Dilek Hocam,
Bu inceleme benim için gerçekten büyük bir sürpriz ve aynı zamanda çok kıymetli bir hediye oldu 🌸 Düşüncelerinizi bu kadar özenle, derinlemesine cümlelere dökmeniz zaten başlı başına takdir edilesi; hele ki sizin gibi kendi alanında doktora yapmakta olan, bilgi birikimiyle okuma yapan birinden bunları duymak beni ayrıca onore etti. Şimdiye kadar gelen incelemelerde felsefe ve psikoloji katmanlarına değinenler genellikle yüzeysel kalıyordu, ya da polisiye unsurun baskınlığı yüzünden o yönler arka planda kalıyordu. Sizin yazdıklarınız ise tam da “dişe dokunur” cinsten: Campbell ve Vogler üzerinden yapı analizi, Lacan’ın eksiklik kavramına uzanan o cümle yorumu, toplumsal körlük eleştirisi… Hepsi kitabın altında yatan damarları gerçekten yakalamış.
Bu, yazar için en güzel geri bildirimlerden biri.
Özellikle yazar-okur bağına dair önceki incelemelerinizde dile getirdiğiniz hassasiyeti burada da hissettim; o bağın ne kadar değerli olduğunu bilen bir okurun elinden çıkması, yazdıklarımın boşa gitmediğini hissettiriyor. Final konusunda haklısınız; o “fazla düzenlenmiş, kusursuzlaştırılmış” hissi, polisiye türünün klasik beklentilerinden (adaletin net tecellisi, catharsis) kaynaklanıyor büyük ölçüde. Okuru boşlukta bırakmak yerine umutlu ve toparlanmış bir kapanış tercih ettim; ama dediğiniz gibi, bu seçim bazen gerçek hayattaki karmaşaya ters düşebiliyor. Emin olun, başka romanlarımda (özellikle yakın zamanda çıkacak olan İnkıraz’da) o eşikte daha cesur buluşacağız; kırılmalar, belirsizlikler ve belki de tam bir huzursuzluk daha belirgin olacak.
Tekrar elinize, kalbinize, zihninize sağlık. Bu tür okumalar ve paylaşımlar motive ediyor, yol gösteriyor. Çok teşekkür ederim.