Aziz Bey Hadisesi, içinde kitaba ismini veren ana öykü başta olmak üzere toplam 6 öyküden oluşuyor. Bunların hepsi insan ruhunun kırılganlığını ve yer yer karanlık taraflarını ortaya seren, sessiz ama sarsıcı hikayeler. Dışarıdan değil de içeriden çığlık atıyorlar. Olanca abartısızlıklarıyla ‘insanı’ anlatıyorlar.
Kitabın geneline hakim olan o hüzünlü gerçekçiliği ve karakterlerin iç dünyalarının, ömürlerinin hikayesini yazmada ki belirleyici rolünü bu çarpıcılıkta hissedebilmeyi ben çok sevdim. Ayfer Tunç, kalemiyle ilk kez tanıştığım bir yazar olarak bende güçlü bir etki bıraktı gerçekten. Gündelik hayatın sıradan görünen ama derin kırılmalar barındıran anlarını son derece etkileyici bir anlatım ve betimlemelerle okurun zihninde öyle güzel resmetmeyi başarıyor ki yazarlığına hayran kalmamak elde değil.
Özellikle Kadın Hikayeleri Yüzünden öyküsü beni çok etkiledi. Bu hikayedeki tuhaflığı, bütün kırılma anlarını, içeriden ölmeye başlamış bir şeyin yavaşça hayattan kopup gidişindeki sessiz vedayı çok net hissettim.
Yalnız bu birden fazla öykü barındırma durumu bildiğim kadarıyla kitabın bu basımı için geçerli sadece, dipnot olarak belirteyim. Can Yayınları sonrasında Aziz Bey Hadisesi’ni tek bir öykü olarak basıyor ve bu basımda yer alan ve benim de bilhassa sevmiş olduğum diğer hikayeler (hepsi içinde yer alıyor mu bilmiyorum) Kırmızı Azap ile yayımlanıyor.
Eğer bu basım hala satışta olsaydı kitabı şiddetle tavsiye ettiğimi söyleyebilirdim, tek başına Aziz Bey Hadisesi de güzel bir hikaye olsa da ben şahsen diğer hikayeleri daha etkileyici bulduğumu belirtmek isterim.