"Sevgi de yetmiyor," diyordu Türkan Şoray, Vesikalı Yarim'de İzzet Günay'a, "çok eskiden rastlaşacaktık..."youtube.com/shorts/FM4cqkC8...
Takvimler 1966'yı gösteriyordu.
Her şeyin iyi olmasa da, her şeyin çok başka olduğu yılları...
"Mahallede yaz akşamları böyleydi; bir evi toplanma merkezi yapan şey televizyon değil, dostluktu. Balkonlara, verandaya, bahçeye sandalyeler çekilir veya hava serinse salonda oturulurdu. Açık pencerelerden dışarıya; şarkılar, neşeli sohbetler, şen kahkahalar ve çocuk cıvıltıları sızardı."
Her şey çok başkaydı,
Anılar başka,
Acılar başka,
Ruhumuzu alıp götüren şarkılar başka... youtube.com/shorts/0DS8o097...Kapın her çalındıkça, o mudur diyeceksin..."Gelmeyecek bir gideni,Olmayacak bir nedeniBeklediniz mi," diyor bir Özdemir Asaf şiirinde. Bazen çok eskiden rastlaşmak da yetmiyor demek ki... Tam rastlaştığın anda yitirmek var hayatta. İliklerime kadar hissettim, "Gitmek mi zor yoksa kalmak mı," sorusunu, gidene de şahit oldum, kalana da. Kalbimin bir yanı İstanbul'da Başkomiser Ali'yleydi, bir yanı Sofia ile Paris'te. Ve uzun zamandır bu kadar parçalara bölündüğümü hatırlamıyorum. Bir şeyin olmaması yormuyor insanı, ama o "tam olacak gibiyken" olmaması yok mu? Kemiriyor ruhunu, Yaşar Kemal misali, "Azala azala tükeniyor, bitiyorsun." "Uçurum kenarında oturan adamı görünce hemen kim olduğunu anladım. Onu ilk defa görüyordum... Başkomiser için üzüldüm. Lâkin... Benim yerime kim olsaydı, o da aynı şeyi yapardı."
Bitti,
Öyle bir duygu bıraktı ki geriye;
Bir annenin yıllarca oğlunun mezar taşı başında gözyaşı dökmesi,
O mezarın oğluna ait olmaması gibi,
Bir gün oğlunun, "Anne ben ölmedim," deyip çıkıp gelmesi gibi...
Bir şarkı düştü aklıma, "Heba olan dünlere mi yanayım..." instagram.com/reel/DQpjWhqDJ1...Kapanmayan bir açık yarayım...
Bir gün dönünce her şey bitiyor mu?
Aynı duygular vardı Ali Başkomiserin yüreğinde Sofia'ya karşı,
Aynı duygular vardı Sofia'nın yüreğinde Ali Başkomisere karşı.
Ama takvimler birer birer düşmüş,
Giden gün ömürden eksilmişti.
Bir gün her şey eskisi gibi olmuyordu, bir gün her şey eskiyi andırıyordu yalnızca.
"Hiçbir şey için savaşamayacak kadar yorgun hissettin mi?"
Ağaç incir kuşlarını sever misiniz?
Nasıl asil değil mi sesleri, şarkıları...
Gizli dosyaların eşliğinde bir aşk,
Aşkın satır aralarında polisiye...
Sizden biriyiz diyor kahramanlar; acı çekerken, severken, kendini yitirip giderken... Okurken kitabın içine giriyor, zaman ve mekan geçişleriyle oradan oraya savruluyorsunuz. Her şey çok başka olabilirdi belki... Kurtlarla Koşan Kadınlar'da dediği gibi: Bir masal, bu masal gibi, ölümle ya da kahramanın sakatlanmasıyla bittiği zaman, “Başka bir şekilde bitemez miydi?” diye sorarız. Ama her başkalık başka acılar barındırmaz mı içinde?
Ağaç İncir Kuşu sesiyle veda edelim mi okunmayan bir incelemeye daha?tr.wikipedia.org/wiki/Anthus_tri...
Ağaç İncir KuşuSerap Tiryaki · Mavi Nefes Yayınları · 202537 okunma
Her iki eseri de okuma şansına erişmek bu güzel ve emek kokan incelemeyle birleştirilince olması gereken o güzel noktaya gelmiş oldu.
Emeğinize sağlık🌸🎀
Ne yapsam duygularımı ifade etmeye yetmez çok gurur duydum teşekkür ederim Mikail Hocam. Siz, mükemmel ve derinlikli incelemeniz, kitaplara ve yazarına gösterdiğiniz itinayla övgüye lâyık bir okuyucu ve yorumcusunuz. Kalbiniz hiç susmasın🙏
Yazarı da kitabı da ilk defa siz okurken gördüm. Birinci kitabı da varmış, ona yaptığınız incelemeyi de az önce okudum. Pdf bulursam ben de okuyacağım. Kaleminize, emeğinize sağlık.
Mikail Balcı Naif duygularınız ve değerli yorumunuz için çok teşekkür ediyorum. Sayenizde kitabım, bir kez daha lâyık olduğu ellerde değerini buldu hocam. Daha nicelerinde buluşmak ve buluşturmak dileğiyle 🥰🙏📚✍️✒️