Gönderi

Her Yolculuk Bir Dönüşümdür
10/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 41. kitabı
“Belki de gördüğümüz her şey bir aldatmacadan ibarettir.” (s.33) Metin, girişte polisiye bir roman gibi ilerlese de arka planda dönüşümün, hakikatin ve insanın kendisiyle kurduğu ilişkinin hikâyesini de taşıyor. Genelde bir metni okur, sonra yazarı merak ederiz ancak benim bu kitapla tanışmam tersi bir seyir izledi. Yazarı, platformdaki titiz incelemeleri ve seçici yorumları üzerinden tanıyınca bu özenli yaklaşımın kendi kurgusuna nasıl yansıdığını görme merakıyla yola çıktım. Uzun bir aradan sonra kurgu okuyunca bana zihnimde Joseph Campbell’ın Kahramanın Sonsuz Yolculuğu ve Christopher Vogler’ın Yazarın Yolculuğu rehberlik etti. Hikâyenin nasıl kurulduğunu bu izlek üzerinden düşündüm. Campbell ve Vogler’in çizdiği anlatı iskeleti düşünüldüğünde bu romanda da “eşik”, “sınanma”, “yardımcılar ve karşıt güçler”, “yanılsama”, “dönüşüm” ve “geri dönüş” aşamalarının metne yerleştirildiğini gördüm. Karakterler olayların içine sürüklenirken aynı zamanda kendi seçimlerinin ahlaki sonuçlarıyla da yüzleşmek zorunda kalıyor. Böylece roman, düz bir macera akışından daha fazlası oluyor. Romanın en güçlü yanlarından biri, merak duygusunu daha ilk sayfalarda devreye sokabilmesi. Ritim akıcı, anlatım dili yormuyor, betimlemeler metni ağırlaştırmıyor, cümleler sağlam, kelime seçimleri ise özenli. Karakterler birbirlerini okumaya, çözmeye, yanılgıya düşürmeye ve birbirlerinin hakikatinin izini sürmeye çalışıyor. Bu da metni yer yer bir akıl oyunları alanına dönüştürüyor ve okurun dikkatini sürekli canlı tutuyor. Gerçek bir olaydan hareketle kurgulanmış olması da bu etkiyi güçlendiriyor, anlatıya yaşanmışlık ve gerçeklik hissi katıyor. Romanın aklımda kalan en güçlü cümlelerinden biri şuydu: “Belki de bütün mesele bu, kendindeki eksik duyguyu bulup olaya bir de öyle bakmak.” (s.38) Bu ifade bana Lacan’ın eksiklik düşüncesini hatırlattı. Çünkü burada, insanın dünyayı doğrudan ve bütünlüklü bir yerden değil; kendi içindeki boşluk, yoksunluk ve tamamlanmamışlık duygusu içinden algıladığı seziliyor. Belki de aynı olayı farklı biçimlerde görmemizin nedeni budur. Herkes dünyaya kendi eksiğinin yerinden bakar. Hatta bu durum bireysel bir yanılgıdan öte, toplumsal bir körlüğe de işaret ediyor: “İnsanlar gördüklerine değil, sırf muhalif olabilmek için görmek istediklerine inanırlar.” (s. 15) Bununla birlikte romanın finalinde yazar, okuru sarsıcı bir boşlukla bırakmak yerine daha toparlanmış ve huzurlu bir kapanışla uğurlamayı seçmiş. Kötülerin cezasını bulması, iyilerin bir tür huzura kavuşması ve geleceğe dair umut kapılarının açık bırakılması okuyucuyu tatmin ediyor ama bu durum biraz fazla düzenlenmiş, biraz fazla kusursuzlaştırılmış bir his de oluşturuyor. Buna rağmen kitabın sonunda okuru bir sonraki romana dair seçime dahil eden bölüm, yazarın okurla kurduğu bağı gösteren zarif bir ayrıntıydı. Benim için romanın iz bırakan cümlesi: “Kendinden ödün verdiğin zaman hayallerine ulaşıyorsun ama o zaman da artık sen sen olmuyorsun.” (s.278) Bu, öznenin dönüşüm sürecinin en acı ve en gerçek noktalarından birine dokunuyor. Her yolculuk bizi biraz eksiltir, biraz da yeniden kurar. Şöyle bir ikilem ortaya çıkar bir: Bir yolculuk insanı kendine mi yaklaştırır yoksa kendinden mi uzaklaştırır? Komiser Muharrem Baltalı Hano'nun Peşinde Mehmet Işık Kahramanın Sonsuz Yolculuğu Joseph Campbell Yazarın Yolculuğu Christopher Vogler Sorgulayan Okur M. Işık Not: Yazarın bu kitap için hazırladığı seçim sayfası: birsonrakiromanisensec.com
