Bu aralar akışımda nedense hep savaş ve barış görüyorum. Ve garip bir şekilde buna çok seviniyorum. Çünkü en sevdiğim romanlardan biri
Dostoyevski’ye atfedilen ama kesinliği bilinmeyen bir söz vardır: “Dünyaya yeniden bir İncil yazılacak olsaydı bu, Tolstoy’un Savaş ve Barış’ı olurdu.” Bu sözün doğruluğunu bilmem ama kitabı okuyunca neden böyle bir şey söylendiğini anlıyorsunuz. Çünkü bu roman sadece bir hikâye değil; hayatın kendisi gibi.
İçinde savaşın sertliği var, barışın huzuru var, insanın zaafı var, umudu var. Tolstoy burada gerçekten bir roman yazmıyor; adeta tam bir insanlık manifestosu yazıyor.
Bu kitabı yeniden okuyanları biraz kıskanıyorum açıkçası. Hafızam silinse de tekrar ilk kez okuyabilsem dediğim kitaplardan biri. Her seferinde yeniden keşfedilecek bir dünya gibi.