Cengiz Aytmatov bilindiği gibi Kırgız Türkü. Harun Çelik (YouTube aynı isim) hoca kendisine hayran. Zaten olunmayacak gibi de değil. ‘2. Dünya Savaşına Türkler girmedi diyorlar hayır, Anadolu’da yaşayan Türkler girmedi oysa Rusya’ya bağlı Türkler 2. Dünya savaşına girdi hatta en önde savaştılar’ demişti. İşte bu kitapta Aytmatov, 2. Dünya savaşı öncesinden başlayarak, savaş günlerinde geride kalanları ve savaş sonrasında geride kalanların acılarını anlatıyor.
Baş karakter Tolgonay, toprağa derdini anlatıyor çünkü çocukluktan itibaren tarımla uğraşmış, Suvankul ile tarlada tanışmış yani toprak onun artık hayatı olmuş. Karı koca tek dertleri ekip biçmek, çalışmak, üretmek olan çift, başarıyorlar da. Üç tane de erkek evlatları oluyor: Kasım, Maysalbek, Caynak. Hepsi de aynı bahçede açan farklı renkteki çiçekler gibiler. Kasım ana baba mesleği ve çalışkanlığını devam ettiriyor, Maysalbek öğretmen olmak için şehre gidiyor, Caynak daha genç, toy. Kasım evleniyor, karısı Aliman ile Tolgonay gelin kaynana gibi değil ana kız gibi oluyorlar. Zaten hayat onları acılarıyla, özlemleriyle birbirine bağlıyor.
2. Dünya savaşı patlak verince ilk önce Kasım’ı daha sonra sırasıyla kocası ve diğer iki oğlunu cepheye göndermek zorunda kalan Tolgonay’ın acısı ve bu acı karşısında dimdik durmaya çalışması öyle sarsıcı ki. Kitabın anlatımı ise o kadar güçlü ki sahne sahne zihninizde yaşıyorsunuz; Aliman’ın Kasım’ın peşinden koşuşu, treni bekleyen Tolgonay’ın oğlunu 2 saniye de olsa gördüğündeki sevinci ve hüznü, kocasının da askere çağrılma haberini alınca kana kana ağladığı ve vedalaştığı o sahneyi ve her şeye rağmen kahraman bir Türk kadını olarak geride kalan tüm işin gücün üstesinden nasıl geldiğini…
Kitap zaten çok kısa daha fazla hikayeden bahsetmek istemiyorum. Birçok alıntı yaptım, çok fazla küfrettim ve savaşa lanet ettim. Cengiz Aytmatov’u saygıyla andım. Ve son olarak Tolgonay’ın Toprak Ana’ya sorduğu gibi soruyorum: insanlar savaşmadan yaşayamazlar mı?
Yine de şunu eklemeden geçmek istemiyorum. Kendi toprağını, yediği, içtiği, doyduğu, üstünde yürüdüğü, gezdiği, nefes aldığı vatanını savunmaktan aciz insanlar size lanet olsun. Üstelik vatanı savunmayı geçtim eşkıyalık yapıp köylünün emeğine göz diken, hırsızlık yapan insanlar Allah sizin belanızı versin. Ama kitapta da şöyle diyordu: “Halk bir denizdir, derin yeri de vardır, sığ yeri de…” Ama bu kadarı sığlık değil bataklık!
Toprak AnaCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202277,9bin okunma