“İçimde çok büyük bir ağlamak var. Bir ağacın altında oturarak hem kendime, hem bütün insanlara hem börtü böceğe, kurda kuşa. Bin yıllık gözyaşıyla ağlamak istiyorum.”
Kalemini, kendisini çok sevdiğim Bekiroğlu’nun gazetede yayımlanan denemelerinin derlenip toplandığı eseridir Mimoza Sürgünü. Eser, toplamda dört bölümden oluşmakta ve her bölümde kısa kısa denemeler yer almakta.
Bekiroğlu serüvenim Nar Ağacı ile başlamıştı. Bu seferki yolculuğum ise mimoza ağacının altına, kendisinin de dediği gibi mimoza sürgününeydi. Yazar, içini döktüğü yazılarla, gezip gördüğü yerlerle, yaptığı yolculularda kendisinde iz bırakmış hatıraları harmanlandığı bir edebî şölen sunuyor bizlere. Burada da diğer kitaplarında olduğu gibi her cümlesini hayranlıkla okudum. Birçok satırın altını çizdim ve tekrar tekrar okudum bu satırları.
Birçok kişi sevmez belki ama ben yazarın şiirsel dilini, kelimeleri ilmek ilmek işlemesini, olan biteni estetize etmesini ve nahif üslubunu çok seviyorum. Deneme kitaplarını da sevdiğimden benim için okunması keyifli bir eserdi. Okudukça yorgunluklarım, kırgınlıklarım, yaşadığım burukluklar gün yüzüne çıksa da ‘İyi ki okudum’ dediğim kitaplar arasında çoktan yerini aldı. Okumak isteyenlere tavsiyemdir. Yalnız kitabı okumayı günlere yaymalısınız. Zira benim gibi bir solukta okuyup bitirirseniz boşluğa düşebilirsiniz. Kitapla ve sevgiyle kalın…
“…savaş, yakıtı masumların bedeni olan bir motordur ve tek masumun bile nâhak yere öldüğü yerde bütün evren ölmüş demektir.”
Mimoza Sürgünü