Gönderi

Derviş
Bir Yok Oluşun Destanı (M.S. 747) Adını unuttu, dualarını unuttu; ama toprağın ne söylediğini asla unutmadı. M.S. 747 yılıydı... Göktürklerin yıkıldığı, Tanrı Dağları’nın derin bir sessizliğe büründüğü karanlık yıllar. O devirde, bilgeliği dilden dile dolaşan bir yol gösterici yaşardı. Cenne Kralı Kantur’un sağ kolu, aklına danışılan, toprağın nabzını tutan bir derviş... Ancak kader, karşısına taşınması en ağır meseleyi çıkardı: Gökten düşen, dokunduğu toprağı çürüten ve hayatı karartan o kadim Cehennem Taşı. Klanlar toplandı, meşveretler kuruldu, uzun tartışmalar yapıldı. Sonunda mühürlenmiş bir karar verildi: Bu ilahi öfkeyi durduracak olan kişi bir "insan" olmalıydı. Kral Kantur, adaleti her şeyin üstünde tuttuğu için bu ağır karara karşı çıkmadı. Derviş, bir gece yarısı sessizce çağrıldı. Ne bir rüya gördü ne de bir hayal; Cehennem Taşı onu bizzat seçmiş, sesini ruhuna mühürlemişti. Çölün ortasında, yaşamın uğramadığı o ıssızlıkta taşın karşısına dikildi. Elindeki asayı, tüm varlığını ortaya koyarak göğe kaldırdı ve taşın tam kalbine indirdi. O an gökyüzü ikiye yarıldı, devasa taş büyük bir gürültüyle parçalandı ve cehennemin o uğursuz kapısı ebediyen kapandı. Patlama dindiğinde, toz bulutunun arasından dervişe dair hiçbir iz kalmamıştı. O, görevini tamamlayıp mutlak bir yok oluşa yürümüştü. Fakat taş tamamen yok olmamıştı; parçalanmış, dünyanın dört bir yanına savrulmuştu. Yıllar geçtikçe insanlar o siyah parçaları bulmaya başladılar. Kimisi onları ölümcül bir silaha, kimisi karanlık bir tılsıma, kimisi de mutlak güce dönüştürdü. Bugün "Cehennem Taşları" diye bilinen ve dünyayı içten içe kemiren o karanlık miras, işte o dervişin büyük fedakarlığı ve yok oluşuyla başladı. #türkfantastik #roman #kitap #gassal #fantastikkurgu Mehmet KorkmazMehmet Korkmaz GassalGassal
Edebiyat
·
27 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.