Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

7/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2023 1. kitabı
Gayet sürükleyiciydi 1,5 günde bitirdim. Kavuşmaları gerekirken Mekan zaman olaylar kişiler bi hayli el verse de Suad ve Necibin arasındaki o kavuşamamayı çok güzel aktarılmış bence romanın sürükleyici olma sebebi de sizin okurken hadi oldu ha kavuştu ha kavuşacak diye bi hışımla o sayfaları çevirmeniz fakat siz o sayfaları çevirdiğinizde onların kavuşmasını, söylenmesi gereken sözlerin artık ağızdan çıkmasını dilerken bi hüzne düşüyorsunuz çünkü bu bi şeyler isteyip de söyleyememeler aşklarını şiddetle savunmaları gereken zaman da savunmamaları benim başımı kopardı yani. Hadi suad tam dedi bunu dicem repliğin sonuna demek isterdim ama demedim veya yutkundum denmesi yani gerçekleşmemiş beklentileri uzatması yazarın beni biraz sıktı
Edebiyat
EylülMehmet Rauf · Puslu Yayıncılık · 201949,9bin okunma
10/10
·368 syf.··
2026 24. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Mart 2026 19:44
EYLÜL Mehmet RAUF Bazı kitapları okuyup bitirdiğimizde hikâyede geçen olaylardan daha çok hissettirdikleri kalır bizlere. 𝑬𝒚𝒍ü𝒍’de benim için tam olarak böyle bir okumaydı ve yazarımızın kaleminden de okuduğum ikinci eseri oldu. Mehmet Rauf çok sade bir dille yazmış 𝑬𝒚𝒍ü𝒍’ü ama o sadeliğin içinde insanın içine işleyen bir hüzün var kesinlikle. Bu arada hikâyemizde büyük olaylar olmuyor aslında, daha çok karakterlerin iç dünyasını, yalnızlıklarını ve bastırdıkları duyguları okuyoruz. Süreyya ile beş yıllık bir evliliği olan Suad(kadın) karakteri beni en çok etkileyen kişi oldu. Evliliğinde eksik kalan sevgi, kendini anlaşılmamış hissetmesi ve içten içe büyüyen o yalnızlığı… Bunlar o kadar gerçek anlatılmış ki okurken insan ister istemez Suad’a hak veriyor. Süreyya’nın akrabası olan ve sıklıkla çifti ziyaret eden Necip ile aralarındaki bağ ise başından beri yanlış olduğunu bildiğim ama yine de kopmasını istemediğim bir durumdu. Çünkü bu ziyaretlerde hislerini açıkça söyleyemiyorlar olsa bile Suad ile Necip’in yakınlaşmasına sebep oluyor. Ama aralarındaki o sessizlik bile her şeyi anlatıyor aslında. Necip’in içten içe kendini suçlaması, geri durmaya çalışması ama bir yandan da Suad’dan uzaklaşamaması beni çok etkiledi. Her şey o kadar yavaş ilerliyor ki kitabımızda, yaklaşan sonu hissediyoruz ama yine de “belki farklı olur” düşüncesinden de alıkoyamıyoruz kendimizi. Ve o son… Yangın sahnesiyle birlikte her şeyin bir anda bitmesi gerçekten o anı yaşıyormuşuzcasına bizleri de sarsıyor. Bir taraftan da bu sonun aslında en başından beri kaçınılmaz olduğunu da fark ediyoruz. Bence kitabımız sadece yasak bir aşkı anlatmıyor. Daha çok, içindekileri söyleyemeyen insanların, sustukça nasıl kaybettiğini hatırlatıyor. Eğer duygusu yoğun, yavaş ilerleyen ama insanın yüreğine
EylülMehmet Rauf · Puslu Yayıncılık · 201949,9bin okunma
Puan vermedi·368 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
