Puan vermedi·136 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
Of, çok sevdim. Dünyayı açıklamaya çalışmayan, onu tüm karmaşıklığıyla ve dürüst bir yerden gösteren yazarlara bayılıyorum. Tanıştığıma çok memnun oldum Mesa’yla. Kitap küçük, ıssız bir köye yerleşen genç bir kadının yalnızlığı, yabancılığı ve kurduğu ve kuramadığı ilişkileri etrafında dönüyor. Taşra. Bilen bilir, sadece bir coğrafya değil, bir bakış rejimidir; sürekli görünür olmak, kendine ait bir mahremiyet kuramamak, bir güç ve sıkışma alanında yaşamak. Nat’ın köye gelişi sadece coğrafi bir yer değiştirme değil; kendine ait bir alan kurma girişimi. Ama taşra dediğimiz yapı daha baştan cinsiyetli. Alan, hareket, hata yapma özgürlük- bunların erkeklere aitmiş gibi örgütlendiği bir yer. (Neresi değil ki?) Burada durup ‘Kendine Ait Bir Oda’ yı düşünüyorum. Woolf ekonomik bağımsızlık ve fiziksel alan olmadan kadının özgürleşemeyeceğini söyler. Mesa’nın romanında alan fiziksel olarak var gibi görünüyor -ev, oda var- ama neylersin, toplumsal izin yok. Erkeklerin “yerleşik” olduğu yerde kadın “misafir”…Erkeğin tuhaflığı tolere edilir; kadının tuhaflığı konuşulur, yorumlanır, sınırlandırılır. Erkeğin yalnızlığı karakterdir a canım, kadının yalnızlığı sorun. Ve kadınlara “Tek başına var olma iddiası tehlikelidir.” diye öğretilir. Nat belki bilinçli bir strateji kurmuyor ama sistemin öğrettiği yollardan birine sapıyor; kendi değerini dışarıdan teyit ettirme yoluna. İşte, aşk olmayan “Bir aşk” da böyle ortaya çıkıyor. Dilini ayrıca çok sevdim. Gereksiz hiçbir şey yok ama boşluklar anlamla dolu. Kelimeleri gösterişsiz ama çok bilinçli. Büyük olaylar yokken bile huzursuzluk üretmeyi başarıyor. Sizi küçük bir sinir harbine sokacağı garanti. Ama yine de okuyun derim. Nat’ın tüm o savruluşunda, gücünde ve güçsüzlüğünde tanıdık çok fazla şeye rastlayacaksınız. #çağlasoykan çevirisi
Edebiyat
Bir AşkSara Mesa · Sel Yayıncılık · 2025265 okunma
··
461 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.