kitap Sohbeti". Çok güzel olmuş emeğinize sağlık.