Reyhan Çınar’ın incelemesi, İstanbul Türkçesi’ni teknik bir kural yığını değil, bir "zarafet mirası" ve "anlatma ahlakı" olarak sunduğu için çok kıymetli. Sizin de bu görüşlere katılarak kendi dil alışkanlıklarınızı sorgulamanız, Türkçeyi sadece bir araç değil, bir üslup disiplini ve kimlik göstergesi olarak sahiplendiğinizi kanıtlıyor. Bu farkındalık, dili mekanik bir yapıdan çıkarıp onu yaşayan bir kültürel hafıza ve nezaket nişanesi olarak hayatınıza dahil etme arzunuzun en somut göstergesidir. Nazik incelemeniz için teşekkür ederim. İyi okumalar...