EYLÜL
Mehmet RAUF
Bazı kitapları okuyup bitirdiğimizde hikâyede geçen olaylardan daha çok hissettirdikleri kalır bizlere. 𝑬𝒚𝒍ü𝒍’de benim için tam olarak böyle bir okumaydı ve yazarımızın kaleminden de okuduğum ikinci eseri oldu.
Mehmet Rauf çok sade bir dille yazmış 𝑬𝒚𝒍ü𝒍’ü ama o sadeliğin içinde insanın içine işleyen bir hüzün var kesinlikle. Bu arada hikâyemizde büyük olaylar olmuyor aslında, daha çok karakterlerin iç dünyasını, yalnızlıklarını ve bastırdıkları duyguları okuyoruz.
Süreyya ile beş yıllık bir evliliği olan Suad(kadın) karakteri beni en çok etkileyen kişi oldu. Evliliğinde eksik kalan sevgi, kendini anlaşılmamış hissetmesi ve içten içe büyüyen o yalnızlığı…
Bunlar o kadar gerçek anlatılmış ki okurken insan ister istemez Suad’a hak veriyor. Süreyya’nın akrabası olan ve sıklıkla çifti ziyaret eden Necip ile aralarındaki bağ ise başından beri yanlış olduğunu bildiğim ama yine de kopmasını istemediğim bir durumdu. Çünkü bu ziyaretlerde hislerini açıkça söyleyemiyorlar olsa bile Suad ile Necip’in yakınlaşmasına sebep oluyor. Ama aralarındaki o sessizlik bile her şeyi anlatıyor aslında.
Necip’in içten içe kendini suçlaması, geri durmaya çalışması ama bir yandan da Suad’dan uzaklaşamaması beni çok etkiledi. Her şey o kadar yavaş ilerliyor ki kitabımızda, yaklaşan sonu hissediyoruz ama yine de “belki farklı olur” düşüncesinden de alıkoyamıyoruz kendimizi.
Ve o son…
Yangın sahnesiyle birlikte her şeyin bir anda bitmesi gerçekten o anı yaşıyormuşuzcasına bizleri de sarsıyor. Bir taraftan da bu sonun aslında en başından beri kaçınılmaz olduğunu da fark ediyoruz.
Bence kitabımız sadece yasak bir aşkı anlatmıyor. Daha çok, içindekileri söyleyemeyen insanların, sustukça nasıl kaybettiğini hatırlatıyor.
Eğer duygusu yoğun, yavaş ilerleyen ama insanın yüreğine dokunan bir kitap arayışındaysanız 𝑬𝒚𝒍ü𝒍 kesinlikle TAVSİYEMdir.
Syf: 368 Mehmet RaufEylül