Evlat acısının sanata dönüşmesidir Hamlet...
8/10
·293 syf.··
2026 4. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 15 Mart 2026 19:10
Popüler kültürün kölesi oldum ve filmini duyunca koşa koşa kitapcıya gidip kitabı aldım ve okumaya başladım yüksek ihtimalle de bu incelemeyi yazdıktan sonra filmini izlemeye gideceğim. Neyse ki popüler kültürün bana bulaşan kısmı kitaplardan geliyor. Bu yüzden bunu bir utanç değil, kendimce küçük bir onur sayıyorum hahaahhs -Kitabı beğenmeyenler fazla beklentiye girenler diye düşünüyorum. Arkadaşlar beklentileri düşürün özellikle popüler olan kitaplardan. O zaman zevk daha fazla artıcalktır güvenin bana.- İrlandalı yazarımız Maggie O'Farrel, Shakespeare'ın Hamlet oynunu, biraz gerçeklik biraz kurgusallıkla bize bu hikayeyi anlatıyor. Hikayede Shakespeare'ın ailesi anlatılıyor fakat burada Shakespeare adı kullanılmıyor, genelde 'kocası, babası, öğretmen' diye geçiyor. Yani aslında bu hikaye Shakespeare'ın hikayesi değil Agnes ve çocuklarının hikayesi. Bu bir aşk hikayesi değil, bu bir toplum sorunlarını anlatan bir kitap da değil, bu bir anne ve babanın evlat acısıyla nasıl başa çıkabildiklerini -ya da tam tersi,çıkamadıkları- onun hikayesi. 1580'lerde Statford'daki Henley Caddesi'nde yaşayan bir çiftçinin üç çocuğu oldu: Önce Susanna, ardından ikiz olan Hamnet ve Judith doğdu. Hamnet adındaki oğlan 1596'da onbir yaşında öldü. Dört yıl kadar sonra babası Hamlet adında bir oyun yazdı. Bu tarihi bilgiyle başlıyor kitabımız. Kitabın başında Hamnet kardeşi için doktor aramaya sokağa çıkıyor kardeşi ateşler içinde yatak döşek yatarken, bir yandan da Hamnetin annesi Agnes'ın hikayesi anlatılıyor. Babasıyla nasıl tanıştıkları ve evlendikleri. Yani hikaye iki eksende ilerliyor ki böyle anlatımlar çok hoşuma gidiyor. Shakespeare'ın karısı Agnes, asıl adı 'Anne Hathaway' fakat Agnes'da dedikleri için yazar Agnes adını kullanmayı tercih etmiş. Şifalı otlarla haşır neşir, doğa canlısı güçlü sezgileri olan bir kadın, (gerçekte Agnes hakkında çok fazla bilgi yokmuş, yani Agnes özellikleri kurgusal). Fakat bu kurgu karakteri Hamnet'in hikayesinden daha çok merak ettirdi. Güçlü sezgileriyle, şifacı kimliğiyle çok dikkatimi çekti ve daha fazla Agnes bölümleri istedim. Kocasıyla tanışma hikayesi kocasına duyduğu sevgi, çocuklarına gösterdiği şefkat merhamet ve müthiş bir eğitici anne -bence-. Fakat oğlu Hamnet vebadan öldüğünde (gerçekte Hamnet'in neyden öldüğü bilinmez) o bütün kutsallık, hayran bıraktığı sezgileri, gündelik insana dönüşüyor. Keşke bu sezgiler ve onu ulaşılmaz kılan şeylik devam etseymiş hatta içimden dedim ki keşke sezgileriyle doğa canlılığıyla ölmüş oğluyla iletişim kursa dedirtti bana. (kurgu bu ya neden olmasın hahaah) Peki yazar bunu yapabilir miydi? Yapabilirdi ama yapmadı. Neden? Yazar öyle güzel dengeleri kurmuş ki herkese şifa olan Agnes kendi oğlu için şifa yaratamıyor ve o gündelik insanlara dönüşüyor. Yani ne kadar özel olursan ol yas hiçkimseye ayrıcalık tanımıyor.... Ne kadar özel olursan ol acı hepimizi aynı noktaya getiriyor. Agnes'ın kocası tiyatrolar ve oyunlar için Londra'ya gider fakat Agnes ve çocuklarıyla çok fazla görüşemez ve mektuplaşmaları azalır. Ee tabi Agnes, kocası onu aldattığını düşünür, işte burda dedim sezgileri olan o sıradışı kadın nerede? Fakat kocasının aklı hep ölen oğlunda ve onun için bir oyun yazar ve bir türlü karısına söyleyemez. Fakat karısı bunu duyar duymaz Londra'ya gider ve oyunu izler. Kocası, güzel ve masum oğlunun adını nasıl böyle anabilir diye sinirlenir. Fakat bir türlüde salonu terk edemez. Oyunun son sahnesinde kocası Agnes'i fark eder ve gözlerine baktığında oyunun son sözcüklerini söyler "Sakın beni unutma" Ve kitap burada biter. Aslında bu kitapta bir evlat acısının nasıl sanata dönüşebildiğini görüyoruz. Hikâyede suçlanacak birini aramak gereksiz, hatalı ya da hatasız bir taraf bulmaya çalışmak da öyle. Çünkü bazı acılar açıklama kabul etmez. Ölenle ölünmez. Hayat, bütün ağırlığıyla da olsa akmaya devam eder. Bu bir kaderdir ve insan, hayatın getirdiği bu kaderle bir şekilde yaşamayı öğrenmek zorundadır. Babası, bir oyun yazarak atlatırken annesi Agnes, şifalı bitkileriyle doğayla kabullendi. "Sana verilen şeyi değiştiremezsin, payına düşeni eğip bükerek farklı bir şeye dönüştüremezsin." Sayfa 211 Yani kaderini değiştiremezsin. Bu hikaye de Agnes ve kocasının kaderiydi. Bu kitap bize büyük yapıtların arkasında yatan o acılarıda gösteriyor aslında, sahne önünde büyük kitle fakar sahne arkasında yaşanan büyük acılar... Bu yönden bakınca bu tür hikayeler beni daha çok bağlıyor kitaba... Sevmedim diyemem, sevdim fakat daha iyisi olabilir miydi neden olmasın:)) İyi okumalar esenlikle kalın. PODCAST severler için Hamnet ️Youtube》》 youtu.be/sshG-03cPs8?si=... ️Spotify》》 open.spotify.com/episode/6XHYzlO...
Araştırma-İnceleme
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,5bin okunma
··
1 +1'leme
·
997 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Fatmanur KARATEPE kaleminize sağlık şuan bu kitabı okuyorum incelemenizi okuyup okumamak arasında kaldım ama dayanamadım okudum.
Fatmanur KARATEPE
Gönderi Sahibi
@Graceful_reader Çok sevindim tekrar iyi okumalar.☺️