Bazen bir roman sadece bir aşkı anlatmaz. İnsanın içinde büyüyen eksikliği ve sustuğu duyguların ağırlığını anlatır… Eylül – Mehmet Rauf Mehmet Rauf’un 1901’de yazdığı Eylül Türk edebiyatının ilk psikolojik romanı olarak bilinir.Puslu Yayınları tarafından yapılan yeni baskısıyla yeniden raflarda yerini almış. Suad ve Süreyya’nın evliliği dışarıdan bakıldığında sakin ve huzurludur. Ama bu huzurun içinde fark edilmeyen bir boşluk vardır. Necip’in bu hayatın içine girmesiyle birlikte o boşluk yavaş yavaş görünür hale gelir. Başta sadece bir yakınlık gibi duran şey zamanla daha derin bir duyguya dönüşür. Ama bu duygu açıkça yaşanamaz. Çünkü bazı hisler ne kadar güçlü olursa olsun dile gelmez. Suad’ın içindeki eksiklik, Necip’in içindeki çelişki…İkisi de aynı duygunun içinde sıkışır ama hiçbir şey tam anlamıyla yaşanmaz. Kitap boyunca İstanbul’un o eski hali,yalılar ve odalar arasında ilerleyen bir hikaye okuyoruz. Ama asıl anlatılan mekanlar değil insanların içidir. Karakterlerin suskunlukları,kararsızlıkları ve geç kalmışlık hissi çok derinden hissettiriliyor. Eylül okurken sizi yormayan ama bittikten sonra içte bir iz bırakan bir roman. Aşkı değil daha çok yaşanamayan duyguları anlatıyor. Hazırsanız… İçinde kalmış bir duygunun nasıl büyüdüğüne bakalım… Belki mesele sadece sevmek değildir. Belki mesele o duyguyu yaşayacak zamanı kaçırmaktır… Ve bazen en ağır şey… Söylenmemiş bir duyguyla yaşamaya devam etmektir.
EylülMehmet Rauf · Puslu Yayıncılık · 201949,9bin okunma
8/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2024 5. kitabı
Uzun bir aradan sonra Türk Edebiyatına Eylül romanıyla geri döndüm. İlk yüz sayfa ''Hadi artık bir olaya bağla yeter!'' serzenişleri yaptırtsa da dilin kullanımının bu denli ustaca oluşu edebiyat severler için büyük keyif gerçekten. Psikolojik çözümlemeleri yoğun tasvirlerle sayfalarca anlatmış yazar ve bunun hakkından büyük bir yetkinlikle gelmiş.. Diğer yandan kurgu insanı çileden çıkartırcasına uzatılmış zaman zaman. Sayfalar geçiyor ama bir bakıyorsunuz hala bir ilerleme kaydedilmemiş oluyor. Neredeyse son sayfalara kadar neler olacağının merakı peşinizi bırakmıyor. Sabırlı olmayan okuyucular biraz zorlanabilir ama genel çerçevede kitabın sunduğu edebi lezzet ve -öyle veya böyle- senaryo insanı tatmin ediyor. Çok memnun kaldım. İlk kez Mehmet Rauf'u okumuş oldum. Herkese tavsiye ederim. BUNDAN SONRA SPOİLER VARDIR! Kurgudaki Türk dizilerini aratmayan dramatik aşk, insanı ister istemez bazı ahlaki sorgulamalarla boğuşturuyor. Bir yandan görücü usulü evliliklerin diğer yandan boşanma durumunun toplumsal baskının kucağında büründüğü bataklık hali... Mecburen yapılan ve ardından mutlu olunamayan evlilikler... Hacer karakteri, Fatin'i tanımış olsa evlenir miydi hiç? Suad, Süreyya ile uyumsuzluklarını fark edebilmiş olsa ikisine de yazık olur muydu? Peki ya, insan evliliğinde mutlu değilse aldatmaya hakkı mı olur yani? Fikren bile olsa bu ne kadar doğrudur? Elbette bu bir roman ve konuyu bu şekilde işlemesi gayet beklenebilir bir durum. Psikolojik analiz ve dahi bunun betimlemesi için doğru seçilmiş bir senaryo bile denebilir belki. Suad ve Necip'in iç dünyaları o kadar iyi tasvir edilmiş ki... İhanetin çamuruna bile isteye usul usul batan bir aşk bana göre anlatılan. Bundaki iğrençliğin farkında ama yine de sürekli muhattap olma durumunun görünmez tuzağıyla
