Puan vermedi·130 syf.····Okunma: 13 Aralık 2025 23:42 Bu kitaba başlamadan önce kesinlikle bu kadar seveceğimi düşünmemiştim. Hatta nasıl olsa kısacık hızlıca okur bitiririm diye düşünüyor ama yanıldığınızı anlıyorsunuz, yanıltıyor bu kitap. Kahramanımız bir öğretmen, kendisi kilise ve Tanrı sevgisi ile büyütüldüğünden olsa gerek adaletsizlik, kötülükler veya acılar karşısında sorgulama yetisini fazlasıyla kullanıyor ve yine onun gözünden vicdanını kaybetmeye başlayan bir toplumun -gençliğin- portresi çiziliyor.
Gençlik artık düşünmekten çok itaat etmeyi öğreniyor.
Sorgulamak yerine ezberliyor ve en korkutucu olanı da kötülük, sıradan bir alışkanlığa dönüşüyor, merhameti değil, gücü öğreniyorlar.
Bana göre kesinlikle tek bir döneme hitap etmeyen, hatta anlattıklarıyla çağının ötesinden izlenimler veren bir yandan tatlı tatlı distopya tadı verecekken gerçekliğin sert yüzüyle yüzleşince kaçınılmaz olanı anlıyorsunuz ve dönüp ‘durun bir dakika, biz şu an bütün bunları yaşıyoruz zaten’ algısıyla baş başa kalıyorsunuz.
Kötülük, vicdan, merhamet, Tanrı iradesi, mutlak inanış, bir cinayet ve zehirlenen bir nesil. Kitap boyunca birçok soruyla baş başa kalıyorsunuz mesela; Kötülük doğuştan mı gelir yoksa toplum mu onu üretir? Kaybedilen ahlaki değerler kimin suçudur? Bir toplum ahlakını kaybettiğinde, gençlik gerçekten suçlanabilir mi? Toplum kitleler üzerinde bu kadar etkili midir? Horváth’ın dili sade ama etkisi kesinlikle ağır. Okudukça insan fark ediyor ki bu hikâye sadece geçmişi değil, bugünü de anlatıyor.