İnançsız Mabet
m.starmakerstudios.com/a-vue3/playreco... Ey tanrıcıklarım adlarını içimdeki eksiklerden türettiğim, sessizliğime hükmeden görünmez varlıklar… size tek tek sesleniyorum. Sen, takdirle şekil veren gözler tanrısı— beni bana değil, başkalarına gösterdin. Alkışla büyüttün, suskunlukla küçülttün. Artık aynayı sana tutmuyorum. Sen de dinle içimde yer açtığım o koşulsuz sevgi tanrısı… her şeyi kabul etmek sandım seni, kendimden vazgeçmek pahasına. Sevilmek uğruna silindiğim yerleri şimdi görüyorum. Ve ilk kez, eksilmeden duruyorum. Sen vardın kontrol tanrısı... Her ihtimali hesaplayan, her duyguyu dizginleyen. Beni koruduğunu sandım, oysa sadece daralttın. Şimdi belirsizliğe biraz yer açıyorum. Sen, geçmiş tanrısı… her anımı saklayan, her hatamı tekrar tekrar önüme koyan… beni olmuş bitmiş şeylere bağlayan, şimdiyi daraltan.. Ve ben artık geri dönmüyorum sadece bakıp geçiyorum. Ve ey gelecek tanrısı henüz gelmemiş günlerle beni korkutan, ihtimallerle yoran, olmayan şeyleri olmuş gibi hissettiren… seninle yaşarken hiçbir an tam değildi. Şimdi belirsizlikle oturabiliyorum. Tanrıcıklarım... siz hep vardınız, çünkü ben sizi gerekli sandım. Bir boşluğu doldurur gibi, bir korkuyu susturur gibi… Tanrıcıklarım siz ne gökten indiniz ne de dışarıdan geldiniz. Sizi ben büyüttüm, ben yerleştirdim içime. Ve şimdi sizi yok etmiyorum sadece yerinizi değiştiriyorum. Sizi kovmuyorum. Sizi inkâr etmiyorum. Sadece artık önümde yürümüyorsunuz. Peki şimdi buna ne denir? Zafer mi bu yoksa sadece silah bırakmak mı? Kaybettim mi onca yılın savaşını, yoksa ilk kez hiç savaşmamayı mı öğrendim? Tanrıcıklarım küçüldü diye mi büyüdüm, yoksa onları gözümden indirdiğim için mi nihayet kendime baktım? Affetmek dediğim şey bir yücelik mi, yoksa artık taşıyamayacak kadar yorulmak mı? Bunca yıl iman etmeden tapınmışım şimdi inanmayarak mı özgürüm, yoksa ilk kez gerçekten kendime mi inanıyorum? Ve en çok da şimdi kimim ben? Tanrıları olmayan biri mi, yoksa artık kendini tanrılaştırmayan biri mi? Başlık mı arıyorum hâlâ... yoksa ilk kez, hiçbir şeye ad koymadan kalabilecek miyim? İnançsız Mabet mi demeliyim? Ey okuyucu, şimdi sana bırakıyorum: Bu metin hangi adla nefes alsın sence? Ben söylemiyorum. Senin bakışında, senin sessizliğinde de var. İster kendi tanrıcıklarını çağır, ister onları bırak; Anlam yalnızca benim değil. Bakışında, duruşunda, nefes alışında da şekil buluyor. Seçim tamamen sana ait; bırak metin, seninle birlikte var olsun. 𝑆𝑒𝑖𝑟𝑖𝑜𝑠𝑒𝑙𝑙𝑖𝑠
··1 alıntı·
10,1bin Gösterim
13 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Nietzsche’nin “ Tanrı öldü “ dediğinde kastettiği, eskilerin apollonik özelliklere sahip, otoriter, insan hayatında mutlak söz sahibi olan ve baba figürüne sahip tanrıların ölmüş olduğuydu. Artık bu dönem eski dönem tanrıları yerine, Nietzsche’nin bir nevi ön duyurusunu yaptığı post modern döneme uygun bir şekilde, daha belirsiz, şekilsiz, içeriksiz ve hatta cinsiyetsiz tanrılara bıraktı.
E
Gönderi Sahibi
Kesinlikle katılıyorum, Nietzsche’nin Tanrı öldü’sü, sadece metafizik bir fikir değil bizim içimizdeki mutlak, biçimlenmiş, otoriter tanrı figürlerinin çöküşü demek
Yine döktürmüşsün, beni çooook eskilere götürdü... #266495870
E
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim. Yazına kalemine sağlık 🙏🏼 Sanırım silah bırakmak, savunmasız kalmak değil kime karşı savaştığını fark etmektir
🤔
E
Gönderi Sahibi
@anastomoz Tam yerinde bir söz bıraktınız. Ben de bir şiir bırakayım.. ibrâhîm içimdeki putları devir elindeki baltayla kırılan putların yerine yenilerini koyan kim güneş buzdan evimi yıktı koca buzlar düştü putların boyunları kırıldı ibrâhîm güneşi evime sokan kim asma bahçelerinde dolaşan güzelleri buhtunnasır put yaptı ben ki zamansız bahçeleri kucakladım güzeller bende kaldı ibrâhîm gönlümü put sanıp da kıran kim Asaf Halet ÇELEBİ
E
Gönderi Sahibi
NedStark Ah Nietzsche, işte şimdi içimdeki tanrılardan özgürüm. Kendi değerlerimi kendim yaratıyorum. Bu imansızlık değil, kendi içsel dindarlığımın farkına varış