Psikoloji
EylülMehmet Rauf · Puslu Yayıncılık · 201949,9bin okunma
Puan vermedi·368 syf.··
2024 20. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 13 Ekim 2024 15:05
"Eylül! birkaç gün hava ne kadar güzel olsa da bu kadarcık geçici güzelliğe bile minnettar olunması gereken bir aydır. içine, birkaç gün boyunca kışın saldırılarından dolayı bir parça acı düştüğü için o güzel havaların, yaz mevsiminin artık geçmiş, sadece mazi olduğunu hissettiren bir keder ve hasret ayı.." öncelikle yazarın anlatım tarzı fazlasıyla hoşuma gitti. kitabı okurken beni içine aldığını kesinlikle hissettim. başta -isimleri yüzünden- karakterlerin rollerini anlamakta zorlansam da alıştıktan sonra çok sorun etmedim, hatta isimlerinden dolayı kitabı bırakanları duyunca çok şaşırmıştım. kitabı okurken her kısımda duygu ve düşüncelerim o kadar değişkenlik gösterdi ki. bi yandan necible, bi yandan suadla, bi yandan da süreyyayla kurduğum empatiler beni çok etkiledi. kimi desteklediğim hakkında hiç bi fikrim yok yani. suad necible, süreyyayla tanışmadan önce karşılaşsaydı belki sonları farklı olabilirdi. gerçi o zaman necibin hareketleri suada karşı diğer kadınlara davrandığından farklı mı olurdu orası şüpheli. kitaptan oldukça memnun kaldım, ve bu yüzden yazarın başka kitaplarını da okumayı planlıyorum.
Edebiyat
EylülMehmet Rauf · Puslu Yayıncılık · 201949,9bin okunma
Puan vermedi·368 syf.··
2025 2. kitabı
Biraz bu kadar derin bir aşk hikayesi deneyimlenmeden yazılmaz diyerek biraz da romanın yazıldığı dönemin fikri yapısına vâkıf olmak gayesiyle Rauf'un biyogrofisine baktıktan sonra romanın Necip'iyle özdeşleştirdikleri birkaç söylentiye denk gelsem de bunlara ehemmiyet vermeyip böylesi tutkulu bir aşkın üzerimdeki tesiriyle incelememe devam ediyorum. " Deneyimlenmeden bilinmez" denilen hislerin satırlardaki masum duruşuna aldanıp sözcüklerin, gözlerden vücuda yayılıp ardından tüm bedeni saran , zihni bulanıklaştıran etkisinden uzun süre kurtulamazken bu aşktan muzdarip, Necip ve Suad'a hüzünlenmekten başka bir şey de yapamıyorum. Necip- Suad aşkının odağındaki spot ışıklarının ve ancak onların gölgesi ölçüsünde yer alan diğerlerinin mayası bozuk kişiliklerini ne kadar abartı bulsam da roman realizmi deyip susuyorum. " Yoğun duygu içerir" uyarısı ile romanın herkese hitap etmediğini ve sonlara doğru iyice baydığını çünkü tekrara düştüğünü eklemek isterim. Dönemin iyi hâlli kesiminin sosyal yaşantısı hakkında az çok fikir sahibi olacağımız psikolojik olmanın hakkını veren ilk psikolojik roman olması yönünden şans verilebileceğini düşünüyorum.
EylülMehmet Rauf · Puslu Yayıncılık · 201949,9bin okunma
Başyapıt... Peki kime göre, neye göre?