Edebiyat
Komiser Muharrem Baltalı Hano'nun PeşindeMehmet Işık · Yaka Yayınları · 2023337 okunma
··
7,3bin Gösterim
4 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Dilek Hocam, Bu inceleme benim için gerçekten büyük bir sürpriz ve aynı zamanda çok kıymetli bir hediye oldu 🌸 Düşüncelerinizi bu kadar özenle, derinlemesine cümlelere dökmeniz zaten başlı başına takdir edilesi; hele ki sizin gibi kendi alanında doktora yapmakta olan, bilgi birikimiyle okuma yapan birinden bunları duymak beni ayrıca onore etti. Şimdiye kadar gelen incelemelerde felsefe ve psikoloji katmanlarına değinenler genellikle yüzeysel kalıyordu, ya da polisiye unsurun baskınlığı yüzünden o yönler arka planda kalıyordu. Sizin yazdıklarınız ise tam da “dişe dokunur” cinsten: Campbell ve Vogler üzerinden yapı analizi, Lacan’ın eksiklik kavramına uzanan o cümle yorumu, toplumsal körlük eleştirisi… Hepsi kitabın altında yatan damarları gerçekten yakalamış. Bu, yazar için en güzel geri bildirimlerden biri. Özellikle yazar-okur bağına dair önceki incelemelerinizde dile getirdiğiniz hassasiyeti burada da hissettim; o bağın ne kadar değerli olduğunu bilen bir okurun elinden çıkması, yazdıklarımın boşa gitmediğini hissettiriyor. Final konusunda haklısınız; o “fazla düzenlenmiş, kusursuzlaştırılmış” hissi, polisiye türünün klasik beklentilerinden (adaletin net tecellisi, catharsis) kaynaklanıyor büyük ölçüde. Okuru boşlukta bırakmak yerine umutlu ve toparlanmış bir kapanış tercih ettim; ama dediğiniz gibi, bu seçim bazen gerçek hayattaki karmaşaya ters düşebiliyor. Emin olun, başka romanlarımda (özellikle yakın zamanda çıkacak olan İnkıraz’da) o eşikte daha cesur buluşacağız; kırılmalar, belirsizlikler ve belki de tam bir huzursuzluk daha belirgin olacak. Tekrar elinize, kalbinize, zihninize sağlık. Bu tür okumalar ve paylaşımlar motive ediyor, yol gösteriyor. Çok teşekkür ederim.
Dilek Bilgin
Gönderi Sahibi
Mehmet Bey, bu kadar özenli bir yanıt vermiş olmanız beni gerçekten çok mutlu etti. 😊 İncelememin sizde bu şekilde karşılık bulması benim için de çok değerli. Özellikle final konusundaki açıklamanız ve sonraki romanınıza dair verdiğiniz İpuçları merakımı daha da artırdı. Güzel sözleriniz için içtenlikle teşekkür ederim.🙏 yayımlanacak romanınızı merakla bekliyorum.😊
Son zamanlarda okuduğum en iyi Türk romanı desem yeridir. Yaptığınız incelemeye katılıyorum. Dili, anlatımı, ters köşeleriyle fevkalade bir eser. Genç yazarlarımızın cevherini ortaya koyan ve desteklenmesi için çığır açıcı bi eser bu. Umarım tüm kitap sevenler okur ve paylaşır. 🫰🏻
Dilek Bilgin
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim. İncelememde sizde de karsılık bulan yerlerin olmasına sevindim. 😊 Ben de özellikle dilini ve kurduğu akıl oyunlarını çok etkileyici buldum. Daha fazla okura ulaşabilmesi temennisiyle… 🙏
Kurgusuyla,akıl oyunlarıyla son sayfaya kadar akıcılığını korumuştu.Sizin de emeğinize sağlık Dilek hanım.
Dilek Bilgin
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim Gülümay Hanım. Ben de özellikle kurgudaki akıl oyunlarından ve ritmini metnin sonuna kadar korumasından etkilendim. Ortak düşüncede buluşmuş olmamıza sevindim. 😊
Severek okuduğum bir kitaptı.