İlk kitabın aksine bu sefer hem karakter çeşitliliği hem de aksiyonun derecesi büyük artış gösterdi. Daha fazla güç, daha fazla mücadele ve Adelina'nın yeteneklerini daha aktif kullanabilmesi sayesinde Gül Cemiyeti 'ni okumak benim için bir hayli hızlı ve eğlenceliydi. Hikâye genişlediği gibi olaylarda ve onların ciddiyetinde de hissedilen bir artış vardı. Bu da okuyucunun sıkılmasının önüne geçen en önemli faktör hâline geldi.
Genç Elitler 'de en son Prens Enzo, Teren tarafından katledilmiş, bunun faturasıysa Adelina'ya kesilerek Hançer Cemiyeti'nden atılmıştı. Ama bana kalırsa gücünden bu derece korktukları birini öylece salmak yerine gizlice veya açık açık imha etmeye çalışmaları daha mantıklı olurdu gibime geliyor. Sonuçta kızın nasıl bir karakteri olduğu ve eninde sonunda intikam peşine düşeceği gül gibi ortadaydı.
Adelina böyle bir ihanetin üzerine elbette ki rahat durmuyor ve kendi cemiyetini kurabilmek için kız kardeşiyle Elit avına çıkıyor. İlk duraklarıysa ünlü hırsız Afsuni.
Afsuni; haylaz, oyunbaz, güzel sözlerle arası iyi olan ve değerli şeyleri biraz fazla seven; adı pek çok hikâye ve efsaneye konu olan bir Elit'tir. Taklit yeteneği sayesinde hem güçlü hem de yakalanması zor bir düşmandır.
Açıkçası Afsuni benim için bu kitaptaki en sevdiğim karakter oldu çünkü hem kişiliğini hem de yeteneğini çok ilgi çekici buldum. Veeee, Adelina ile aralarında bir şeyler olma ihtimalini de sevdim diyebilirim. Enzo rotası artık kalıcı olarak kapandığı için de bir aşk üçgeni okumaktan ziyade Afsuni'nin sonunda üzülmeyeceği (konu Adelina olunca yine de şüpheli tabii) bir ilişki görme ihtimalimiz var. Olmayabilir de elbette, bunu gidişat gösterecek.
Onun haricinde ekibe bir de Sergio isimli bir paralı asker katıldı; yani namı diğer Yağmurcu. Elit avı ondan sonra çeşitli nedenlerden ötürü devam edemediği için de şimdilik Gül Cemiyeti Adelina, Violetta, Afsuni ve Sergio'dan ibaret diyebiliriz.
Yağmurcu aslında ilk kitapda varlığını duyduğumuz ama asla göremediğimiz eski bir Hançer. Herkes sanırım onun öldüğünü düşünmüştü ama hayatta olması da şu an en çok Beyaz Kurt'a yarıyor.
Serinin ikinci kitabında Adelina'nın yeni bir Elit Cemiyeti kurma çalışmalarının yanı sıra büyük kimseleri devirme ve ülke fethi gibi daha aksiyonlu olaylar da yaşanıyor. Evet, Beldain ve Kenettra arasındaki bir savaştan ve birden fazla tarafın taht için savaşmasından bahsediyorum. Elbette ki Adelina birtakım hırslarının peşine düşüp taht üzerinde hak iddia etmese olmazdı, hatta ve hatta Gül Cemiyeti'ni kurarken bile herkesi ikna etmesini sağlayan yegâne vaadi buydu.
Böyle güçlü, kararlı ve tuttuğunu koparan kadın karakterleri kesinlikle seviyorum ama yine de insan farklı tercihlerde bulunan insanların hikâyesini de okumak istiyor. Marie Lu'nun işleyiş tarzı sebebiyle Adelina için tamamen klişe bir karakter diyemem de bu ne intikammış arkadaş . Şimdi illüzyon gücü kızı resmen şizofren ettiği için de ne desem kâr etmez; kısacası Allah kurtarsın kardeşim.