2/10
·268 syf.··
2025 23. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2025 17:51
Bugün incelemesini yapacak olduğum kitap ömrümden ömür yiyen ve uzun bir süre Türk klasiklerinden uzak durmama neden olacak bir kitap. Türk edebiyatının ilk başarılı psikolojik eseri sayılan Eylül... Binlerce kişi tarafından okunulan, önerilen, hakkında incelemeler yapılan, okullarda okutulan bu kitabı dilerseniz bir de benden dinleyin. Arkanıza yaslanın, uzun bir inceleme olacak. Eylül gerçekten kült bir eser olmayı hak ediyor mu? Kitap Süreyya, Suat ve Necip isimli üç karakterimiz arasında dönüyor. Süreyya (erkek) ve Suat (kadın) evli bir çift ve Necip de aile dostları. Süreyya bulunduğu ortamdan son derece bunalmış bir haldeyken bir nevi tatil niyetine karısı Suat'la bir yalıya taşınıyorlar ve sonra dostları Necip de onlara misafir olarak geliyor. Süreyya ve Suat mutlu ve hallerinden mesut bir çift. Necip ise kadınlara güven olmayacağını düşünen biri ve dolayısıyla evlenmeye hayatı boyunca hiç yanaşmamış. Ancak yalıda bulunduğu süre zarfınca Süreyya ve Suat'ın ne kadar mutlu olduğunu görüyor ve acaba, diyor, acaba gerçekten böyle mutlu evlilikler mümkün mü? Cidden Suat gibi melek kadınlar da var mı? Ve bu şekilde başta çiftin mutluluğuna, ardından Suat gibi birinin hayaline ve en sonunda ise Suat'a aşık oluyor. Yorumuma geçmeden önce çok içtenlikle söylemek istediğim bir şey var. Allah belanı versin Necip, sevgiler <3 Bu kitabı okuma nedenim edebiyat okuma sınavımı bu kitaptan olacak olmamdı. Bana bu kitabın denk düştüğünü duyan arkadaşlarımdan biri öyle bir kitap ki kaldığın yeri kapatıp başka bir yerden devam etsen de değişen hiçbir şey olmuyor demişti. O kadar haklı ki... Kitabın doğru düzgün bir olay örgüsü yok. İki yüz küsür sayfa boyunca boğucu betimlemeler, asla umurumda olmayan ve nefret kustuğum karakterlerin ruhsal tasvirleri ve Necip ve Suat'ın o
EylülMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202549,9bin okunma
uzun ve detaylı bir inceleme isteyen varsa.. buyurunuz
Puan vermedi·256 syf.··
2021 27. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2021 08:29
Türk edebiyatının ilk psikolojik romanı kabul edilen, Mehmet Rauf’un ''İlk eserim son üstadıma'' ifadesiyle Halit Ziya Uşaklıgil’e ithaf ettiği romanı, Eylül. Eylül, benim Mehmet Rauf’tan okuduğum ikinci eser oldu. Öncesinde Genç Kız Kalbi’ni büyük bir hayranlıkla okumuş ve çok sevmiştim. Yazarın, özellikle bir erkek yazarın, içinde yaşadığı dönemde böylesi bir kitap yazması, toplumsal eleştirilerini sakınmadan dile getirmesi, savunduğu fikirleri bende büyük bir hayret ve sevgi oluşturmuştu. İyi ki de Mehmet Rauf’u okumaya o eserle başlamışım. Çünkü direkt Eylül’ü okusaydım yazara dair düşüncelerim şimdikinden bir hayli farklı olurdu. Zira Genç Kız Kalbi, benim gözümde ve gönlümde Eylül’den öndedir. Eylül edebiyatımız içinde bir baş yapıttır gerçi, orası ayrı. Mehmet Rauf, Eylül’ü yazma hikâyesini şu şekilde anlatmıştır: ''Fikret gazeteye yeni bir tefrika arıyordu. Bir gün konuşurken tefrika için bana teklif etti… O esnada bir gün Halit Ziya’nın yanındaydım. Biz konuşurken kendisinin ziyaretine bir genç geldi. Lakırdı arasında bunun o hafta evleneceğini öğrendim. Düğünden ve düğünden sonraki tasavvurlarından bahsederken, bu adam balayını Büyükada’da geçirmek istediğini, orada tuttuğu köşkü döşettiğini anlatıyordu. Ben Halit Ziya’nın gözlerinde acı bir esef bulutunun karardığını fark ettim. Ve bana öyle geldi ki ruhu artık böyle bir saadetin kendisi için imkânsız olduğunu anlamaktan kaynaklanan bir acıyla burkulmuştu. İşte Eylül’ün esasını teşkil eden fikri, yani gençliğin akar bir su, esen bir rüzgâr gibi, engellenmesi ve geciktirilmesi mümkün olmayan bir surette uçup gittiğini takdir etmek, eylülde baharın geri gelmesi nasıl imkânsızsa şimdi her şeyin faydasız olduğunu anlamak, ziyan olarak geçen günlerin hasretiyle harap olmak fikrini buradan kaptım. Bu fikir bana
EylülMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202549,9bin okunma
“Bana Göre Aşk Bu Dünyadaki En Tehlikeli İnançtır!”
