10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2026 65. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Mart 2026 00:00
"BİR BAŞKA SEN" "Ne içindeyim zamanın Ne de büsbütün dışında Yekpare, geniş bir anın parçalanmış dışında." "Geçmiş zaman satılır mı?" Bu soru, kitapta antikacı Yakup'un dükkânının vitrininde asılı gibi duruyor. Adı "Zaman Taciri" olan bu dükkân, sıradan bir antika dükkânı değil. Burası, zamanın metalaştığı, geçmişin bir eşyaya sığdığı, geleceğin ise bir kolyenin ucunda saklı olduğu bir yer. Zaman alınıp satılıyorsa eğer, bedeli neyle ödenir? Antika ve gizem... Bu iki kelime yan yana geldiğinde ortaya her zaman ilgi çekici hikâyeler çıkar. Çünkü antikalar birer eşya değildir. Onlar, geçmişin tanıklarıdır. Kim bilir kaç hayata dokunmuş, kaç sırra ortak olmuşlardır? Zafer'in evindeki eşyalar, Yakup'un dükkânındaki objeler, kristal kolye... Hepsi birer zaman tanığı. Her birinin anlatacak bir hikâyesi var. Ama bu hikâyeleri duyabilmek için özel bir kulak gerek. Belki de antikacılar bu yüzden özel insanlar. Eşyaların dilinden anlıyorlar, geçmişin fısıltılarını duyuyorlar. Hikâyemiz, Zafer'in içine kapandığı antika dolu bir evde başlıyor. Dedesi öldükten sonra hayata küsmüş, dış dünyayla bağını kesmiş bu genç adam, aslında farkında olmadan büyük bir sırrın bekçisi. O ev sadece bir ev değil; duvarları sırlarla örülü, odaları geçmişin yankılarıyla dolu bir zaman kapsülü. Sonra çocukluk arkadaşı Hakan çıkıp geliyor yıllar sonra yanında Zambak adında biriyle. Hakan'ın anlattığına göre havaalanında tanışmışlar, Zambak antika severmiş, evi görmek istemiş. Ama okurken insanın içine bir kurt düşüyor: Bu karşılaşma gerçekten tesadüf mü? Zambak'ın eve adım atar atmaz etrafı incelemesi, özellikle arka bahçedeki kuyuya bu kadar ilgi göstermesi... Evet, bu kesinlikle planlı bir şey. Ama neyin planı? Kimin planı? Bu sorular kitabı okurken zihnimizin bir köşesinde sürekli yankılanıp duruyor. Geçmiş zaman satıyorum diyor Yakup. Peki geçmiş zaman nasıl satılır? Cevap, onun elindeki kristal kolyede saklı. Bu kolye sıradan bir aksesuar olmanın ötesinde takanı zamanlar arasında gezdiriyor. İlk sahibinden Yakup'a, ondan Dylan'a geçiyor. Her biri bir şekilde antikacılarla bağlantılı. Yakup ölüyor ama olaylar hâlâ onun etrafında dönmeye devam ediyor. Bu da gösteriyor ki, bazı sırlar ölümle kaybolmaz. Tam tersine, ölümden sonra daha da büyür, daha da gizemli hale gelir. Yakup'un ölümü bir son değil, aslında hikâyenin yeni bir katmanı. Zaman... Üzerinde düşündükçe anlamını yitiren, anlamaya çalıştıkça zihnimizde daha da karmaşıklaşan bir kavram. Hepimiz onun akıp gittiğini hissederiz, ama gerçekten akıyor mu, yoksa sadece zihnimizin bir oyunu mu? Farklı zamanlara açılan geçitlerden geçen karakterler, tanıdık şehirlerin sokaklarında yürürken bir anda tarihin akışını değiştiren anların tam ortasında buluyor kendilerini. Peki ya siz, bir sabah uyandığınızda kendinizi yüz yıl önceki bir sokakta bulsaydınız? Ya da torunlarınızın yaşayacağı bir gelecekte? Kitapla Kalın.
Edebiyat
Bir Başka SenBetül Kılıç · Gutenberg Yayınevi · 20269 okunma
·
60 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.