---
! Mini Spoiler Alert !
Her ne kadar bir Elit olan Beldain Kraliçesi havalı bir kimse olsa da kendisini sevmek için hiçbir sebebim yok. Enzo'yu geri getirmiş olabilir ama bu benim umurumda değil çünkü ben zaten Afsuni'yi tercih ediyorum. Ayrıca Enzo bu gidişle Adelina'nın düşmanı olacağı için de ileride kraliçenin bu eylemi yarardan çok zarara neden olacak; ahan da buraya yazıyorum. Maeve sağ olsun Adelinetta iyice şalterleri kopardı; en sonunda kafasındaki sesler oklarını kız kardeşine yöneltti ve Violetta'yı da kendinden uzaklaştırdı. Tamam, tahtı almış olabilirsin ama bu gidişle tamamen yalnız kalacaksın Adelina. Peki o zaman yanında seni takdir edecek kimse kalmayınca mutlu olacak mısın, çok merak ediyorum.
Bence üçüncü kitapta Adelina iyice tiran bir kraliçe olma yolunda ilerleyeceği için ya onun yıkılışını ya da aklını tümüyle kaybedişini okuyacağız. Çünkü güçleri kendi zihnine saldırıyor. Etrafındaki herkese karşı şüpheci davranıp sürekli kötüye yöneliyor. Ancak her şeyden vazgeçerse ve güçlerini daha fazla kullanmayı bırakırsa onun için bir umut olabilir ama hırsı, tutkusu, öfkesi ve korkuları yüzünden böyle bir senaryoya açıkçası çok ihtimal veremiyorum.
! Spoiler Is Over !
---
Aslında bu kitapta iyi-kötü mücadelesi ya da taht savaşlarının dışında kişisel bir yıkım da söz konusu.
Büyük güçlerin illa ki bir bedeli olur. Ölümlü ve yetersiz insanların, sadece Tanrı gibi varlıklarda bulunması gereken güçlere sahip olduğu durumlarda zaten aksi de mümkün değildir. Herkes sahip olduğu yeteneğe göre bir geri tepme alıyor; Adelina'nın bedelini ise zihni ödüyor. Ben onun yaşadığı durumu şizofreniye benzetiyorum ve bunun ne kadar dengesiz bir şey olduğunu da belirtmeme gerek yok sanırım.
Adelina zayıf olmamak için güçlerine yaslanıyor ama bunu yaptığı her seferde kontrolünü kaybetme riski ile karşı karşıya kalıyor. Ne gerçek ne değil bilemiyor. Kimseye güvenemediği gibi kendi güvenilirliği de yok. İçindeki iyiliği korumaya çalışsa da günün sonunda hep kötülük galip geliyor. Yaptıkları ters tepiyor ya da amacından sapıyor.
İkinci kitabın sonunda pek çok kaybın ardından Adelina nihayet bir şeyi başarabildi ama etrafında bu kadar düşmanı varken bu durum ne kadar sürer kestiremiyorum.
Üçüncü kitapta ne yaşanacağını da zerre bilmiyorum; aklıma ancak olası felaket senaryoları geliyor. Göreceğiz.
Devamını merak etmekle birlikte Gül Cemiyeti 'ni de çok beğendiğimi söylemek istiyorum. Yazar şimdiye kadar bir şekilde hep hikâyeyi geliştirmeyi ve üstüne bir şeyler eklemeyi başardı. Bu şekilde devam ederse yüzümüzü kara çıkartmayacak bir final göreceğimizi umuyorum. O zaman şimdilik görüşürüz, hoşça kalın.
Melie çünkü insan yazarken hem ne okuduğunu düşünüyor hem de yazmak akılda kalıcılığı artırıyor. Ama uzun incelemeler de ayrı bir üşenme sebebi. Tembel benliğim isyan ediyor diyebilirim 😅