Puan vermedi·365 syf.··
2025 30. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Eylül 2025 14:13
OKUNABİLİRLİK: “Dil zarif ve akıcı, ancak yoğun psikolojik tahliller ve uzun betimlemeler okuru yer yer yorabiliyor. Cümleler büyüleyici olsa da, olay örgüsünün zayıflığı hikâyeyi geri planda bırakıyor.” FİKRİN DERİNLİĞİ: “Aşkı ahlaki yargılardan uzak, psikolojik bir düzlemde ele alıyor. Suat ve Necip’in evlilik, vicdan ve tutku arasındaki ruhsal çatışmaları, dönemin baskılarını aşan bir gerçeklikle aktarılmış.” KURGU: “Basit bir olay örgüsü var; derin duygularla dengelenmiş, ancak olayların azlığı dramatik ilerleyişi zayıflatıyor. Final, yangın sahnesiyle metaforik olarak güçlü, ancak aceleye gelmiş hissettiriyor.” KARAKTER: “Suat ve Necip’in iç dünyaları son derece iyi işlenmiş; Süreyya'nın pasifliği ise trajediyi güçlendiriyor. Karakter tahlilleri, romanın en güçlü yönü.” GENEL ETKİ: “Yavaş ama derin bir roman. Hızlı kurgu bekleyenler için sabır isteyen, karakter derinliği ve duygusal yoğunluk arayanlar içinse doyurucu bir deneyim.” Aşk insana her şeyi yaptırır. Yapmam dersin, etmem dersin, hatta sevmem dersin; ama bir bakmışsın, onu sadece bir saniye görmek için yarını beklersin. Öyle şey mi olur diye ayıplarsın, ama başına gelince anlarsın. Aklın tavsiyede bulunur: “Böyle şeylerden uzak dur!” dersin; ama bir bakmışsın, cehennemin alevlerini göze almışsın. En akıllısını, en mantıklısını öyle bir hale getirir ki, inanamazsın. Mehmet Rauf’un Eylül’ü, Türk edebiyatında psikolojik çözümlemenin en güçlü örneklerinden biri olarak anılır ve ben romanı okuduktan sonra şunu düşündüm; bu unvanı fazlasıyla hak ediyor. Çünkü yazar, karakterleri yalnızca betimlemiyor, adeta içlerinde yaşıyor. Suat, Süreyya ve Necip arasındaki üçgen, klasik bir “yasak aşk” hikâyesi gibi görünse de aslında iki ruhun çarpışması. Fiziksel değil, sessiz ama yakıcı bir aşkın hikayesi. Gözlerle
EylülMehmet Rauf · İnkılap Kitabevi · 201749,9bin okunma
8/10
·365 syf.··
2025 181. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Eylül 2025 23:41
Eylül – Mehmet Rauf “Eylül”, ilk bakışta bir yasak aşk hikâyesi gibi görünse de aslında ruhun daraldığı, kalbin konuşamadığı bir iç dünya romanı. Mehmet Rauf’un dili öyle incelikli ki, satırların arasında kelimelerden çok sessizlik yankılanıyor. Süreyya, Suat ve Necip arasındaki bu üçlü ilişkide asıl anlatılan şey aşk değil — toplumun bastırdığı duygularla boğulan insan ruhu. Suat, duygularını saklayan, içindeki fırtınayı susturmaya çalışan bir kadın. Onun çekingenliği, vicdanı, tutkusu… her biri dönemin kadınına biçilen rolleri sorgulatıyor. Necip ise duygularını bastırdıkça daha derine gömülen, kendi suskunluğunda