Puan vermedi·400 syf.····Okunma: 09 Mart 2026 22:34 Bazen bir kitabı bitirirsiniz ama kitap sizi bırakmaz. Sayfalar kapanır hikâye biter ama karakterler içinizde yaşamaya devam eder. “El Kızı” benim için tam olarak böyle bir kitaptı. Nazan… Onu okurken sadece bir karakteri değil, bir kadının içindeki kırılganlığı, yalnızlığı ve sevilme arzusunu gördüm. En çok da “ait olamama” duygusu içime dokundu. İnsan bazen kalabalıkların içinde bile kendini bir yabancı gibi hissedebilir ya, Nazan’ın hayatında bu duygu çok derindi. Belki de bu yüzden onun acısı bu kadar gerçek geldi. Nazan’ı okurken zaman zaman kızdım, zaman zaman ona çok üzüldüm. Ama en çok da onu anlamaya çalıştım. Çünkü bazı insanlar yanlış kararlar vermez aslında; sadece hayat onları çok zor yerlerden geçirir. Nazan da sevgiye susamış bir kalbin, yanlış kapılarda sevgi aramasının hikâyesi gibiydi. Kitap boyunca içimde sürekli şu düşünce vardı: İnsan gerçekten sevildiğini hissetmediğinde ne kadar değişebilir? Ne kadar savrulabilir? Nazan’ın hikâyesi bana bunu düşündürdü. Onun yalnızlığı, değersizlik hissi ve bir yere ait olma çabası insanın kalbine dokunuyor. Bu romanı bitirdiğimde içimde hafif bir hüzün kaldı. Çünkü bazı karakterler kitapta kalmıyor, sizinle birlikte yaşamaya devam ediyor. Nazan da onlardan biri oldu.Belki de bu yüzden “El Kızı” sadece bir hikâye değil; toplumun içinde görünmeyen yalnızlıkların, anlaşılmayan kadınların ve sevgi arayan kalplerin sessiz bir anlatısı gibi geldi bana.Bazı kitaplar okunur ve unutulur. Ama bazıları insanın içinde bir iz bırakır.“El Kızı” benim için o iz bırakan kitaplardan biri oldu…