kaybolan bir erkek figürü. Bu yönüyle o da aslında Suat kadar çaresiz. Romanın en büyük gücü, psikolojik derinliğinde. Mehmet Rauf karakterlerinin iç konuşmalarını, vicdan çatışmalarını öyle sade ama etkili bir dille yansıtıyor ki, bazı sayfalarda hikâyeden çok bir insanın zihnini okuyormuşsun gibi hissediyorsun. Ayrıca “Eylül”ün atmosferi başlı başına bir karakter gibi — melankolik, durgun, bastırılmış… tıpkı kahramanlarının iç dünyası gibi. Ama elbette eksikleri de var. Roman, özellikle ikinci yarısında fazla ağır ilerliyor. Sürekli iç çözümlemeler, benzer duyguların tekrar edilmesi bazen okuru yavaşlatıyor. O dönemin süslü Osmanlıca üslubu, bugünün okuru için yer yer yorucu olabilir. Ayrıca hikâyede “aşkın trajedisi” çok güzel işlenmiş olsa da, toplumsal yönü biraz geri planda kalıyor — yazar, karakterlerinin iç dünyasına o kadar yoğunlaşıyor ki, dış dünyanın sesi neredeyse hiç duyulmuyor. Yine de Eylül, Türk edebiyatında duyguların derinliğini ilk kez bu kadar cesurca gösteren bir dönüm noktası. Suat’ın sessizliği, Necip’in içsel çöküşü, Süreyya’nın fark edemediği uzaklık… Hepsi, insanın hem kalbine hem vicdanına dokunan bir iç hesaplaşma
EylülMehmet Rauf · İnkılap Kitabevi · 201749,9bin okunma

Yazar Hakkında

Mehmet RaufYazar · 40 kitap
Mehmed Rauf Servetifünun romancılarından, 1875 yılında doğdu, 1931 yılında İstanbul'da öldü. Bahriye Mektebi'ni bitirdi (1893), deniz subayı oldu, staj için Girit'e (1894), Kiel kanalının açılış töreninde bulunmak üzere Almanya'ya (1895) gönderildi, dönüşte İstanbul'da Tarabya'da elçilik gemilerinin irtibat subaylığına atandı. 1908'den sonra bahriye'den ayrıldı, hayatını yazarlıkla kazanmaya başladı. Cumhuriyet devrinde kadın dergileri çıkardı, ticaretli uğraştı. On altı yaşındayken yazdığı Düşmüş adlı hikayesini İzmir'e, Halit Ziya'ya göndermiş, Halit Ziya da Hizmet gazetesinde basmıştı, daha sonra İstanbul'da Mektep dergisinde yazıları çıktı. Halit Ziya, Cenap Şehabettin, Hüseyin Cahit'le böylece önceden tanışan Mehmed Rauf, sanatının en başarılı eserini Eylül romanıyla verdi; psikolojik roman örneği olan Eylül'de olduğu gibi öteki eserlerinde de özellikle aşk maceralarını konu yaptı. Romanları: Eylül (1901), Genç Kız Kalbi (1925), Böğütlen (1926), Define (1927), Son Yıldız (1927), Kan Damlası (1928), Halâs (1929) Hikâye Kitapları: İhtizar (Cançekişme, 1909), Âşıknâme (1909), Son Emel (1913), Hanımlar Arasında (1914), Bir Aşkın Tarihi (1915), Üç Hikâye (1919), İlk Temas İlk Zevk (1923), Aşk Kadını (1923), Eski Aşk Geceeri (1924) Mensur Şiir: Siyah İnciler (1901, 1925) Oyunlar: Ferdi ve Şürekâsı (1909, filme de alındı: 1917), Cidal (Kavga, 1911), Sansar (1920), Ceriha (Yara, 1927)